AG6🐾

123 97 52
                                    

A C A B A
aşkları da devralırlar mı
kalp nakli yaptıranlar?

Gökçe aldığı bir dilim pastayı, çocuğa yedirir gibi bana yedirdiği sırada hepimiz kahkahalara boğulduk. Gitme zamanım yaklaşırken herkes Bahar'ın ayarladığı kafede toplanmıştı. Güzel bir veda yapacaklardı anlaşılan. Bunca şeyi ne zaman, hangi arada ayarladıklarını sorduğumda ise hiç kimseden ses çıkmadı.

"Ne mert kızmışsın sen ya" Can sırf onlarla görüşmek için geldiğimden ve bu durumdan ailemin haberi olmadığını söylediğimde böyle bir tepki vermişti.

Oğuz Can'ın kafasına bir tane vurarak "Tabi olum ne sandın lan. Başından beri diyorum sana." dedi.

Gözlerimi kısarak yan yana oturmuş Can ve Oğuz'a baktım.

"Siz başından beri beni mi eleştiriyorsunuz?"

İkiside önce birbirine baktı sonra Can bir kahkaha patlattı.

"Yalanı ortaya çıktı salağın. Başından beri Ezgi'nin mert olduğunu söylüyormuş. Bak sen."

Tekrar hepimizin güldüğü sırada Oğuz tekrar Can'a dönüp dişlerini sıkarak konuştu.

"Sussana oğlum "

"Tamam bu kadar gevezelik yeter. Veda vakti." Bahar bu duruma bir son verdiğinde bir vedanın daha zamanı gelmişti. Herkese tek tek sarıldıktan sonra son olarak Bahar'a sarıldım.

"Dikkat et ve gidince haber ver."

Saçlarıyla oynayarak "Tamam kıvırcığım." dedim ve tekrar sarıldım. Herkese el sallayarak önüme döndüm ve yürümeye başladım. Arkama bakmamaya özen gösteriyordum çünkü eğer baksaydım her an kararımdan dönebilirdim. Hem ne kadar da baksam onlara doyamazdım. Hızlıca otobüsteki yerimi aldım ve otobüsün hareket etmesini bekledim.

***

Muğla'ya geldiğimde sabah saatleriydi ama hava henüz aydınlanmamıştı. Her ne kadar Sedat Abi'ye beni almasını söylemek istesem de bu saatte onu uyandırmaya gönlüm el vermedi ve hemen bir taksiye binerek eve gittim.

İstanbul'a giderken tüm şartları düşünerek anahtarımı yanıma almıştım. Şimdi asıl mesele kimseyi uyandırmadan eve girebilmekti. Başarmıştım da. Sessizce eve girerek, yavaş adımlarla odama ilerledim. Üzerimdeki kıyafetleri çıkartarak hemen duşa attım kendimi.

Bir günlüğüne de olsa eski hayatıma, arkadaşlarıma, okuluma ve şehrime dönmüştüm. Bu beni mutlu etmeye yetiyordu, vicdanım rahattı en azından. Bir türlü edemediğim vedayı, güzel Bir şekilde etmiş, arkadaşlarımla aramı düzeltmiştim. Bundan sonra dünya yansa umrumda olmazdı. Duştan çıkarak üzerime rahat kıyafetler geçirdim ve saçlarımı da kurutarak yatağa geçtim.

Neredeyse sabah olmak üzereydi ama gözümde uyku namına bir şey yoktu. Aksine oldukça dinç ve enerjiktim. Arada böyle kaçamaklar yapmak insana gerçekten de iyi geliyormuş. Ama bundan sonra yaptıklarım kaçamak olmayacaktı. Herkesin haberi olacak ve izin vermek zorunda kalacaklardı.

Güneş kendini göstermişken odadan çıktım. O sırada Sedat Abi'de pijamalarını bile değiştirmeden odasının kapısında belirdi. Beni gördüğünde duraksadı ve sonra gözlerini ovuşturarak gerçek olduğumdan emin olmaya çalıştı.

"Bücür?"diyerek sorarcasına konuştu.

" Bücür ya "dedim ve koşarak kollarımı boynuna doladım.

AYNADAKİ GÖZLERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin