MEDYA :AREL
Babaannem ve annem buradaydı, dedemler de yanlarında oturuyorlardı. Bizim evimizde kaç yıl sonra yine aynı yerlerindeydiler.
"Siz... Sizlerin ne işiniz var burada?" şaşkınca sormuştum.
Babaannem ve annem bana dolu gözlerle bakıp gözleri beni kaç kere taradı, sayamadım. Ali dedem, annemin babası konuştu. "Gelmesem miydik kızım?" Resmen soru sormamış, direk "Sanane" der gibi davranmıştı. Arel konuştu, "Keşke haber verseydiniz, hazırlık yapardın, evde olurduk," dediğinde, Vedat dedem konuştu.
"Haber vermemiz mi gerekirdi? Hem kızım, sen bekar değil misin? Hani boşanmıştın, yine bu evdesin." Koltuğa geçip oturdum. Yine Arel benden önce cevapladı. "Oğlumuz var bizim, Vedat Bey. Geldiğiniz iyi oldu. Hepinizin nikahımızdan sonra Toprak'a bakacak biri bulamamıştık," dediğinde, iki dedem de Arel'i hiç sevmediklerini çok belli ediyorlardı, sanki beni seviyorlardı da damatlarını sevmiyorlardı.
"Ne dersin lan sen, torunumu hamile bırak, bir de başkalarıyla birlikte ol, tekrar bizim saf kız seninle evlensin, bu sefer kabul etmiyorum," Ali dedem dediğinde, Vedat dedem de onaylamıştı.
Arel de sinirliydi. "Hiç torununuzun çocuğunu hiç gördünüz mü? Kaç yıldır torununuzu suçluyorsunuz? Anlatsana, sizin yüzünüze Toprak oğlum ölebilirmiş, haberiniz var mı? Size geldiğinde anlatmak için kapıya neden attınız? Tamam, attınız, neden arkasından bile bakmadınız? Söylesenize, Ali Bey, Vedat Bey, kaç gün hastanede kalmış, sizin yüzünüze haberiniz var mı? Yada bunu geçtim." Nefes alırken aklıma anılar geldikçe ağlıyordum. "Doğumdan sonra sizi aramış, Olcay bir bir duymasa yalan sanıcam, ama siz neler demişsiniz? Kendi torununuza, 'Ben asla karımı aldatmadım, annemi bilirsiniz' demiştiğinde annanem ve babaannem onayladı. İşte o düzenlemiş her şeyi, annemin yüzüne, benim 5 yılımı, bizim yıllarımızı çaldı, annem," dediğinde bana sıkıca sarılmıştı.
"Şimdi kovmuş gibi olacağım, ama müstakbel eşim, sizin yüzünüze daha fazla üzmek istemiyorum. Yarın çok önemli bir günü var," diyip evdeki yardımcı kadını çağırıp kapıyı göstermesini istediğinde başımı iyice Arel'in göğsüne gömdüm. Kapı sesi gelince seslice ağlamaya başladım.
"Şşşşş, güzelim, geçti ama bak, söz, 4 tane daha çocuk yaptığımızda hep yanında olacağım. Söz, belki daha da çok bu çatlaklara biraz daha alışman lazım," dediğinde gülmeye başladım.
"5 çocuklu bir anne kulağa biraz korkunç geliyor. Düşünsene, senden iki tane daha, benim gibi 2 kız daha. Aman Allah'ım, kaos eksik olmaz," dediğimde kahkaha attı. Çok yakışıyordu ona gülmek, güldüğünde dudağına öpücük bıraktım ve geri çekildim. Biraz daha geri çekilemedim, çünkü beni koltuğa iyice yatırıp öpmeye başlamıştı. Biraz daha öpüşmeye devam ediyorduk ki kapı çalmaya başladı. Hızlıca onu üstümden itip yanımdaki telefonla dudağıma baktım.
Gelen kişi Asyalardı ve yanında küçük Ali de vardı. Kalkıp Ali'yi kucağıma aldım ve yerime geri oturdum. "Küsmüşsün bana, Lâl?" çekingen bir şekilde sormuştu. Ona döndüm, "Küs değilim, ama bir daha aynısını yaparsan, ciddiyim, bir daha konuşmam," dediğimde bir "oh" çekip koltuğa yayıldı.
Ali'nin o güzel yanaklarından öptüğümde gülmeye başladı. Asya da söylenmeye başladı, "Eşek sıpası, biz öpmeye çalışınca saçımızı yolmasın, halası öpünce gülücükler saçsın. Kendimi üvey anneler gibi hissediyorum bir an," dediğinde gülmeye başladım. Arel Ali'yi hiç kucağına almadığı aklıma gelince hafifçe ona doğru uzattım, ama beni durdurdu. "Alamam, düşer falan, şunun çenesiyle uğraşamam," dedi. Arel'e tatlış tatlış baktım, "Lütfen alır mısın kucağına, yardım edeceğim bak," diyip Ali'yi uzattığımda, ilk kez ellerinin titrediğini gördüm. Nasıl tutması gerektiğini gösterdim, ve ben de koltuğa iyice yayıldım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BENİM LÂL HAYATIM
ChickLitSekreterine gülümseyip elimdeki kutuyu salladım sessizce sır verirmiş gibi söyledim "hamileyim haber vermeye gidiyorum " "çok sevindim lâl hanım tebrikler" gülerek kapıya tıklamadan açtığımda gülümsemem yüzümde soldu arellin bacağında kadın oturuyor...