Çoğu şey umduğunuz gibi ilerlemeyebilir. Ama sorun etmeyin. İlerlediği yolu istediğiniz şekle sokabilirsiniz. Unutmayın ipler sizin elinizde!
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Fulya'da öyle içine kapanık sert ve umursamaz gibi görünse de aslında t...
Fulya üniversiteyi bitirmiş şirketin başına geçmişti. Ege ile mutlu ve güzel bir ilişkileri vardı. Artık daha huzur doluydu nede olsa intikamını almıştı. Üzerinden bir yük kalkmıştı. Bebeğine verdiği sözü tutmuştu çünkü.
Berke Cem'in kardeşi Cemre ile sevgili olmuştu. Fulya bu durumdan pek hoşnut değildi ama ilerleyen zamanlarda Cemre'nin değiştiğini daha iyi biri olduğunu Berke'yi gerçekten sevdiğini gördü. Berke'de Cemre'yi seviyor onunla mutlu oluyordu. Onların bu halleri Fulya'yı da mutlu ediyordu...
Fulya'nın ağzından~
Çalışma odamda oturmuş son kez dosyalara göz gezdiyordum. Odanın kapısı açılınca gözlerimi anlık gelen kişiye yönlendirdim ardından önüme geri döndüm. "Hatunum yeter artık 7 kere kontrol ettin zaten!" sandalyemin arkasına geçip bana sarıldı. "Son bir kez daha bitti zaten" öylece bitirmemi bekledi. On dakikanın ardından işim bitmişti "Bak bitti işte!" "SONUNDAAĞĞ" gülümsememi tutamamıştım. Ayağa kalkıp birlikte aşağıya indik. "Sonunda geldiniz! Çok açım laaağğn!" "Ay Beko neden böğürüyorsun? Geldik işte! Hem ben senin gibi boş gezenin boş kalfası değilim okeeey?!" "Cemre sen neden bu sevgilini doyurmadın ki!?" Berke ve Cemre öksürmeye başladı. Ardından Cem Ege'ye ters ters bakıp sahte ve uyarı dolu bir şekilde öksürdü "Öhöm öhöm!" "Cem'im Ege onu kastetmedi ki! Ne kadar da fesatsınız!" dedim gözlerimi kısarak. Ama bende gülmemek için cebelleşiyordum! "Boş yapmayın hadi oturun sofraya" "Çen ikizini mi kıskandın çen!" diyerek yanına yaklaştım "Otur yerine güzelim!" gülümseyen yüzümü bir anda ciddileştirdim ve yerime oturdum.
Yemeğimizi yemiş bulaşıkları Ege ve Berke'ye kitlemiş bizde kuzenler olarak salonda oturuyorduk. Cem ortamızda ben ve Cemre onun omzuna yaslanmış bir şekilde oturuyorduk. Ege ve Berke içeri girince birbirlerine bakıp ardından tekrar bize döndüler "Bu ne aq ya kapmış bizim manitaları!" "Eee ne sandınız yapraklar! Sizden daha yakışıklıyım, mükemmelim, daha çalışkanım!" üçümüzde kahkaha atmaya başladık. Kahkaha atarken bir anda kendimi havada buldum. Kahkahalarımın arasından zorla konuştum "Ege hahaha dur! Hahaha indir! İndir indir beni yaa hahaha!!" tekli koltuğa oturup beni kucağına oturttu. Kalkmaya yeltendiğim sırada sıkıca sardı. "Lan bıraksana tövbe ya!" "I ıı" "Ege sapıttın mı aq! Bırak aa" "Üf güzelim sus ya! Ben rahatım böyle!" sadece gözlerimi devirdim çünkü hareket edemiyordum!
İki saattir film izliyoruz ve ben sıkılmıştım. "Ege telefonumu verir misin?" yan tarafa uzanıp telefonumu aldı ve bana verdi "Al güzelim" telefonu elinden alıp kafamı omzuna yasladım. Telefonumu kurcalamaya başladım. "Ehh yeter ya sıkıldım ben!" diyerek isyan eden Berke'ye kafamı sağa yatırarak baktım. "Ne yapmamızı istersin Beko?" biraz düşündükten sonra heyecanla konuştu "Şişe çevirmece oynayalım!" herkes onayladığı için mecbur bende onayladım.
"Eveeet kurallar belli yapmayan içer!" dedi Berke. Cem şişeyi çevirdi şişe Ege ve Berke arasında durdu. "D mi C mi Beko?" "C!" Ege sinsice gülümsedi "Cemre'yi öp" Cem'e baktım tek kaşını kaldırmış onlara bakıyordu. Berke beklemeden Cemre'yi öpmüştü. Şerefsiz işine geldi tabi. Birkaç oyundan sonra şişe ben ve Cem arasında durdu "D mi C mi güzelim?" "D" "Hatırlıyor musun bir ara bir çocuktan bahsetmiştin" "Hangi çocuk Cem?" "Of Fulya bana kaç tane çocuk anlattın ki!? Hani şu kaldırımda tek oturan silah seslerinden korkan" "Hatırladım tamam. Ee ne olmuş ona?" "Onun sana verdiği kolyeyi hâlâ saklıyor musun?" elimi boynuma götürdüm ve kolyeyi görünecek şekilde gözler önüne serdim. "Evet" "Dur bir dakika o çocuk o kolye" Ege'ye döndüm "Ben 15 yaşım-" o da boynundaki kolyeyi gözler önüne serdi ve konuşmaya başladı "Kaldırımda oturan çocuk elinde iki kolye tutuyordu ve ağlamamak için savaş veriyordu. Simsiyah giyinmiş yüzünde de siyah maske vardı. Bir kız gelmişti ve yanına oturmuştu. Kız da o çocuk gibi simsiyah giyinmiş yüzünde siyah maske vardı ve başında siyah şapka. 'Ağlamak istiyorsan ağla tutma kendini. Ben buradayım bana sarılabilirsin' çocukta hiç düşünmeden ve o kişinin kim olduğunu sorgulamadan kıza sarılıp ağlamaya başladı. On beş dakika öylece kalmışlardı ki silah sesleri etrafa doluşmuştu. Çocuk korkuyla kıza daha da sarılmıştı. Kız çocuğa bir şey olacak korkusu ile hızla onu arabaya bindirmiş ve oradan uzaklaşmışlardı. Kız, çocuğu evine bırakmış gideceği sırada çocuk kızı durdurup 'Teşekkür ederim desteğin için' demiş ardından elindeki kolyelerden birini ona vermişti 'Bu annemin kolyesi bunu sana vermek istiyorum boynundan çıkarma lütfen ve sende mutlu ol. Hep çevredeki insanları düşünme. Ya ben kötü niyetli biri olsaydım' 'Ama kötü niyetli biri değilsin' demiş ve çocuk kızın adını bile soramadan kız oradan uzaklaşmıştı." Ege'yi şaşkınlıkla dinlemiştim. "Nasıl yani o çocuk sen misin?" şaşkınlığını gizleyemeden sormuştu Cem. "Demek annesi gibi kokan o kız sendin" dedi Berke. Onlara cevap vermeden öylece Ege'ye bakıyordum. Bu tesadüf müydü yoksa kader mi?
Birkaç kez daha oynadıktan sonra uyumaya karar vermiştik. Yatağımda uzanmış öylece tavana bakıyordum. "Ege'lere gittiğim zaman evin tanıdık gelmesi bu yüzdendi demek" diye düşünüp duruyordum. Telefonun sesi düşüncelerimden sıyrılmama sebep olmuştu. "Ne oldu Ayhan?" "Efendim burada işler karıştı!" aniden yatağımda doğruldum "Nasıl oldu ne oldu?! Nerdesiniz konum at geliyorum!" hızla koşarak evden çıktım motoruma binip hızla sürmeye başladım. Üşümüştüm çünkü üzerimde yine çilek desenli geceliğim vardı. Attığı konum ormanlık alana aitti. Silahımı elime alıp ilerlemeye başladım. Daha açık bir alana gelmiştim. Etrafıma bakınıyordum. Ama hiçbir şey görmüyordum ki birden etrafta ışıklar yanmaya başladı. Şaşkınlık ve korkuyla etrafıma bakıyordum. Arkamdan gelen hafif öksürme sesiyle o tarafa döndüm. Görmeyi beklediğim şey dizinin üzerine çöken ve elinde çilek şeklinde olan yüzük kutusu tutan bir Ege değildi.! Şaşkınlıkla ellerimi ağzıma götürdüm. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. "Hatunum, bena mutlu bir sonsuzluğa giden bu yolda eşlik etmeye var mısın?" "Evet!" ayağa kalkıp beni kucağına almış etrafında döndürüyordu.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
7 yıl sonra~~
"Beyleeer gelin artık hadi!" kucağında oğlumuz ile koşarak içeri giren Ege'ye ve kucağında kızı ile giren Berke'ye ardından Cem'e gülümseyerek baktım. Tam masaya oturacakları sırada sahte bir sinirle "Önce ellerinizi yıkayın bakayım!" "Ups anne haklı oğlum hadi yıkayalım ellerimiziii" gülüşerek gittiler. Cemre ve Aslı ile birlikte hazırladığımız sofraya oturup eşlerimizi bekledik. Evet Aslı Cem'in eşiydi çok nazik ve kibar birisi. Herkes sofraya oturmuş yemeğe başlamıştık.
Çocukları uyutup terasa çıkmıştık ve sohbet ediyorduk. Bulunduğum ortama neşeyle baktım. Artık her şey daha güzel daha anlamlıydı. Mutlu bir ailem vardı. Ve artık daha düzenli daha sakin bir hayatım vardı. Mutluydum mutluyduk!
Hayat karşıma birçok zorluklar çıkarmıştı ama hepsiyle başa çıkmıştım. Ve sonunda ödülüme kavuşmuştum. Ne olursa olsun pes etmeyin! Her kötü şeyin her zor zamanın bir ödülü güzel bir yanı vardır! Sadece sabredin!..
Yazarın ağzından~
Hepsi bir anda ellerini birleştirip bağırdılar "SONSUZA DEK BİRLİKTE!!!"
Ege ve Fulya'nın 4 yaşında bir oğulları olmuştu. Adını Kara koymuşlardı. Berke ve Cemere'nin de 4 yaşında bir kızları olmuştu. Adı da Asel. Herkes daha mutlu daha huzurluydu artık. Fulya'nın da dediği gibi her zorlayıcı şeyin ardında size verilen bir ödül vardır. O ödüle ulaşmak için sadece sabredin! Ödül size kendi isteği ile gelecektir...
EVEEEETT~ SON BÖLÜM... UMARIM KİTABIMI BEĞENMİŞSİNİZDİR. İLK YAZMA DENEYEMİM OLDUĞU İÇİN HATALARIM VARDI. KİTABIMI OKUDUĞUNUZ VE BENİ DESTEKLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM ♥️💋