“Lütfen… Sadece bir dakikalığına Kyungsoo hyungu görmeme izin verin. Onun iyi olduğunu görüp gideceğim.”
Heechul sinirle saçlarını karıştırıp ofladı. “Sadece birkaç dakika...”
Beklemediği anda teklifin kabul görmesiyle gülümseyip başıyla onayladı esmer çocuk. Ari ırkın kötü olduğu efsanesinin tamamen uydurulduğundan neredeyse emin, küçük adımlarla odaya girdi. Arkasında bıraktığı sarışın adamların fısıltıya benzer konuşmalarını umursamadan ferah odanın içinde gezdirdi bakışlarını. Camın kenarındaki dağınık beyaz yatağın içinde kıpırdanan bedeni fark ettiğinde heyecanlanıp koşarak yaklaştı. “Hyung? “
Saçlarını karıştırarak kalkmaya çalışan Kyungsoo dudaklarını dişleyip tısladı. Myungsoo ilk kez “belki de gerçektir” diye az önce efsane diye geçiştirdiği söylentilere hak verdi. Yatağın içinde doğru düzgün oturamayan adamın kocaman gözlerle, şaşkınca, kendisine bakmasına karşılık başını eğip fısıldadı. “Merhaba hyung. Ben… İyi olup olmadığını görmek istedim. Seninle özel olarak konuşmak istiyorum ve bu bey buna izin verdi, kısa süreliğine.”
Kyungsoo kafasını tanıdık yüzün arkasına çevirip Heechul’e baktı. Kafasıyla onayladığını görünce yeniden çocuğa dönüp gülümsedi. “Seni gördüğüme sevindim Myungsoo ama bana biraz zaman verebilir misin? Birkaç dakika sonra seninle konuşabiliriz. “ Myungsoo kızaran yüzüne gözlerine saldıran tuzlu suyu görmezden gelip arkasını döndü. Neden burada istenmediğini hissetmişti?
Sungjong omuzlarından tuttuğu çocuğu çekiştirip kapıya doğru ilerledi. “Beklediğini biliyor, az sonra yanına gelecek. Sakin ol, tamam mı?”
Myungsoo tedirgin hareketlerle kendini yatıştırmaya çalışan adamı onayladı. Titrek bir nefes alıp gözlerini kapattı. Kısa süre sonra Kyungsoo koşarak gelip sıkıca sarıldı küçüğüne. “Hey ufaklık, buraya nasıl geldin? Evdekilerin haberi yok, değil mi?”
Gülümseyip başını olumsuz anlamda salladı genç çocuk. Yanında duran sarışına baktı. Sarışın gözleriyle ikiliye bakıp gözlerini kıstı, adımları geriye giderken Kyungsoo onun uzaklaşmasını bekledi. Yeterince uzaklaştığını düşününce soluksuz konuşmaya başladı. “Taemin ile Minho hyungu konuşurken duydum hyung. Buraya ne amaçla geldiğinizi biliyorum. Bende yardım etmek istiyorum.”
Kyungsoo kaçamak bakışlarla kontrol etti etrafını. “Saçmalama ufaklık! Ne planından bahsediyorsun sen? Hemen eve dön!” Karşıdan gelen sert tepkiyle bir iki adım geri gidip dolan gözlerle baktı karşısındaki adama küçük olan. “En azından Jongin’ i göreyim. Ondan sonra sessizce gideceğim.” Kyungsoo derin bir nefes alıp içindeki ikileme rağmen kabul etti çocuğun isteğini. “Bu benim elimde değil ama görüşebilmen için sahi... Şey, yani Efendi Heechul’e rica ederim. Umarım o bir şeyler yapabilir. Sonuç ne olursa olsun gideceksin.”
Omzundan tuttuğu çocuğu son kez kendisine çekip sıkıca sarıldı. O an aklından arkadaşlıkları, iyi anları, kahkahaları geçti. Eski, güzel günleri kendisine taşıdığından bir haber çocuğu arkasından gelen sesler yüzünden bırakırken aslında burada olduğu için pişman olmadığı gerçeğiyle yüzleşti.
“Konuşmanız bitti. Artık Sungjong ile gitmen lazım kediciğimin arkadaşı.” Kyungsoo çekinerek yaklaşıp koluna girdiği sarışının kulağına isteğini fısıldadı. Şu ana kadar hiçbir isteğini reddetmeyen adamın -ki bu isteklerin arasında arkadaşlarının kaçması da vardı- dudakları yukarı kıvrılırken cevabını kısa olanın kulağına aynı şekilde, kulağına ateşli bir fısıltıyla, iletti. Kızaran Kyungsoo başıyla onaylayıp meraklı gözlerle kendisini izleyen çocuğa döndü ve gülümsedi. Büyük dudakları incelebilirmiş gibi gerildiğinde Myungsoo cevabın olumlu olduğunu anlamıştı.
