Bir gün Tanrı'nın isteği üzerine iki bahçe yapılacaktı iki kardeş tarafından. Tanrı sesini duyurmuştu Habil ve Kabil denen iki kardeşe. Yolla koyulmuşlardı bu iki kardeş Tanrı'nın isteğini yerine getirmek için ellerinde orak ve çapa ile. İkisi birden gidiyorlardı mutlu mesut şekilde başlarına geleceklerinden habersizce...
Anlaşılan varmışlardı bahçeyi yapmak için geldikleri yere çünkü Tanrı'nın sesi yükselmişti dur diyordu bu iki kardeşe.
Artık yolda mutlu mesut gelen kardeşlerin yüzünde bu iki duygudan eser kalmamıştı, gitmişti o duygular, hırsa bırakmıştı yerini göklerde başla sesi yükselirken.
Önce iki kardeşin eli ayağına dolaşmıştı ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Sonrasında ellerindeki malzemeleri yere bırakmakla koyuldular işe. Biraz düşünüşten sonra vurdu ikisi de orağı aynı anda toprağa ve artık başlamışlardı Tanrı istediği bahçeyi yapmaya...
Bir hayli vakit geçtikten sonra bahçelerin ikisi de aynı anda bitmişti. Ve son bir bakış atmıştı iki kardeş yaptıkları esere. Kontroller de bittikten sonra Tanrıya seslendi iki kardeş;
''Ey Tanrımız bizden istediğin bahçeleri yaptık.''
''Bunu söylemenize gerek yok ben her şeyi görüyorum zaten.''
''Tanrımız işine karışmak gibi olmasın ama bu bahçeleri yapmamızı bizden neden istedin.''
''İşime karışır gibi oldunuz. Ama yine de söyleyeyim bunu sizden istememin nedeni en güzel bahçeyi seçip orada yaşamlar başlatmaktı.''
İki kardeş birbirine şaşkınca bakıp gökten yükselen o sesin dediğini tekrar ettiler. Ve meraklı bir ses tonuyla sordular
''En güzel bahçeyi seçip orada yaşamlar başlatmak mı?''
''Evet dedim ya tekrardan neden aynı şeyi soruyorsunuz?''
''Özür dileriz Tanrımız bize kızmayınız, merakımızdan sadece.''
''Tamam sessizlik! Kimin bahçesi en güzel olmuş onu seçeceğim.''
...
Bir az zaman geçtikten sonra Habil ve Kabil tekrar seslenişe geçerler;
''Ey Tanrımız! Seçtin mi hangimizin bahçesinin en güzeli olduğunu ve o sonsuz kudretinle yaşamın hangi bahçede başlayacağını.''
''Evet seçtim.''
''Peki hangimiz?''
''Habil'in bahçesi en güzeli. Aziz kudretim o bahçeye yaşam bahşedecek.''
Habil'den sevinç çığlıkları yükseldi Tanrısı onun adını bahşederken.
''Çok teşekkürler Tanrım. Benim bahçemi seçtiğin için.'' Diyordu Habil en yüksek ses tonuyla sevinç nidaları atarken...
Biraz sessizlik oldu ve bu sessizliği hiç sesi çıkmayan Kabile bir laf söylemek için Tanrı bozdu;
''Hayrola Kabil neden konuşmuyorsun, bir şey demeyecek misin? Hem neden sorgulayıcı bir bakışın var? Sana ters gelen bir şey mi oldu?''
Aradan bir dakika geçmeden düşünceli ve sorgulayıcı bakışlarını bahçelerin üstünden çekip kafasını göğe kaldıran Kabil'in sesi duyuldu şimdi;
''Evet bana ters gelen bir şey var.''
''Neymiş sana o ters gelen şey?''
''Benim bahçem daha güzel neden beni değil de onu seçtiniz?''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
DAMGALI DOĞANLAR
FantasíaSonsuz Mühürle Lanetlenen Kabilin Soyundan Damgalı Doğanlara Kadar Uzanan Bir Hikaye