Dolunay

16 0 0
                                    

Sirius'la neredeyse her gün kütüphanede buluşur olmuştuk. Şifa kitaplarının içinde Remus'un problemine benzer hastalıkları aramaya karar vermiştik. Madam Pomfrey'nin açıkladığı biçimiyle Muggleların kan şekerinin düşmesine sebep olan şeyleri araştırıyorduk. Kimi hastalıklar Remus'un durumuna benzese de bir aşamada tamamen alakasız bir yere varıyordu.

  Cinperi ısırığı, halsizlik ve baş dönmesi yaratır. Buraya kadar benziyor diye heyecanlanıp, Aynı zamanda sarhoşluk etkisi yaratıp, ısırılan kişinin dur duraksız şarkı söylemesine sebep olur, kısmını okuyup başka bir hayal kırıklığına iç çekiyordukRemus'u okul sınırları içerisinde bir cinperinin nerede ısırmış olabileceğini sorgulamıyorduk bile, sürekli araştırmak ve hiçbir sonuca varamamaktan yorulmuştuk.

-Sirius, dedim, sesimi alçak tutmaya çalışarak, "belki de aradığımız şeyi yanlış yerde arıyoruzdur", dedim, anlamasını umarak. Omuzlarına düşen siyah saçlarını gerginlikle geriye doğru toplayıp ofladı. "Belki de daha fazla vakit kaybetmemeliyiz" dedi. Soran gözlerle bakınca, "-Gece kızlar uyuduktan sonra ortak salona gel" dedi. 

-Gece görünmeden nasıl buraya döneceğiz?

"-Bana güven" deyip göz kırptı. Birlikte ortak salona gittiğimizde bizim grubu şöminenin karşısındaki her zamanki yerimizde bulduk. James yine Lily'yle tartışıyor ve hangi konuda tartışıyorlarsa yine Lily'nin haklı çıkmasına katlanamıyordu. Kulak verdim. Cadılar Bayramı için özel bir şaka hazırlamak isteyen James kusma pastilli turta fikri ile ortaya çıkmış, Lily sonucun sadece düşüncesinin bile mide bulandırıcı olduğunu, bazı öğrencilerin gerçekten hasta olabileceği ya da daha kötüsü şakayı yapanların okuldan atılabileceğini söylüyordu. Tamam Lily öncelikleri hakkında bir kez daha düşünmeliydi ama çok da haksız sayılmazdı. Birine fiziksel bir zarar verebilecek şakaları asla desteklemiyordum. James fikrimi duyunca surat astı.

-Benim fikrimin senin düşüncelerini değiştirmeyeceğini biliyorum, o yüzden lütfen yakalanmamaya dikkat et James, diyerek sırıttım. Lily şoka uğramış ifadesiyle bana döndü. "Yakalanmasalar iyi olur!" diyerek çıkıştı ve odaya doğru merdivenleri koşar adım çıktı. James zafer kazanmış ifadesiyle yanıma çöküp kolunu omzuma doladı. "Biliyor musun, bazen gerçekten kardeş olduğumuzu düşünüyorum Umay, soylarımız bir noktada kesişmiş olmalı" dedi. Yüzünde samimi bir parıltı, tüm dişlerini göstererek sırıtıyordu. "Biliyor musun Potter, ben de aynen böyle düşünüyorum," dedim gülerek. Şakasının detaylarını bana ve Sirius'a anlatırken Mary ve Donna da şakaya ortak olmamak için kalkıp odaya gittiler. Karşı çıktıklarının şaka kısmı olduğunu düşünmüyorum gerçi, karışmak istemedikleri asıl kısım daha sonra cezaya kalma kısmı olsa gerek. Peter çoktan James'in söylediklerini not almaya başlamıştı. Peter ve James cadılar bayramının arefesinde Hogsmead'e gidip turta alacak, geçen yaz Sirius'un aldığı kusma pastillerini turtalara yerleştirecekler ve profesörlerin yemediğinden emin olmak için akıllı bir plan yapmak da bana düşecekti. Remus her zamankinden daha solgun görünerek ortak salona girdi. Halini görünce içim acıdı. Uzun boyuna rağmen omuzları çökmüş, kumral saçları gözlerinin etrafına dağılmış, yorgun ve keyifsizdi. Bir an benimle göz göze gelerek, yanımıza oturmak ve yukarı çıkmak arasında gidip geldi. Sonra ayaklarını sürüyerek Sirius'un yanına oturdu. Başını Sirius'un göğsüne dayayarak neler yaptığımızı sordu. James tükenmek bilmeyen enerjisiyle yeniden planı anlattı. Remus plandan oldukça etkilenmişti. Ne varki Sirius'un göğsünden başını kaldıracak kadar heyecanlı görünmedi. Sirius farkında olmadan elini Remus'un başına uzattı, saçlarıyla oynamaya başladı. Her şey oldukça normal görünüyordu.

Gülümsedim.

Lily belki de daha önce aşağıda James'in planlarını engellemeye çalışmayarak kendisini hayal kırıklığına uğrattığım için konuşmaktan kaçınarak yatağına erkenden yatmıştı. Kızların uyuduğundan emin olana kadar yatağımın kenarında duran biçim değiştirme kitabıyla oyalandım. McGonagall kadar pürüzsüz biçim değiştirebilmek için her şeyi yapardım. Henüz gelmediğimiz konulara çalışmak da dahil. İsteğe bağlı biçim değiştirenler bölümüne göz attım. Animaguslar Mandrake bitkisinin köklerini kullanarak bedenlerini değişime adapte ediyorlardı. Değişim süreci oldukça zordu. Detayları okurken dakikalar geçti. Asamın ucundaki küçük ışıkla etrafa göz attım. Derin derin nefes sesleri odayı doldurmuştu. Sessizce sabahlığımı üzerime geçirerek dışarı çıktım.