“Sessizce arkamızdan gelip Sungjong ile beni takip edin. Kedicik sen nasıl davranman gerektiğini biliyorsun bu küçük sincabın dikkat çekmediğinden emin olmalısın.” Kyungsoo heyecanla karşısındaki adamı onaylayıp koluna girdi çocuğun.
Heechul, dışarıda onları bekleyen, Sungjong ile konuşarak Sehun’un odasının yolunu tuttuğunda Kyungsoo, yeni olanla birlikte bir kaç adım gerilerinden, başları yerde takip ediyordu. Yol boyunca meraklı Myungsoo’nun sık sık havaya kalkan kafasını otomatikleşen el hareketiyle yeniden aşağı eğiyordu. Az sonra büyükçe bir holün sonundaki kapının önünde durdular. Myungsoo dudaklarını dişlerken heyecanla şemsin yeni bölümlerini inceliyordu.
Açılan kapının ardında görünen sert mizaçlı sarışın ile nefesi kesildi meraklı çocuğun. Diğerlerinden oldukça farklı görünen bu adamın yanında mı kalıyordu Jongin? Göz ucuyla Kyungsoo’ya baktığında her zamankinden daha soğuk, neredeyse mekanik hareket ettiğini görünce bu yeni sarışına karşı savunma mekanizması harekete geçti. Kollarını bedenine bağlayıp kaçamak bakışlar dışında hiç bakmadı adama.
Heechul ve Sungjong’la kısa sohbeti sonrası içeriye girmelerine izin verdi sarışın. Onlar içeriye girdiğinde, odanın içindeki hareketlilik bir anda son buldu. Buz gibi sesiyle konuşup birilerine emir verdi sarışın.
“Luna, hemen Jongin’i misafirleriyle görüşmesi için hazırla! Ve konuklarıma bir şeyler ikram et.”
Heechul, kıkırdayarak koltuğa kurulduğunda, küçük kediciğini kucağına çekiştirdi. İkram olarak sunulan pembe içeceği önce kediciğinin dudaklarına sunduktan sonra o dudakları kadeh olarak kullandı. Myungsoo önünde gelişen olayla tırnaklarını avucuna bastırdı. Ne yani iyi bildiği o sarışında mı ona böyle yapacaktı? Kafasını eğip sessizliğini korumaya karar verdi. Neyse ki yanında geldiği sarışın, onun yerine, buz gibi bakışlarıyla onları süzmeye devam eden diğer sarışınla konuşmaya karar verdi. “Çok değişmişsin Sehun, biz birlikteyken kimseleri almazdın odana, ben bile girememiştim buraya doğru düzgün. Ama şimdi misafir ağırlayacak kadar olgunlaşmış görünüyorsun.”
Sehun, dudakları geriye çekilecek kadar, gülümseyip karşısındaki sarışının sorgulayan gözlerine baktı. Gözbebeklerinin içinde yanan ışıklar eskiye dönmesini neden olduysa da umursamayıp keyifle mırıldandı. “Hepimiz büyüyoruz Sungjong, bu kadar büyütülecek bir şey yok. Zaman hepimize öğretmenlik yapmaya devam ediyor.”
Sungjong gözlerinden ateş saçarak yudumladı kadehindeki kırmızı alkolü. Yüreğindeki ateş alev alırken şekilli dudaklarından içine akan içki alevini körükledi. Luna’nın mekanik sesler çıkararak yavaşça açtığı mekanizmadan beyazlar içinde çıkan Jongin’e kaydı bakışları.
Jongin’in masum bir bebek gibi odada gezdirdiği bakışları sonunda, yüksek bir uçurumun tepesinden onu süzen bir şahin misali bakan Sehun’la kesiştiğinde gülümsedi. Dinlenmekten şişmiş yanakları, taze uyanmış gözlerindeki masumiyetin yanına eklenen tatlı tebessüm ile Sehun nefes alamadığını hissetti. Odadaki misafirleri bir anlığına unutup ayaklandı, şaşkın bir halde ne olduğunu anlamaya çalışan esmeri kolları arasına alıp alnına bir öpücük kondurdu.
…
Hikâye Anlatıcısı’ndan: Bölüm bekleyen arkadaşları daha fazla bekletmemek için hazır halde bekleyen bölümü yayınlıyorum.
Okuduğunuz için teşekkürler.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Doğmayan Güneş (✓)
Hayran KurguFarklı bir dünya... Sarışınların esmerlere hükmettiği... Acımasız oyunların sahnelendiği ve Oyuncakların hep finalde çöpe gittiği... ♠♣ ♠♣ ♠♣ Doğmayan Güneş ♠♣ ♠♣ ♠♣ Ve Bir gün esmerler değişim için ayaklanır... Oysa Aşkta ihanet gibi kaderlerinde...