2. Üstü Kapalı, Yıkık Dökük Kuyu

134 8 10
                                    






"Üstü Kapalı, Yıkık Dökük Kuyu"

"Fides est periculosa ludum."
(Güven tehlikeli bir oyundur.)




İnsan ne zaman kendini açıklamaktan vazgeçer? Anlatıcak gücü hiçbir zaman kendisinde bulamadığında vazgeçer. Kelimeleri zihnindeki kuyuya atar ve üstünü kapatır. Ne zaman birisi yara kabuğunu kavlatsa, kuyunun içine yeni kelimeler eklenir. Peki, kuyu dolarsa ne olur? Kıyamet, yıkım.

Ben kendimi o kuyunun içine hapsetmiştim. Üstüme betonlar döktürmüş, kendimi ateşe vermiştim. Ben kendi cehennemimi kendim yaratmıştım.

"Niran!" Buse'nin sesiyle gözlerimi yanan şömineden çekip ona baktım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Niran!" Buse'nin sesiyle gözlerimi yanan şömineden çekip ona baktım. "Efendim." dedim mırıldanarak. "Hadi gel! Doğru düzgün yemek yemedin, tamam ama bizimle oyun oynamak zorundasın." Yanıma gelerek yerden kalkmam için elini uzattı. Aslında kalkmak istemiyordum, saatlerce ateşi izlemek bana daha cazip bir fikir gibi geliyordu fakat Buse'nin buna izin vermeyeceğine emindim. Elini tutup ayağa kalktım. Elimi bırakmadı ve çekerek beni arka bahçeye götürdü. Bahçeye girdiğim an Poyraz'ın bakışlarını üzerimde hissettim. Hür elindeki kitapla ilgileniyor, kitaptan bir yerin altını çiziyordu. Kitap okumayı ve müzik dinlemeyi çok severdim, müzik dinleyerek günde bir kitap bitirebiliyordum. Kitap okumanın tek kötü yanı, bittiğinde oluşan boşluk hissiydi. Kitaplara, insanlardan daha çok bağlanıyordum. Doruk, elindeki telefonu Demir'e gösteriyor ve beraber gülüyorlardı.
Hava soğumaya başladığında hepimizin üstündeki kıyafetlerin ince olduğunu fark ettim. Benim dışımda kimse bu durumdan şikayetçi değil gibiydi. Bahçedeki sehpanın etrafına dizilmiş iki siyah tekli koltuk, bir tane daha çok puf benzeri olan koltuk ve bir tane de büyük koltuk vardı. Doruk ve Demir tekli koltukları daha çok yakınlaştırmış, telefonla ilgilenmeye devam ediyordu. Hür, puf benzeri koltuğa gömülmüş ve halinden çok memnundu. Elindeki kitap Franz Kafka'ya aitti, Milena'ya Mektuplar. Sevdiğim ve sürekli okuduğum kitaplardan birisiydi, Kafka çok özel bir yazardı bana göre. Onu herkes anlayamazdı, anlamak için Kafka'yı yaşıyor olmanız gerekirdi. Hür öyle yapıyor gibi duruyordu. Poyraz büyük koltukta oturuyordu. Dirseklerini dizinin üstüne koymuş, ellerini bir araya getirmişti. Bakışları hala üzerimdeydi.
Yanlarına geldiğimizde Buse'nin attığı bakış yüzünden Poyraz'ın yanına oturmak zorunda kalmıştım. Gözlerimi yere sabitledim. Bu tarz şeyleri sevmediğimi biliyordu ama yapmaya devam ediyordu, nedenini hala çözememiştim. Poyraz'dan rahatsız olma nedenim bakışlarını hiç üzerimden ayırmamasıydı. Yanlış bir şey yapıyormuşum hissi uyandırıyordu bende. Saat dokuza geliyordu ve giderek evden kaçıp göl kenarına gitmek istiyordum. Buse oturmamış ve içeri gitmişti. Aklından bir şeyler geçiyordu ama anlayamıyordum.

"Üşüyor musun?" Kafamı Poyraz'a çevirdiğimde gözleri yüzümün her noktasını inceliyordu. Göz göze geldiğimizde yavaşça yutkundum ve hayır anlamında kafamı salladım. "Üşümüyorum, sorduğun için teşekkürler." Sesim biraz sert çıkmıştı, sabah okulda yaptığı saçmalıktan sonra ona nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum. Yaptığı şey, belki başka bir kız için kahramanlık gibi durabilirdi fakat benim için öyle değildi. Bana öğretilen şeylerin içinde kimsenin beni korumasına gerek olmadığıda vardı, bazı takım işleri dışında bunu uyguluyorduk. Özellikle yeni tanıştığım birinin bunu yapmaya kalkışmasına izin vermek, kendime hakaret etmemdi. Derin bir nefes aldım, gözlerim bahçe kapısına gittiğinde Buse elinde sigaramla geliyordu. Kaşlarımı çatarak ona baktım, anlaşma mı yapmak istiyordu? Sigara ve çakmağı sehpanın üzerine koydu. Yanıma oturdu ve sesini ayarladı. Siyah saçları ve mavi gözleri bir şeyler çeviriyordu.
"Sigara içmene bir şey demeyeceğim ama sen de bizimle oyun oynamayı kabul edeceksin Niran, anlaştığımıza göre oyuna başlayalım!" Bekle bir dakika, ne? Ne oyunu?
"Kabul edeceğimi nerden biliyorsun?" dedim çatık kaşlarımla. Yüzüne bir gülümseme yayıldı ve sehpanın üstündeki sigaraları işaret etti. "Paket yeni. Bugün içmek için almışsın, bu yüzden kabul etmek zorundasın." Saçmalık. Oyun oynamaktan nefret ederdim, dahası bunu çok iyi biliyordu. Ayağa kalktım. "Yenisini almaya gidebilirim, biliyorsun değil mi?" Somurtarak baktı. "Oynamayalım, neyse." dedi mırıldanarak. Onu kırmıştım. Derin bir nefes aldım, yerime oturup gözlerinin içine baktım. Kalmaya karar verdiğimi anlamıştı, tekrar gülümsedi. "Doruk!" Doruk yerinden sıçrayarak Buse'ye döndü. "Efendim kız, ne bağırıyorsun? Buradayım, merak etme kızlar beni kaçıramaz." Buse gözlerini devirdi. "Oyun." dedi ciddi bir şekilde. İkisinin atışması oldukça komikti, iyi anlaşmaya başlamış gibi duruyorlardı. Doruk oturduğu koltuğun yanından oyunu çıkarıp masanın üstüne koyarken Hür, elindeki kitabı kapattı ve öne doğru gelerek oyuna dahil olduğunu belli etti.
Elimi sigara paketine götürdüm. Paketi açıp içinden bir sigara çıkardım. Sigarayı dudaklarımın arasına götürmeden önce kafamı kaldırdım. "İçsem rahatsız olur musunuz?" Kimseden ses çıkmadığına göre rahatsız olmayacaklardı. Sigarayı dudaklarımın arasına götürdüm ve çakmakla yaktım. Derin bir nefes çektim içime, bu hissi özlemiştim. Aldığım nefesi geri verirken mırıldandım. "İsteyen varsa alsın lütfen."
Buse ve Doruk oyun kartlarını yerleştirip yerlerine oturdu. "Tabu oynayacağız, herkes eşini seçsin!" Buse'nin cümlesinin bitmesiyle ona döndüm. Ondan başkasıyla eş olmak istemediğimi bildiği için bana doğru dönmedi. "Çok güzel." diye mırıldandım.
"Ben Buse'yi seçiyorum eşim olarak, bensiz yapmaz. Eşim derken karım anlamında değil, anlarsınız ya. Olmayacağından değilde-" Sözünü kesen kişi Hür olmuştu. "Oğlum kızdan hoşlandığını daha çok belli edemezdin herhalde lan." Hepimiz gülmüştük, Doruk'ta dahil. "Demir'i seçiyorum." diye devam etti. Demir elini yumruk yapıp Hür'e doğru uzattı. Hür, Demir'in uzattığı yumruğa yumruğuyla karşılık verdi. "Bu durumda Poyraz ve Niran eş oluyor. İyi şanslar!" Buse'nin sözüne gözlerime devirsemde itiraz edemezdim. Oyunbozan olmak istemiyordum, onu yeterince kırmıştım.

YANGINDA ISLANMAKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin