Fesleğen

139 78 17
                                    

Sabah erken kalkıp Barana teşekkür etmek için ona yeni bir fidan almaya gittim. Bizim bahçede olmayan ve benim almak istediğim bir çiçekti. Üst kata çıkamazdım laf eder diye vazgeçtim, ona bağırmazdım da ismet dayım yine köpürürdü en iyisi klasik yöntemdi cama taş atma. Küçük taşları atıyordum ama duymuyordu. Bu sefer attığımda onun camı açtığını görmedim ve kafasına geldi.

Baran: Çiçek kız sen kafayı mı yedin? Sabah sabah kafamı yarmak zorunda mısın?

Efsun: Çok özür dilerim, uyanmıyorsun ben ne yapayım ya. Aşağı gelsene bir şey söylemem lazım sana.

Baran: Tamam bekle geliyorum.

Onu en az yarım saat bekledim, altüstü iki dakika bir şey gösterecektim, yaranılmıyordu.

Baran: Evet Çiçek kız seni dinliyorum.

Onun elinden tutup bahçeye götürdüm.

Efsun: Gözünü kapat ve 10'a kadar say ve aç gözlerini.

Baran: Tamam 1...2...3...

Gözlerini açtığında ona hazırladığım fidanı görünce gamzeleri ortaya çıkmıştı.

Efsun: Beni savunman için küçük bir teşekkür diyelim. Ne demiştin ortak noktamız çiçekler.

Baran birden sarıldı, bunu beklemiyordum ama yine de karşılık verdim.

Baran: Fesleğen benim en çok sevdiğim bitkidir yani onu burada görmedim bir ara almayı düşünüyordum ama senin hediyen daha bir güzel.

Efsun: Fesleğen ; sevgiyi, rahatlığı ve huzuru temsil eder eğer ekersek bu fidanı bizim evimizde huzur bulur, yani bizim derken ailecek yaşıyoruz ya ondan dedim.

Baran: Tamam tamam anladım açıklamana gerek yok, o zaman ekelim mi birlikte?

Beraber fesleğeni ektik, umutlarım vardı. Ekerken içimi mutluluk sardı, geçmişimi bir an unutmuştum kısa bir süre olsa bile. Dayım beni boş bırakmıyordu Baran ile yan yana gelmeyelim diye elinden geleni yapıyordu. Sanki evleneceğiz bunu düşünüyor eğer onunla birlikte olursam beni Ankara'ya götürmeyeceğini biliyordum. Bunu isteyen de yok zaten galiba ben sadece böyle düşünüyorum. Baran bana bakıp anlamış gibi bakıyordu ve ben o yüzden bir şey olmasın diye hep kaçtım ondan. Nefret etsem bile seviyordum. Yarın götürecekti beni dayım ama içimde ki bir ses gitme diyordu. Ben ne yapmalıydım Baran için kalmalı mı yoksa okulum ve mesleğim için gitmeli mi? Bavulumu hazırladım, veda etme zamanı geldi önce denizime gittim. İnsan yıllarca beklesin okumak için ama zaman gelince içinde bir burukluk oluşsun bu neydi şimdi? Ailem bunca sene bana baksın ve ben onları bırakıp gideyim. Baranı hiç hesaba katmıyorum bile her yerde buluyordu beni Ankara da mı bulacaktı yani bulmasını isterdim. Yanına gittim, hissizdi. Gitmemem için bir şey yapacağı belli idi.

Baran: Ben burada doğmuşum annem burada öldü benim yani öldürüldü. Yaşamaya gelmedim annemin katili için geldim neden sizin ev biliyor musun ? Senin annen katil olduktan sonra gitti dayınlara bilmediğimi sanıyorsun ama biliyorum.

Baran karşımda göz yaşı dökmeye başladı ben ne olduğunu anlamadım bu sözleri beklemiyordum kesinlikle beklemiyordum.

Efsun: Sen ne söylediğinin farkında mısın? Doğru, benim annem  senin anneni öldürmüş olabilir ama sormamışsın ki kimseye nasıl olmuş diye? Ayrıca neden bu konu tam Ankara'ya gidecekken?

Baran: Sana bunu anlatma sebebim kimin kimi öldürüp öldürmediği değil. Ben sadece bir konu da anlaşalım istiyorum. Ben de seninle geleceğim Ankara ya ama nişanlın olarak.

Baranın kafasına taş düşmüştü galiba ben ondan en azından bir 'senden hoşlanıyorum' kelimesi duymak istiyordum. O karşıma geçmiş saçmalıyordu ve beni kullanmaya çalışıyordu.

Efsun: Ne? Ne alaka ya, neden beni kullanıyorsun ki.

Baran: Senin anneni tanımam gerek ve onu tanımam için yani onu yakınında olmam için en yakın kişi sensin.

Efsun: Beni kullanmana izin vermiyorum. Bana her şeyi anlat ki sana nasıl davranmam gerektiğini bileyim. 

Baran: Zamanla öğreneceksin Çiçek kız.

Beni kolumdan çekiştirip arabaya götürdü. Yok artık gerçekten beyin nakli lazımdı. çekiştirip durması ve beni bir şeye zorlaması değersiz olduğumu gösteriyor.

Efsun: Benim iznim olmadan bana dokunma ve ayrıca oraya asla nişanlı olarak dönmem.

Baran: Sadece izle.

Araba ile eve gelince bahçeye indik. Bu sefer ağlayacak yada üzülecek değildim onun kafasını kıracaktım sonra beni kullanmak neymiş görecekti o. Bavullar dışarıdaydı ve herkes veda ediyordu dayıma. Beni beklerlerken olacaklardan habersizdi hem de. Baranın yanından uzaklaşınca kendine çekti ve eli belimdeydi, sinirlendim elimi arkaya atıp bıraksın diye sıkıyordum elini.

Baran: Hepiniz buradayken bir duyurum var, Biz Efsunla birbirimizi seviyoruz ve kendi aramızda sözlendik, nişanlandık.

Onun bu davranışı beni çileden çıkardı. Herkes şok oldu resmen. Durumu hemen izah etmem gerekti yoksa daha çok yanacaktı başım.

Efsun: Baba.. Dayı... Bara-

Konuşmayım diye aniden öptü beni. Başım işte şimdi beladaydı, ben kendimi ondan direkt çektim. İlk öpüşmemi böyle hayal etmemiştim. Kalbim kırılmıştı bu saygısızlıktı. Ona tokadı indirdim ve evden uzaklaştım. Ablam koşarak geldi yanıma.

Efsun: Konuşmak istemiyorum abla.

Sema: Doğrumu bu Efsun?

Efsun: Doğru olmasa bile her türlü nişanlım olacak abla o pis hareketinden sonra.

Ablam bana sarıldı annemin bana hiç sarılmadığı, teselli etmediği o şefkati ablam vermişti bana. Utansam da her türlü eve girecektim sonuçta, eve gittiğimde hemen Baranın üst katına çıktım, odasına girdiğimde  yarı çıplak görünce arkamı döndüm.

Baran: Daha evlenmedik Çiçek kız bu ne acele.

Efsun: Sen çok pislik birisin ya iğrençsin, aşağı inip düzelt her şeyi çabuk.

Baran: Çok geç!

Kendi DünyamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin