~Hayatında gördüğü en güzel bebekti, gözlerini ondan alamadı yüzündeki ifadesizlikten eser yoktu, ağzı aralanmıştı, bebeği tekrar yerine koydu, odadan ayrılmadan önce tekrar yüzüne baktı. Gözlerinin yeşili Lokininkilere benzemiyordu, bu... Loki'nin...
Thrud hafifçe kızardı, odasındaki kapkara duvarları hatırladı ve kıkırdadı.
"Doğrudur kralımız."
"Ben de bu yüzden sana Vanaheim kralının yeğeninin eşlik edeceğini söylüyorum."
Duyduğu haberle birlikte Thrud'un ağzı kulaklarına varırken gözleri aklından geçen soruların merakıyla parıldıyordu. Loki de bunu farketmiş olacakki kızın aklındaki soruların çoğunu bir cümlede yanıtladı.
"Seninle aynı yaşta bir yarı tanrıça, yarı Vanir ve yarı Asgardlı ismi Zora ve bir tanrı veya tanrıça kadar olmasa da güçlü, uzun zamandır yakın dövüş dersleri alıyor ve bu konuda uzman. Longsword kullanabiliyor. Bunlara nazaran güçleri hakkında pek bir bilgi ve kontrol yeteneğine sahip değil. Artık beraber eğitim alacaksınız yanında koruması ve eğitmeni olan iki Vanirle buraya gelecek ve yanındaki odaya yerleşecek. Şimdilik bu kadar. Bir kaç güne kadar burada olurlar."
Thrud tüm soruları yanıtlandığı için büyük bir sevinçle Loki'den izin alarak odasına gitti. Odaya girer girmez Zora'yı düşünmeye başladı. Acaba nasıl biriydi? Loki kendisiyle aynı yaşta olduğunu söylemişti. Belki babaları tanışıyorlardı. Onun kendisi hakkında. neler bilebiliyor olacağını düşündü.
"Muhtemelen 16 yılını sıradan bir köyde geçirmiş bir prenses olduğumu. Hayatım hakkında ilgi çekici olan tek kısım bu zaten."
Kendi kendine çarpık bir gülüş attıktan sonra ateş gibi kızıl saçlarını tepeden topladı ve üstündeki elbiseyi çıkarttı biraz bahçeye çıkıp antrenman yapacaktı bu yüzden daha rahat olan idman kıyafetlerini üstüne geçirdi ve odasından çıktı.
Loki kız yanından ayrıldıktan sonra kütüphaneye çıktı ve Thor'un güçleri ve bunun geçmişi hakkında araştırma yapmaya başladı. Thor herhangi cadı veya büyücü güçlerine sahip değildi sadece bir tanrıydı ve yıldırım güçlerine sahipti. Odin, cennetler tanrısı evet bilgelik için gözünü feda ettiği zaman büyücü güçlerine sahip olmuştu ama onunkiler de doğuştan değildi. Bu kızda ilginç bir şeyler vardı. Hem bir tanrıça hem de cadı güçlerine sahipti.
Thrud bahçeye çıkmadan önce taht odasının yanından geçerken içeriye gözü kaydı, tamamen boştu. Bunu fırsat bilerek kapıdaki muhafızlara içeride işi olduğunu söyleyerek içeri girdi. İlk başta tam karşısındaki tahtlara baktı. Tam 3 taneydi, en büyük olan kralın ve yanındakiler de kraliçe ve prensin... Ama Asgard'ın 2 prensi vardı neden sadece biri için taht olsun ki? Thrud'un aklına Loki'nin evlatlık olduğu gelince onun için üzüldü. Her ne kadar kendi babası olsa da Thor'a ayrımcılık yapılması onu üzmüştü. Bu düşünceler içinde etrafa göz gezdirirken geçen sefer de gördüğü baltayı gördü, tekrardan yanına gitti. Tekrar denemekten zarar gelmezdi, geçen sefer dokunduğunda henüz güçlerini yeni öğrenmiş, kontrol etmeyi bilmiyordu.
Usulca elini tekrar koca baltaya uzattı ve uzun, kalın bir daldan oluşan sapını kavradığında etrafta uçuşan ufak kıvılcımları önemsemeden onu yavaşça kaldırdı ve bir süre gözleri mutlulukla ışıldadıktan sonra onu karşısındaki kolona doğru hızlıca salladı ve o koca baltadan müthiş bir gürültü eşliğinde kocaman bir yıldırım çıktı ve karşıdaki kolonu çatlatmaya yetti.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Thrud bunu beklemiyordu ve o da bu güçlü atağın ardından baltayla birlikte geri savrulup duvara çarpmıştı. Gürültüyü duyan muhafızlar içeri girip Thrud'u kontrol ettiler ve onu yerden kaldırıp koltukların birine oturttular birkaç muhafız dakikalarca süren soruların ardından Thrud'un iyi olduğuna karar verdiler. Sonra da birilerine haber gönderip temizlik ve tamire başladılar.
Yaklaşık 15 dakika sonra herşey eski halindeydi. Thrud baltaya kimsenin el sürmediğini görünce kuşkulandı, ortada ve gayet dikkat çekici bir şekilde orada duruyordu. Thrud ayağa kalktı ve baltayı yerden aldı balta tekrar kıvılcımlanmaya başladı ama Thrud bunu umursamadan en yakınındaki muhafıza baltayı uzattı.
"Tutar mısın?"
Yüzüne bomboş bakan muhafızın anlamadığını düşündü.
"Baltayı diyorum. Tutar mısın?"
Ciddi misin bakışları atan muhafız epey afallamıştı bunu gören Thrud iyice işkillendi bunu Loki'ye sormalıydı. Muhafıza unut gitsin işareti yaparak baltayı aldığı yere bıraktı ve Loki'nin yerini öğrenmek üzere koridora çıktı.
Loki aşağıdaki gürültüleri duymuştu. Kitabın önemli bir kısmındaydı ve bitirmesi gerekiyordu. Birkaç dakika sonra işi bittiğinde aşağı indi ve taht odasına doğru ilerlerken koridorda kendisinin yerini bir muhafıza soran Thrud'u gördü.
"Beni mi arıyorsunuz prenses?"
Loki'yi görünce hızlıca ona doğru gelen Thrud heyecanla anlatmaya başladı.
"Geçen sefer babamın olduğunu söylediğin balta. Onu kullanmaya çalıştım muhtemelen duymuşsundur zaten ama sonra muhafızlar içeri gelince kimsenin onu almadığını gördüm onu bir muhafıza uzattığımda da bana boş boş baktı? Onu taşıyamıyorlar mı?"
"Layık değiller."
"Ne? Neye layık değiller?"
"Mjolnirr, babanın eski çekici duymuşsundur. Onu sadece çekice layık olanlar tutabilirdi. Bu baltanın adı da StormBreaker ve baban onu yapmak için tüm gücünü harcamıştı. Ona layık olan tek kişi babandı. Ama şimdi sen Yıldırımlar Tanrıçası ve Thor'un kızı olduğun için onu taşımak için sen de layıksın."
"Peki sen baltanın gücünü doğru kullanabiliyor muyum? Yani yıldırımı kastediyorum."
"StormBreaker'ın değil senin gücün bu, sen Yıldırım Tanrıçasısın ve Yıldırım Tanrısı için yapılmış olan bu baltayı tabiki yıldırım gücünü kullanarak taşıyabilirsin."
"Anladım. Peki..."
Loki'nin devam etmesi için ışıltılı zümrüt gözleri ile ona baktığını gören Thrud derin bir nefes alıp devam etti.
"Bende kalabilir mi? Yani StormBreaker"
Loki hiç beklemediği bu soru karşısında aniden kaşlarını çattı. Thor için mjolnirri cücelerden aldığı gelmişti aklına. Thor sürekli çekici bir oraya bir buraya sallıyordu ve sürekli ya duvarları kırıyor, ya da birilerinin başına yıldırım geçiriyordu. Babası kadar onun da hakkı olduğunu düşündüğünden kızın isteğini onayladı.
"Baban gibi olacağına eminim. Yine de bahçede kullanmayı denesen herkes için daha iyi olur."
Thrud'un kalbinin atışları neredeyse dışardan duyuluyordu, yine de sırıtışından fazla bir belirti göstermeden Loki'ye teşekkür etti ve hızlı adımlarla tekrar taht odasına girdi. Herşey eskisi gibiydi. Stormbreaker'ı koyduğu yerden aldı ve koşarak ilk hedefi olan bahçeye çıktı.
Loki neden kızın isteklerine hayır diyemediğini düşündü. Daha önce insanların isteklerini kendi zevki için bile reddederdi. Sadece annesini kırmamak için herşeyi yapardı ve o öldüğünden beri kimseye böyle davranmamıştı. Hep bencil ve çıkarcı biriydi, gerçekten ailesi bile olmayan insanları kaybettikten sonra iyice çöküşe geçmişti ve şimdi kardeşinin kızına, Thrud'a iyi davranıyordu. Nedenini o da bilmiyordu, bazen içindeki ses onu anlayabildiğini, kendisi gibi bir gölgede yaşamasını istemediğini söylüyordu ama Loki bu sesi hemen susturuyor söylediklerine kulak bile asmıyordu.
Thrud heyecanla tekrar baltayı savurdu ve yine kontrolünü kaybetip yıldırımları havaya gönderdi. Defalarca olduğu gibi tekrar denemek için hazırlandı.
*Bölümü yazıp taslaklarda unutmak mı? Tabi ki jsjwsjwjskwkxk
Evet fazlaca geçiş bölümü oldu size stormbreakerı tanıttım o kadar. Bidahaki bölüm çok heyecanlı olacak😄
Yorum ve oy atmayı unutmayın sizi seviyorum bebişler💚*