Amerika gözlerini tiksinti ile kısarken "Bu ne biçim bir şey böyle?" diye haykırdı ve çatalını ileri, Kanada'ya doğru itti. Kanada "Ya, bari şu durumda yemeğimden otlanma Ame!" diye bağırdı. Ardından güçlük ile kaldırdığı kolu ile, Amerika'nın eline vurdu.
ABD'de bir hastane odasındaydılar. Kanada, en son vücuduna saplanan konserveler sebebi ile hastanelik olmuştu, durumu ise ciddi değildi. Evde de halledilebilir yaraları vardı ama hastaneye gelmeyi tercih etmişlerdi. Fransa odanın dışında doktor ile konuşurken, Amerika Kanada'nın yemeğinden otlanmaya çalışıyordu. İş, keyifle salatasını çiğneyen bir Kanada ve hastane yemeklerinin iğrençliğinden yakınan bir Amerika ile sonuçlanmıştı.
...
Fransa, doktordan oğlunun durumuna dair daha fazla şey duyunca rahatladı ve teşekkür edip doktordan uzaklaştı. Ardından, defalarca arayıp ulaşamadığı Birleşik Krallık'ı tekrar aramak üzere tuvalete ilerledi.
Duvarlarda bulunan tabelalardaki işaret ve yazılara göre sağa veya sola dönen Fransa, arkasındaki koridordan bir çığlık duydu. Ardından, çığlık kadar yüksek sesli olmasa da, bağırışlar ve toplu ayak sesleri çıktı. Endişelenen Fransa, refleks olarak sesin geldiği tarafa döndü. Gidip bakmak ile, hastane polisine haber vermek arasında kalsa da, bir ülke olmasına güvenerek cesaretini topladı. Ardından sesin geldiği yere koşturdu.
Panik halindeki insan kalabalığının ortasında, küçük çocuğun tekini rehin almış bir genç görünüyordu. Genç, ortalamanın üstündeki boyuna rağmen zayıf, hatta sıska bir bedene sahipti. Gözlerinin altında kızarıklıklar ve torbalar vardı. Endişesi, alnından akan terlerden belliydi. Kendi kendine bir şeyler geveliyordu ama Fransa ne dediğini -muhtemelen genç adamın ta kendisi gibi- anlayamıyordu. Üstündeki yıpranmamış ve iyi durumdaki kıyafetler, gencin genel görünümüne uyum sağlamıyordu. Genç silahlıydı.
Lobiye yakın bir bölümdeydiler ve lobi masasından yere itilmiş dosyalar, kalemler ve kağıtlar görülebiliyordu. Fransa, çocuğun neden rehin alındığını bilmiyordu ama muhtemelen gencin şuanki tek isteği hastaneyi hızla terk edebilmekti.
Fransa, bir ülke olmasını ve yapacağı şeyin ne tür tepkilere sebep olacağını umursamadan, kalabalığın içinden geçerek önlere doğru ilerledi. Ardından, İngilizce "O daha bir çocuk! Onu bırak... yerine beni al?" diye bağırdı. Alt dudağını dişliyor ve endişe ile gence bakıyordu.
Genç kadar kalabalık da şaşırmıştı. Kimisi heyecanla Fransa'yı desteklerken, kimisi homurdanıyor ve iyi biri gibi görünmek için rol yaptığını, zaten ne dediğinin bile anlaşılmadığını, Fransızların ingilizce konuşamadığını falan söylüyordu. Fransa kalabalığa aldırış etmeden, gence bakmaya devam etti.
Genç başta tereddüt etse de, Fransa'nın "Hem, bir ülkeyi rehin almak daha çok işine yarar!" diye devam etmesi ile onayladı. Fransa dikkatlice ilerlerken, genç de yavaş yavaş silahı çocuğun kafasından uzaklaştırdı. Ülke yeterince yaklaşınca, hızla çocuğu ileri iterek silahını Fransa'nın başına dayadı. Çocuk hızla uzaklaştı ve ağlamaya başladı, bu sırada kalabalık iyice coşmuştu. Herkesin ağızından şaşkınlık içeren nidalar çıkıyordu, bir kısım Fransa'nın ismini haykırarak ağlamaya başladı.
Fransa da stresliydi ama o çocuğun güvende olduğunu bildiği için mutluydu. Bulunduğu pozisyon gereği oldukça rahatsızdı ve çok endişeliydi ancak insanları da endişelendirmemek ya da kendini küçük düşürmemek için bunu dışarı yansıtmamalıydı. Fransa, görevliler gelene kadar genci oyalamak ve başarabilirse yatıştırmak için sorular sormaya karar verdi: "Ben gelmeden önce neler oldu? Ne yaptın?"
Genç, soruyu algılayabilmış gibi değildi. Hırsla "Tüm bu insanlar, hatta Karen bile bana itaat edecek!" diye sayıkladı, ardından "O lanet, beyinsiz karı nasıl beni reddeder?" şeklinde devam etti. Fransa, gencin kendinde olmadığına karar verdi ve mantığını bir kenara bırakarak polisleri bekledi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Revival - CountryHumans DEVAM ETMEYECEK
Historical Fiction"Baba..." ... "Bence kıskanıyorsun anne, o iyi biri." .. "Ben bunları unutmadım, hala Türk Gençliğine kırgınım, hala sizlere kızgınım!" ...