Yayımlama tarihi:
22 Mart 2021
10.40~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Gündüzün rengine benzemez gecenin rengi, üşütür ayaz korkutur karanlık, bir gariplik bir hüzün var içimde, ya bu şehirde ben fazlayım ya da yanımda biri eksik.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Anası oğlumu baştan çıkardı kızıda gelişiyle uğursuzluk getirdi. Onlar olmasa oğlum şimdi yaşayacaktı. Tüm hayatımız yerle bir oldu onların yüzünden."
"Etme komşu. Allah aşkına. Allah verdi O aldı. Kaderi tenkit eden kafasını örse vurur kırar. Günaha giriyorsun. Hem bu kadın genç haliyle kucağında bebeğiyle nereye gider? Kim bakar onlara. Torununu ve annesini atman hiç doğru değil. Oğlunun emaneti onlar."
Komşu teyzenin sözleri üzerine azda olsa yumuşamış. Bizi kovmaktan vazgeçmiş. Hem zaten yatalaktı ve üstelik bakıma ihtiyacı vardı. Annemden başka da ona bakacak kimse yoktu zaten. Vazgeçmeyip ne yapacaktı.
İki kızı vardı. Yani iki halam vardı. Biri bizimle aynı köyde yaşıyordu. Diğeri de Almanya'ya gelin gitmişti. Onu hiç görmedim.Köyde yaşayan halam ancak evine ve çocuklarına bakabiliyordu. Haftada bir kere ya uğrar yada uğramazdı. Üstelik hayvancılıkla uğraşıyorlardı eşiyle. O yüzden gelse bile biraz uğrar hemen giderdi. Nenemin tüm yükü annemin boynundaydı. Altını temizliyor, onu yıkayıp giydiriyor ve saçlarını tarıyordu. Bir çocuk gibi bakıma muhtaçtı nenem. Yemek yemekte bile zorlanıyordu. Biraz daha büyüdüğümde ben de anneme yardım etmeye başladım. Nenemin yemeklerini artık ben yediriyordum. Bazen onun üstüne dökerdim. Kızardı. Zaten hep kızardı. Bana da anneme de. Ama annem yine de şikayet etmezdi. Sessizce işlerini yapar ardından her boş anında benimle ilgilenirdi.
Ben biraz yaramaz bir çocuktum. Yerimde durmayı asla bilmezdim. Bu yüzden çoğunlukla benim yüzümden anneme çıkışırdı nenem."Bu çocuğu çok şımartıyorsun." diye.
Oyun oynamak, hoplayıp zıplamak her çocuğun hakkıydı. Bunun şımartılmakla ne ilgisi vardı bilmiyorum. Çocuktum. Üstelik yerinde durmayı sevmeyen hep bir şeyleri keşfetmeye çalışan bir çocuk. Bahçede incelemediğim tek bir ağaç kalmamıştı. Ağaçlara tırmanır dallarına yaslanırdım. Kuş cıvıltılarını dinler dallarda dolaşan böcekleri izlerdim. Kuşları ayrı seviyordum.
Hep bir kuş gibi gökyüzünde süzülmek isterdim. Binlerce ağaca konar istediğim yerlere uçar keşfederdim her yeri ne güzel. Bu isteğim yıllar sonra daha da artacaktı. Bu defa keşfe çıkmak için değil özgürlüğe susayacağım için kuş olup uçmak isteyecektim ama.
Annem ile aramızda çok farklı bir bağ vardı. Varı yoğu bir tek bendim. O ise benim hem annem hem babamdı. Beni koruyup kollar hiç bir şeyi benden eksik etmezdi. Elimi tutup okula götürüp kaydımı yapanda o olmuştu. Çarşıya götürüp hep giyme hayalleri kurduğum ve gıpta ile okula gidişlerini izlediğim çocukların üzerinde ki mavi önlük ve resimli bir çanta almıştı. Gerekli olan kitap ve defterleri de almış çantamı doldurmuştu.
Diğer çocuklar babalarının elinden tutarak çarşının yolunu tutmak için köyün servisine binerlerken ben annemle binmiştim. Serviste bir baba ile kızın konuşmaları kulağıma çalınarak göğsümde derin bir sızı şeklinde yankılanmıştı. Ama annem bilmiyordu.
"Baba bana süslü kalemlerden de alırsın değil mi? "
"Alırım tabi kızım. En güzelini alırım."
Çocuk babasının gözlerinin içine bakmış kocaman gülümsemişti. Babası elini başına götürmüş başını okşamıştı. Sonra ellerinden öpmüştü. Ben ise arka koltukta öylece onları izlemiştim. Daha sonra onlarla çarşıda da karşılaşmıştık.
Babasının ellerinden tutmuş gülücükler atarak yürüyordu. Bir ara yere düştü. Babası bir anda telaşlanıp ona döndü. Ellerini dizini kontrol etti. Girdiğimiz kırtasiyenin girişinden onları izlemiştim. Annem benden habersiz defter ve kalemlere bakıyordu.
"Güzel kızım gel bakalım hangilerini istersin? Alalım. Bak şu gökyüzü resimli çok hoş. Bu deftere ne dersin?"
O çocuk ve babadan bakışlarımı kaldırarak annemin yanına gitmiştim.
O gün ilk defa babamın yokluğunu hissetmiştim ve bundan sonra da daha çok hissedecektim. Çünkü büyüyordum. Küçükken pek bir şeyin farkında olmuyor insan. Çocuksunuz ve idrak edemiyorsunuz bir takım şeyleri. Bir şeylerin yokluğu ve varlığı o kadar da farketmiyor sizin için. Ama ne zaman büyüyüp idrakiniz artıyor, işte o zaman hayatın hoyrat ellerini boğazınızda hissediyorsunuz. Bazen nefes alamadığınız oluyor bazende düşüncelere dalarken buluyorsunuz kendinizi. Üzülüyorsunuz.
Bende üzülüyordum...
Özlüyordum...
İstiyordum...
Babamı istiyordum...
Bir gece babamı görmüştüm rüyamda. Okula başladığım ve babamı en çok yanımda görmek isteyip de hasret ateşinin yandığı demlerdi o zaman.
Ellerimden tutmuş okula götürüyordu beni. Yolda bana bakıp gülümsüyor bir şeyler anlatıyordu. Bense gülüyordum. Okulun kapısına kadar getirmişti beni. Başımdan öpmüştü. Bende boynuna atlamış sımsıkı sarılmıştım.
"Canım meleğim. Hasna'm."demiş kucaklamıştı o da beni.
O kucaklayınca küçük bedenimi , birden kendimi gökyüzünde uçarken bulmuştum. El ele uçuyorduk onunla. Sonra annem çıka gelmişti o da bize katılmıştı. Bir yanımda annem bir yanımda babam. Süzülüyorduk özgürce gökyüzünde. Gülücüklerim etrafta yankılanıyordu.
Sonra uyanmıştım. Gözlerimi yeniden ve yeniden babasızlığa açmıştım. Hıçkırıklara boğulmuştum istemsiz. Sonra annem uyanmıştı hıçkırıklarıma. Sarılıp sinesine gömmüş saçlarımı okşamıştı. Kabus gördüğümü zannetmiş olacak ki:
"Geçti kızım. Korkma yanındayım ben. Tamam mı? Korkma!"
Oysa geçmiyordu. Geçmeyecekti hiç bir zaman baba özlemim. Nerde bir baba ve çocuğunu yan yana görsem içim burkulacaktı hep. Nerde bir babanın çocuğunun ellerinden tuttuğunu görsem gözlerim boşta duran elime gidecekti. Hayatımda ki eksik yanımı hep görecektim. Elemler akacaktı yüreğimden. Hayallerim üşüyecekti ben üşüyecektim. Sol yanım titreyecek özlemin çatlattığı çoraklaşmış gönül toprağım hep yağmur duasına duracaktı.
Babam en büyük eksikliğimdi o zamanlarda. Aynı zamanda her gece ilgiyle dinlediğim en özel masalımdı.
Annemin sinesinde, onun hasret güllerini devşirdiğinden bihaber her başımı yastığa koyduğumda anneme onu anlattırırdım.
O da anlatmaktan sıkılmaz gülümseyerek, bazende benden kaçırttığı yaşlı gözlerle anlatırdı. Sesi titrerdi çoğu kez . Annemin kalbinde kaynayan volkandan bihaber onu dinler ve hayallerimde canlandırırdım babamı. Önceden silüetini net canlandıramazdım gözümde. Ne zaman ki onu rüyalarımda gördüm, o günden sonra hep bana gülümseyen yüzünü gördüm hayallerimde. Her gece babama kapatırdım gözlerimi. Onun hayallerine dalıp giderdim.
Annem bazen başka hikayelerde anlatırdı. Gündüzleri oradan oraya koşturup evi silip süpüren ve yatağa mahkum neneme bakan kadın geceleri bitkin bir şekilde yatağa geçsede mutlaka bana hikaye anlatır öyle uyurdu.Yorgundu dinlenip uyuması gerekiyordu. Ama o uyumuyor başımı omzuna koyup benimle sohbet eder beni dinlerdi gülümseyerek. Bu hayatta belki de en çok o beni dinlerdi. Hem de ilgiyle şefkatle. En güzel hatıralarımı en çok annemle biriktirdim. Küçüktüm belki henüz ama en iyi arkadaşım oydu. Hiç arkadaşım olmadı. Okulda ki çocuklar pek aralarına almazdı beni. Çok sonradan anlayacaktım babam yok diye aralarına almadıklarını. Yetimdim. Bir kolu bir kanadı kırık bir yetim.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Yeni bölüm nasıl?
Bu çalışmayı nasıl buluyorsunuz?
Yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim.
Şayet yazma şevkini yitirmemem için en çok yorumlara ihtiyacım var.
Teşekkürler vakit ayırıp okuduğunuz için❤️

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HASNA (Devam Ediyor)
Novela Juvenil"Bacağımı mı keseceksiniz?" "Evet. Maalesef. Kaybedecek zamanımız yok. Hemen şimdi sizi ameliyata almamız gerekiyor." Bir çırpıda söylemiştim bunları. Deminden beri boğazımda sıkışmış ve söylenmeyi bekleyen tüm kelimeleri işte şimdi bir anda özgür b...