Sonu gelmeyen bir çukurun içine düşmüştüm. her şey o kadar hızlı ve anlamsızdı ki kendimi nereden toparlamaya çalışsam oralar hep yıkılıyordu.
W:"sence bugün uyanacak mı"
D.S:" bilmiyorum wong. bir aydır hiç bir tepki vermeden uyuyor."
W:"tekrar uyandırmayı denesek."
D.S" güç kalkanı beni ve taşı engelliyor."
W:"bu güç onu nasıl öldürmedi bu zamana kadar acaba"
D.S: " bilmiyorum ama az kalsın başarıyordu."
gözlerim yavaş yavaş açılıyordu. çok susamış ve bitkindim.
"merhaba."
W:"uyandın sonunda."
T:"bir kaç saat kestirmem size neden bu kadar zor geldi ki."
W:"bir kaç saat mi? 1 aydır uyuyordunuz."
"a-ama nasıl? ben bir kaç saat uyuduğuma eminim."
D.S: "gücün yüzünden böyle oluyor. senin içindeki zamanı dış zamana göre hızlandırıyor."
"b-benim gitmem lazım."
1 aydır ortalıkta yoktum ve o bensizdi... ben ciddi bir aptaldım onunda burada olması lazımdı. Ama ben onu bilmediğim bir yere atmıştım.
D.S: "Hiçbir yere gidemezsin"
"Buna sen mi karar veriyorsun?"
D.S: "Teknik olarak evet."
"Üzgünüm ama burada bir aydır uyuyorum. Bir hayatım var ve o hayata dair insanlarda"
D.S: "Bak sen beni anlamıyorsun. Ben doktor stephen strange, zaman taşının koruyucusu. Sen zamanda kayma yarattın ve bunu nasıl yaptığını bilmek zorundayım."
"Ben hiçbir şeyde kayma falan yapmadım. Sadece kendimi ve onu korumaya çalıştım."
D.S: "Hiçbir şeyde kayma yapmadın mı? Gösteriyim sana. Burası Japonya insanlar aynı olayı 3 kez yaptılar bir dakika içinde. Burası Avustralya bir grup genç şehrin ortasında bayılıp uyandığında 1920 ye ait olduklarını ve savaşta olduklarını söylemeye başladı ve-"
" Tamam, yeter." " ama ne olursa olsun buradan gitmem lazım."
D.S: "Gideceksin ama ilk önce bunları nasıl yaptığını görmeme izin ver."
"Yorulma ben sana gösteririm."
Elinden tutmuştum. O an tüm olayları tekrar yaşadım. Onu tekrar o çöplükten aldım, tekrar onunla kaçtım, tekrar yemek yedim, tekrar öptüm ve tekrar onu kaybettim. Elimi çekmiştim.
D.S: "Bunu nasıl yaptın?"
"Bilmem. Sözde var olan bir enerjim varmış ve onun üstüne birşeyler eklenmiş ."
D.S: "Bu imkansız."
"İmkansız olan şey ne?"
D.S: "Yüz yıllar önce evrende altı taş barındı. Herhangi bir taşa sahip kullanıcı, taşın özelliği doğrultusunda, varoluşun herhangi bir yönünü yönetme yeteneğine sahip oluyordu. Bu taşlar Zihin, Gerçeklik, Uzay, Güç, Ruh ve Zaman olarak tanımlandı."
"Yani?"
D.S: "Sen altı taşın gücünün bir kısmını içinde barındırıyorsun."
"Bu ne demek oluyor?"
D.S: "Tehlike demek oluyor. Gücü kontrol edemiyorsun. Taşların yanına yaklaşman tüm insanların hatta evrenin sona ermesi demek."
"Taşlar umurumda değil, amacım insanları korumak."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bilinmeyen Yaşanmışlık- Bucky Barnes
Fiksi RemajaO gün çoğu gemi etksiz hâle getirilmişti. Captain i sudan çıkarmıştı. Ama kendisine ne olmuştu? Kayıp olan yılları bucky barnes ın en yakınından, bilinmeyenininden yazıyorum...