"Gökyüzüne yanlızca yıldızlar eşlik eder. Bana da yanlızca sen eşlik edebilirsin!"
Başımı olumsuzca sallayıp gülümsedim. "Gökyüzüne yıldızlardan başka çok şey eşlik eder."
Gözlerime bakarak içine çektiği dumanı serbest bıraktı. "Evet ama gökyüzünü...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Şimdiden iyi okumalar 🤗
"Göğsünü sıkı kapa. Rüzgar yiyen yaralar yeniden açılır."
.....
Yaptığım hareket inlemesine neden olurken, elimi çekip doğruldum. "Bak benimle derdin ne bilmiyorum ama inan ki ilgi alanım değilsin!" Diyip yarasıyla ilgilendim. "Seninle ne gibi bir derdim olabilir?" Yarasını temizlerken yüzüne baktım. "Bu soruyu bana değil kendine sor! Bana iki de bir basit kadın muamelesi yapman inan hoşuma gitmiyor." Yarasını temizleyip sarmaya başladım. "Değil misin?" Diyip alayla konuştuğunda yarasıyla işim bitmişti. Eldivenleri mi çıkarıp tepeden yüzüne baktım. "Ne diyeceğim biliyor musun?" Diyip yüzüne eğildim. "Hakkımda ne bok düşündüğün umrumda bile değil!" Diyip doğruldum. Gitmeden önce son kes yüzüne bakıp sahte bir gülüş yerleştirdim dudağıma. "Geçmiş olsun. Umarım bu son karşılaşmamız olur!" Diyerek sırtımı ona döndüm. "Ne var biliyor musun? Daha çok karşılaşacağız seninle." Dediğinde duracak gibi oldum. Kaşlarımı çatıp yoluma devam ettim. Zeynep'den kaçayım derken kime yakalanmıştım. "Kendini beğenmiş göt herif!" Diyerek elimde sıktığım eldivenleri çöpe attım. "Ne o sana ne oldu?" Diyip sırıtan Zeynep'e baktım. "Bana olan birşey yok! Bela belayı çekiyor işte." Diyerek omuz silktim.
...
Elimi cebime koyup kapının açılmasını beklerken derin bir nefes aldım. Kapı açıldığında Zeliş'e gülümseyip içeri geçtim. Salona geçtiğimde babam ve Neslihan hanım yan yana oturmuş kahvelerini içiyorlardı. "Hoşgeldin Lavinya. Geç otur." Babama bakıp başımı salladım. "Hoş buldum baba." Karşı koltuğa geçip dirseği mi koltuğun koluna dayadım. "Erken çıktın mekandan. İyi misin şuan?" Babama baktım. "Evet biliyorsun çok kalabalık olunca rahat edemiyorum baba ve evet daha iyim." Babam başını salladı. "Sen şuna sizi rezil etmek için elimden gelen herşeyi yapıyorum desene!" Diye konuşan Neslihan hanıma çevirdim bakışlarımı. "Hı hı öyle yaptım Neslihan hanım. Tek derdim senin rezil olmandı zaten." Diyerek onu es geçtim. "Benimle bu şekilde konuşma hakkını nereden buluyorsun!" Dediğinde güldüm. "Gerçekten mi! Ne istiyorsun kavga mı?" Babamın sesi sesimizi anında kesti. "İkiniz de sesinizi kesin! Yeter bıktım anlıyor musunuz! Aranızdaki şu gerilim beni tüketiyor!" Diye bağırdığın da sert bir nefes alıp ayaklandım. "Baba buraya gelmem bir hataydı. Ben izninle eve geçeceğim. İyi akşamlar." Babam sıkıntılı bir nefes alarak başını salladı. Salondan ayrılıp çantamı ve ceketimi aldım. Dışarı çıktığım da bir süre sırtımı kapıya dayadım. Gökyüzüne bakıp iç çektim. "Bel ki bir gün." Diyerek gülümsedim. Yıldızları izlemek keyif veriyordu bana. Birde hava bu kadar soğuk olmasa daha iyi olacaktı. Sırtımı kapıdan ayırıp soğuk rüzgarın saçlarımı savurmasına sırıttım. Bu hisi bırakmak beni farklı hissettiriyor.
Uraz'dan..
Karşımdaki kadına baştan aşağı baktım. Duruşu, yürüyüşü, gözleri dudakları, o ince bacakları. İç çekip bana gelmesini izledim. Tanrının yasak kıldığı ne kadar günah varsa, bu kadındaydı. Sanki cennet değilde, cehennemden gönderilmiş gibiydi. Olmayan sabrımı sınıyordu. Yarama elini bastırdığında inledim. Şimdiye kadar ne konuştum, yada o ne anlattı hiç bir fikrim yoktu. "Bak benimle derdin ne bilmiyorum ama inan ilgi alanım değilsin." Dediği şey öfkelenmeme neden olurken, sakinleşmek adına derin bir nefes aldım. "Seninle ne gibi bir derdim olabilir ki?" Diye konuşsam da aklım da kalbimde içime dolan kokusunda kaldı. "Bu soruyu bana değil kendine sor! Bana ikide bir basit kadın muamelesi yapman hiç hoşuma gitmiyor, bil diye söylüyorum." Dediğinde gülmek istedim. Demek ki benim tarafımdan böyle görünmek istemiyordu. Alayla yüzüne baktım."Neden değil misin?" Tepeden yüzüme bakarak eldivenlerini çıkardı. "Ne diyeceğim biliyor musun?" Tek kaşım havalandı. Aniden yüzüme eğilince gözlerimi kapatma hissi yayıldı bedenime. "Hakkımda ne bok düşündüğün umrumda bile değil." Demesiyle dudağımı dişimin arasına aldım. Yemin ediyorum şu sedyeye yatırma ma çok az kalmıştı. Doğrulup yüzüme baktı. "Geçmiş olsun umarım bu son karşılaşmamız olur." Diyerek arkasını döndü. Keyifle başımı salladım. "Ne var biliyor musun? Daha çok karşılaşacağız seninle." Sesimi duyduğunda duracak gibi oldu ama durmayıp yoluna devam etti. Eminim kafası karışmıştı.