Bölüm 4: Kız Kıza

18 1 0
                                    

Bölümü aslında daha erken yükleyecektim ama bir sürü sorun çıktı, neyse sonunda buradayım. Umarım bölümden keyif alırsınız.... (Multimedyada Derin var)

  Yatakta gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey kocaman bir sırıtış oluyor. Yatakta? Benim yatağımda? O kiiim? Gözlerimi birkaç defa kırpıştırıyorum, sonunda karşımdaki yüz netleşiyor: Hande.

“Kızım ne işin var senin burada?” diye çığırıyorum.

Hande’nin yüzündeki gülümseme soluyor ve trip havalarına giriyor. “Ne demek ne işin var? Saatin kaç olduğunun farkında mısın sen? Yine de uyandırmadım seni, öylece oturup uyanmanı bekledim sadece.”

“Ne?” diye mırıldanarak öbür tarafıma dönüyorum telefonumu elime alıyorum. Ekranı açtığımda ise... “Oha! Öğlen olmuş.”

“Yaa...” diyor Hande bilmiş ifadesiyle.

Mahcup bir şekilde Hande’ye bakıyorum. “Pardon ya. Dün sabah bile böyle geç uyanmamıştım, niye böyle oldu bilmiyorum.”

“Artık kendini nasıl affettirirsin bilemiyorum.” diyor nazlı bakışları eşliğinde.

İyice doğruluyorum. “Bak şimdi, ben güzel bir kahvaltı hazırlarım şimdi. Oh mis! Beraber otururuz.”

Çoktan ikna olmasına rağmen devamını beklediğini belirtiyor Handeciğim, canım arkadaşım. “Eee?”

“Sonra zaten bütün gün bizim; film mi izleriz, oturup müzik mi dinleriz orası senin bileceğin iş. Ama...Baştan söyleyeyim evden dışarıya çıkmak yok.”

Sonunda pes edip gülümsüyor. Sonra da bir eliyle karnıma vuruyor ve yataktan aşağıya atlıyor. “Hadi o zaman, mutfağa!”

Ben başımı tekrar yastığa koyup Hande’ye melül melül bakarken o ellerini beline koymuş, kalkmamı bekliyor. Tavrından da ödün vermiyor, Yasemin Saygın 2!

  Yataktan sürünerek kalkmamdan sonra beraber mutfağa iniyoruz ve ben hünerlerimi sergilemeye başlıyorum. Şimdi diyeceksiniz ne hüneri? Ama öyle demeyin, çünkü kahvaltı hazırlamak da bir sanattır. Yani mesela ben portakalları sıkarken Hande kollarını göğsünde kavuşturmuş, öylece beni seyrediyor. Ya düşünün, her şeyi ben yapacağım. Sonra sandviç ekmeklerini çıkartıp aralarına kaşar peynirlerini yerleştiriyorum ve tost makinesinde yerlerini alıyorlar.

Buzdolabından kahvaltılıkları da çıkartıp masaya yerleştiriyorum. Makineden çıkardığım sıcak tostlarımızı da tabaklarımıza koyuyorum. Hande de portakal sularımızı eline alarak mutfağa girdiğimizden beri ilk işini yapmış oluyor. Aferin kızıma! Koskoca masada iki kız karşılıklı oturuyoruz ve tostlarımıza adeta saldırıyoruz. Yani zaman kısıtlı olmasa ben daha neler yapardım ama...

“Aferin kız, döktürmüşsün valla!”

“Tabii.” diyorum ukala bir havayla. “Ben Saadettin Teksoy, sokarım.”

Bana gözlerini kısarak bakıyor ve “Salak yemin ediyorum gerizekalı bu kız.” diyor  ‘al gırdın gırdın’ın annesi edasıyla.

Biz tıkınırken salondan içeriye annem giriyor. Hah! Ben de nerede bu kadın diyordum.

“Ay, annem! Gelsene sen de.” Gülümseyerek gelip yanımıza oturuyor. “Ooo, sonunda kalkabilmişsiniz Derin Hanım.”

“Ya, öyle oldu. Keşke uyandırsaydınız.”

“Hande istemedi. Tabi senin uykunun nasıl kıymetli olduğunu biliyor.”

Dudaklarımı büzerek tiki kızlar gibi konuşmaya başlıyorum Handemle. “Oy, canım arkadaşım beniiim. Ama telafi edeceğiz biz, değil mi aşkitoşkom.”

Derin TutkuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin