16

6 3 0
                                    

Eskitme ahşap kapının vurulan tokmak sesiyle kısık sesli yaşlı adamın sesinin duyulması bir olmuştu: "Kimsin!"

Kapının diğer tarafında bulunan isim ise, tok sesle: "İzmir Cinayet Büro'dan Yunus Aşar! Şevki Komutan'ım müsait misiniz? Kısa bir görüşme yapacağız!"

Yaşlı adam, sert bir sesle: "Gelme! Müsait değilim!"

Yunus Komiser, şaşırtıcı bir cümle ile kapıyı kendine açtırmıştı: "Kızınız Sinem'den size selam getirdim! Kapıyı açmazsanız size kırılacakmış!"

Yaşlı adam, Yunus'u içeri buyur etmesinden sonra homurdanarak karşısına geçti ve: "Neden baştan söylemedin bunu bana? O, artık bir ölümsüz, bilmiyor musun bunu?!!"

Yunus, kısık gözleri ile önce eve, sonra yaşlı adama baktı. Soğukkanlılığını kaybetmeden: "Eşiniz nerede Şevki Bey? Hâlâ gelmeyecek mi? Bir de onunla görüşseydik!"

Yaşlı adam, yine homurdanarak: "Onun nerede olduğunu kızım biliyor! Hem bizi kameradan izliyor! Ne soracaksan sor ve git! Daha çok işim var!"

Yunus, yine kendinden emin soğukkanlı tavırlarıyla, dikkatini kapı girişindeki tablo çekmişti. Tablodaki askerlerden birini işaret ederek: "Merakımı mazur görün. Bu asker kimdi, ne zaman çekildiniz bu fotoğrafı Şevki Bey?"

"2008, Gara'da.. Yıldırım Timi, Tim Komutanı olarak gittim. Timimin en belalı adamı.. Ama işini de gayet iyi yapardı. Ah Kürşat Astsubayım ah!.. Erken yaşta veda etti hayata!.."

"Soyadını hatırlıyor musunuz peki?"

Bu soru üzerine sert bir bakışla Yunus'a cevap verdi Şevki Komutan: "30 Ağustos 1922'yi bilmeyen askeri, bu halimle bile sikerim!! Anladın mı beni! Mücadele ettiğimiz yeri, biricik Kütahya'dan düşmanı nasıl çıkardığımızı bilmeyen adamın alnını karışlarım ben! Fakat neden sadece onu sordun bana?"

Soğukkanlı ve sakinliğini yitirmeyen Yunus, şöyle cevap verdi: "Kürşat'ı tanıyorum desem yalan söylemiş olur muyum?"

Fazla gizemli soru cevap, Şevki Komutan'ı bunaltmıştı. Artık Yunus Komiser'den iyice şüpheleniyordu. Kısık gözlerle: "Kimsin sen?!" diyeceği esnada yere düştü. Bayılmıştı.

Yunus Komiser, yüzünden çıkardığı maskeyi cebine kattı. Şevki Komutan'ı taşırken, yüzüne yayılan gülümseme ile: "Eski arkadaşlıklar işte!" derken, yere düşürdüğü parçayı hiç farketmemişti!!

 Şevki Komutan'ı taşırken, yüzüne yayılan gülümseme ile: "Eski arkadaşlıklar işte!" derken, yere düşürdüğü parçayı hiç farketmemişti!!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Az sonra binaya gelen Yunus Komiser, apartman girişinde Şevki Komutan'ın ziline ısrarla bastı. Ses yoktu. İçeri başka birinin ziline basarak girdi ve Şevki Komutan'ın dairesinin önüne gelmişti. Kapının hafif aralık olması nedeniyle hemen namluya mermiyi sürdü. İçeri girer girmez yerde bulduğu peç, herşeyi anlatıyordu: "Hassiktir, bir bu eksikti! 4360, 4361 tamam!"
"4360 dinlemede, tamam!"
"İfadesi alınacak şahıs kaçırılmış, tekrar ediyorum, İfadesi alınacak şahıs kaçırılmış, tamam! Destek ekip bekliyorum, tamam!"
"Anlaşıldı 4361, intikal ediyoruz, olay yerinden ayrılma, tamam!"

ÖLÜLER İÇİN (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin