Bölüm 3: Kahve

31 1 0
                                    

 Soluduğum sıcak nefesle gözlerimi araladığımda yeşil bakışlarla karşılaşıyorum. Ne olduğunu algılamaya çalışırken arabada olduğumuzu ve Koray’ın benim üzerime doğru eğilmiş olduğunu fark ediyorum. Köşeli jetonumun düşmesini beklerken gözlerimi şaşkınca kırpıştırıyorum.

Koray tedirgin bakışlarıyla “Ben de tam seni uyandıracaktım.” diyor.

Oradan uyuyormuş gibi mi gözüküyorum? Pardon da uyumayan birini nasıl uyandırı- Off, Allah’ım ya! Ben nasıl bir geri zekâlıyım? Sen beyin dağıtırken ben ne yapıyordum acaba, cidden çok merak ediyorum. Arabanın camından bakarsan eve geldiğini görmüş olursun Derin arkadaşım. Nasıl geldiğini hatırlamadığına göre acaba o boşlukta ne olabilir? Tabi ki uyuyakalmışsın!

Her sabah okula gitmek için kalkıp erken uyanma fikrini ortaya atan kişiye küfürler yağdıran öğrenciler gibi derin bir nefes veriyorum ve ayılmak için gözlerimi ovuşturuyorum.”Nasıl uyumuşum ben ya?” diye mırıldanıyorum kendi kendime.

Koray bulunduğu durumun kolaylığıyla kapımı açıyor_ bu durum alışkanlık haline geldi, bir ara el atmak lazım_ ve “Serin hava iyi gelir şimdi.” diyor. Havanın içeriye hücum etmesiyle beraber tüm hücrelerim harekete geçiyor ve yüzüme çarpan serin rüzgârla uykumun açıldığını hissediyorum.

Arabadan inip kapıyı arkamdan kapatıyorum ve hızla girişe yürüyorum. Çantamdan anahtarı çıkarmaya yeltendiğimde kapı açılıyor ve annemle karşı karşıya geliyoruz.

“Pencerede gelmemizi mi bekliyordun?”

“Sadece kulağım dışarıdaydı ve arabanın sesini duydum, o kadar.”

Gülümsüyorum ve içeri giriyorum. Annem arkamdan konuşmaya devam ediyor. “Ben de tam sofrayı hazırlamıştım, hep beraber yeriz artık.”

Merdivenlere yönelirken “Üstümü değiştirip geliyorum.” diyorum.

Evde giydiğim eşofmanlarımı üstüme geçirirken telefonumun çaldığını duyuyorum. Çantamdaki yoğun kazı çalışmalarının ardından telefonuma ulaştığımda arayanın Hande olduğunu görüyorum ve aramayı cevaplıyorum.Hande yarın için bir planımın olup olmadığını soruyor ve sonunda evde kız kıza vakit geçirmeye karar veriyoruz. Ben de hızlıca telefonu kapatıyorum.Yorgunken hiçbir şey yapmaya tahammülüm yok, telefonda bile konuşamam.

Yemek masasına otururken  “Hande’nin selamı var.” diyorum.

“Aaa, Hande’yle mi konuştun? Uzun zamandır göremedim onu da...”

Kaseme çorbamı doldururken anneme kaçamak bir bakış atıp gülümsüyorum. “Yarın gelecek, görürsün.”

“Alışverişe mi çıkacaksınız yoksa?” diye soruyor şaşkınlıkla. Ah, anneciğim!

Kasemi tabağımın üstüne koyarken isyan ediyorum. “Alışveriş? Ben Hande’yle alışverişe çıkacağım, öyle mi?”

“Niye? Çıkamaz mısınız?”

Histerik bir kahkahanın ardından “Haklısın ama Hande bunun için doğru kişi değil. O kız beni parçalar bütün gün ya.” diyorum Hande’nin mağazanın bir o tarafına bir bu tarafına koşturuşu gözümün önüne gelirken.

Annem kaşlarını çatıyor. “Hande’nin neyi varmış ki? Gayet zevkli bir kız.”

“Zevkli değil demedim zaten. Alışverişte bir Yasemin Saygın’a dönüşmese iyi kız aslında.” diyorum ve kahkahamı bastırmak için dudaklarımı birbirine bastırıyorum.

Kafamı kaldırdığımda Koray’la bakışlarımız buluşuyor ve onun da gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdığını görüyorum. Onun surat ifadesini görmek bana iyi gelmiyor ve kendimi tutamıyorum. Kahkahalarım büyük salonda yankılanırken annem yapmacık bir şekilde “Ha-ha, çok komik.” diyerek tavrını ortaya koyuyor, Koray’ın ise bu halimiz karşısında dudaklarının kıvrıldığını fark ediyorum ama bu çok kısa sürüyor. Kendimi dizginleyebildiğimde annemin kolunu okşuyorum. “Ay canım benim, alınma bak. Beni bilmiyor musun? Ağzıma geleni söylerim ben.”

Derin TutkuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin