Herkese selam ben geldim.
Hem yeni bölüm, hem de yılbaşı özel bölümümle karşınızdayım.
Dikkat = yakıcı bir bölümdür bilginize, +18 bollu bölüm!
İyi okumalar kusursuz güzellerim❤️
♠️
Bir ruh üflenirdi bedene ve yeni bir ruh dirilirdi vücut olarak. Ölü bataklığın içindeki solan çiçekler alkışlardı yeni bedene üflenen ruhu. O beden ki, bir gün pranga gibi takılacaktı birilerinin boğazına. O beden ki, bir an her şeyi geride bırakıp dönüp arkasına baktığında, alnında toplanan teri rahatlıkla silebilecekti. O beden bir gün aldığı nefesinin arasına güzel çiçeklerin tohumunu sıralayacaktı. Çünkü o beden, kökünü acımasızlığın toprağından yeşertmişti..
Kendimi hafif hafif sallanır vaziyette hissediyorken, kucağımda duran oğlumun işaret parmağı çenemin ucuna dokunuyordu. Brand, ikimizi birden kucaklamış, bense oğlumu karnıma iyice yaslayıp sanki kağıt parçası gibi üzerimden uçacak korkusuyla her an daha sıkı bedenime bastırıyordum. Doğalı birkaç saat dahi olmamasına rağmen hâla o güzel çekik gözlerini açıp bizimle tanışmamıştı. Yalnızca kıpırdamakla yetiniyordu.
Brand'ın hasret kokulu nefesi kulağımın tam üzerinde gezintiye çıkmıştı. İçimi sıcacık yapan o nefes, dudaklarından kesik kesik dökülse de heyecandan kendini yediğinin farkındaydım. Oğlumun çeneme değen incecik işaret parmağına buse kondurduktan sonra yorgun harelerimi Brand'ın en az benim kadar yorulan bakışlarına doladım. İki gözünün rengi farklı olsa bile görülen duygu yoğunluğu birebir aynıydı.
Terimin kuruduğu ve hafif yapışık olduğu alnıma kendi alnını yasladı. Birbirine giren beyaz ve kırmızı saç tellerinden birkaç tutamı alnımın üzerine yapıştı. Burnunun ucu burnuma değiyorken, "Ölüyorum sana" diye fısıldadı. İçimi sıcacık yapan sesi kesik nefesiyle bir arada kulağıma dolmuştu. Heyecandan titrek bir nefes alırken, alnımı teninden ayırıp arkamızdan gelen Erin ile Daryl'a çevirdim. Erin olmasaydı doğumdan sağ salim çıkacak gücü kendimde bulamayabilirdim. En az benim kadar yorulmuş, kızıl küt saçları iç içe girmişti. Üstüne üstlük doğumdan hemen sonra yarım yamalak bile olsa yapabildiği bütün büyüyü kullanıp, beni bacak aramdaki acıdan bertaraf etmişti. Sanki hiç doğum yapmamış gibi yenilenmiştim onun sayesinde.
Gözlerimiz kesiştiğinde, "Teşekkür ederim Erin." dedim. Aramızdaki mesafeyi hiç düşünmeden kapatarak oğlumun seyrek saçlarına eğilip alnının bitimine öpücük kondurdu. "Bu sıpayı senden koparmak kolay olmadı."
Daryl, yanımıza ulaştığında, Erin'in dudağını kondurduğu aynı yere busesini gömdü. Sanki oğlumun üzerinden Erin'i hissetmek istemişti. Onun dudaklarının sıcağını oplumun teninden almak istemişti. "Hoşgeldin, delikanlı." dedi düz bir sesle. "Boklu dünyaya doğdun biraz ama olsun." hafif güler gibi olmuştu. Erin'in keskin bakışları Daryl'ın alnının sağında toplanan sarı saçlarına döküldü.
Yüzünü santim santim inceleyerek burnundan dudağına doğru kayan bakışından sonra yanaklarında kızarmalar meydana geldi. Brand, boğazını temizkedikten sonra bizi odamıza doğru döndürdü. "İyi geceler, siz de odalarınıza gidip dinlenseniz iyi olacak." dedi. Daryl ile Erin'in bakışları birbirine değdi. Ardından bize döndüklerinde Brand'ı onaylar nitelikte kafa sallayıp arkalarını döndüler.
Brand, bizi kucaklıyor olmasına rağmen odanın kapısını tek eliyle rahatlıkla açmıştı. Ayakkabısından çıkan tok ses zemini tokatlarken, kısa bir an gözlerime bakıp tekrar yürümeye devam etti. Kapıyı tek ayağıyla kapatmaya yeltendiği sırada, tek kolumla oğlumu sağlama almışken, diğer elimi omzunun üzerinden uzatıp kapıyı ittirdim. Kapanmasını sağlayacak son vuruşu topuğuyla kendisi halletmişti. Sıcacık dudaklarını alnıma bastırdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAN MAVİSİ
ParanormalMumun içinde eriyen bedenlerdik. Mumun üzerinden gökyüzüne dağılan ince dumanında bir parça bizden vardı ve gökyüzünde ruhlarımızla raks ediyordu tenimiz. Tek bir farkla. Ruhumuz... Hatta bedenlerimiz bile birbirine saplı şekilde dans ederken, zihni...