Merdivenlerden aşağı inip etrafa göz attım. Kimse yoktu. Belki de Sirius uyuyakalmıştı. Gelmesini umarak koltuğa oturdum. Hafif bir rüzgar esti ve yanağıma bir şey dokundu. Etrafa baktım, hiçbir şey yoktu. Hiç kimse yoktu. İrkilip ayağa kalktım ve bu saatte yatakhanenin erkekler tarafına geçemeyeceğimi bildiğim için ne yapacağımı bilemeyerek kollarımı kavuşturdum. Yokluktan bir anda Sirius ortaya çıktı. "NE?Nasıl?" diyerek kekeledim. Hogwartsda cisimlenmenin mümkün olmaması bir yana bizim yaşımızdaki cadı ve büyücüler için gerçekleştirilmesi zor bir büyüydü. Sirius kollarını açıp sarılmaya geliyormuş gibi yaklaştı. Elinde belli belirsiz bir kumaş olduğunu ancak şöminede yanan ateşin yansımaları kumaşa çarpınca fark ettim. Sirius beni kumaşın altına çekerken açıkladı, "Bu James'in pelerini, görünmezlik pelerini, aslında aile mirası gibi bir şey. Gece yarısı okulda dolaşmak ve ertesi güne şakalar hazırlamak için harika bir gereç" dedi kurnazca. Görünmezlik pelerini... Oldukça nadir bir nesne. Hatta eşi yok. Büyücü ailelerin gizemli geçmişleri gerçekten çok ilgi çekici bir konu. Kütüphaneye girdiğimizde önce Filtch ortalarda mı diye bakındık. Yasak bölümün kapısını sessizce açıp içeri geçtik. Hogwarts gibi büyük bir büyücülük okulunda yasak bir bölümün basit bir sürgü ile korunması da ironik bir şeydi. 

Kara büyülerle dolu kitaplarda nereden başlayacağımızı bilemedik. En sonunda kara büyü ile lanetlenenler ve kara büyünün etkilerine dair iki kitap alıp okumaya başladık. Okuduğumuz her başlık beni ayrı endişelendiriyordu. Kendi nefesimden korkacak kadar gerilmiştim. İlk kez okul kurallarına karşı gelip, gece yarısı, girmemin yasak olduğu bir yerde bulunduğum için değil, okuduğum şeylerin verdiği dehşet alabileceğim bütün cezaların korkusunu yok saydırıyordu. Dünyada bu kadar korkunç şeyleri yapmak bir yana bunları düşünmek bile korkunçtu. Üstelik muhtemelen bu korkunç şeyleri deneyimlemiş masum insanlar da dışarıda bir yerlerdeydi. Bunaldım, gereğinden fazla yüksek sesle bir of çektim. Anında Sirius'la göz göze geldim. Kütüphane koridorunun dışında ayak sesleri belirdi. Derhal kitapları yerine bırakıp pelerinin altında girdik. 

"-Nox!" Asalarımızın ucundaki ışığı kapatıp yasak bölümden hızla uzaklaştık. Hızlı adımlarla kütüphanenin dışına doğru yürüyorduk. Birden Filtch karşımıza çıktı. Nefeslerimizi tutarak geri geri yürüdük. Sirius'u göğsünden tutup, kenara çektim. Asamla sessizce karşı masada duran kitapları havalandırdım ve yere düşürdüm. Filtch koşar adımlarla oraya doğru gitti, biz de hemen ortak salona döndük. 

Ortak salona girince pelerinden sıyrılıp, kendimizi büyük koltuğa bıraktık. Adrenalinle nefes nefese kalmıştık. Sirius gece gezintilerine alışkın olduğu için benim kadar etkilenmemişti. İyi olduğumdan emin olmak için elime uzandı. O anda yukarıdan bir kapı açıldı Sirius sol eliyle gerginlikle benim elimi sıkarken sağ eliyle pelerini arkasına sakladı. Merdivenlerden aşağı Peter indi. Bizi görünce önce şaşırdı sonra ellerimize odaklanıp gülümsedi. 

"-Umarım rahatsız etmiyorumdur, uyku tutmadı, akşam burada bıraktığım şekerlemelerimi almaya gelmiştim. "dedi.  Sirius'un gergin suratını görünce yanlış yorumladı ve "Hemen gidiyorum" diye ekledi. 

"-Peter?" diye sızlandım. "Lütfen bundan kimseye bahsetme olur mu, henüz kimsenin bilmesini istemiyoruz," dedim.

Peter elini, ağzının önünde fermuar çeker gibi hareket ettirdi. 

Sirius'la hiçbir sonuç elde edemediğimiz verimsiz başka bir günün gecesinde birbirimize iyi geceler diledik.

Odamda adrenalinin verdiği enerjinin kırılması için komodinde bıraktığım kitaba yeniden göz gezdirmeye başladım. Zorunlu olarak şekil değiştirenler, kurt adamlar...

Her dolunayda değişim yaşayan kurtadamlar kendilerine ve çevrelerine zarar verme konusunda çekinmezler. Dolunay zamanında karşısına en yakın dostu bile zarar verir. Biçim değiştirmenin zorunlu olarak gerçekleşmesi, bünyede sürekli yorgunluğa ve ağrıya sebep olur.

Ulu Merlin!

Çapulcular-Hogwarts ve SonrasıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin