Dağınık Düşünceler

9 1 2
                                    


*Ben ayağa kalkarak kendi darbemi kendim atıyordum...*

Gözlerimi açtığımda hala denizin kıyısındaydım. O ise gitmişti. Ne kadar uyuduğuma bakmak için telefonumu elime aldığımda Emir ve Ece'den bir sürü cevapsız arama ve mesaj olduğunu farkettim. Aptal ben niye telefonu sessize almıştım ki. Gözlerimi saate kaydırdım. Sadece yirmi dakikada bu kadar aradıklarına göre bir şey olmuştu. Hemen mesajları kontrol ettim.
Kimden: Ece
*Burak senin yanında mı?*
*Sınıfa gittiğimizde Burak çantasını alıp çıkıyordu. Durdurmaya çalıştık ama olmadı.*
*İyisin değil mi? Aramalara da cevap vermiyorsun.*
Sonra da Emir'in sohbet ekranına girdim.
*Burak nerede biliyor musun?*
Sonra hemen Emir'i aradım. Neredeydi bu çocuk, o tokadı atmamalıydım. Söyledikleri o kadar ağır değildi ama Mehmet Abinin söyledikleri de boğazına yapışacak kadar kötü değildi. Neden hep böyle oluyor? Her şeyin düzeleceğime inandığım an her şey mahvoluyor. Telefon açılınca Emir hemen söze girdi.
"Burak senin yanında mı? Niye bakmıyorsun şu telefona ya bir şey oldu diye burada aklımız çıktı." Burak'ı hala bulamamışlar mıydı?
"Ben iyiyim ve Burak yanımda değil. Neredesiniz bende gelip yardım edeyim." Onun için endişeleniyordum ama bunu belli etmek istemiyordum. Ya Mehmet abinin yanına gittiyse...
"Tamam bekle konum atayım"
Sonra bir taksi bulup konuma göre gitmeye başladık.
Yanlarına gittiğimde Emir delirmiş gibi tüm rehberini sırayla arıyordu. Ece ise sürekli şurada olabilir mi, burada olabilir mi? Diye fikirlerini sunuyordu.
"Burak" dedim aldığım derin nefesi verip devam ettim "Bizim şoförle kavga etmişlerdi. Onun yanına gitmiş olabilir çünkü kavgaları bitmeden onları ayırmıştım." Emir telefonu kapattı ve
"Şoför şimdi nerede olabilir biliyor musun?"
Ece araya girdi. Kesin yine saçmalayacak diye düşünürken mantıklı ama beni delirtebilecek şeyler söyledi.
"Burak sana kızgın. Bence bunu yapmaz."
Bunu hatırlamak çok fazla canımı yakıyordu. Derin bir iç çektim.
"Haklısın. O zaman şimdi herkes dağılsın ve Burak'ın olabileceği yerlere baksın. Arada sırada da aramayı deneyin."
Hepimiz bir yerlere dağıldık. Emir, Burak'ın gittiği mekânlara bakacaktı. Ece'de, Emirle ve Burakla birlikte gittikleri parklara, kafelere gidecekti. Bense şelale, deniz kıyısı gibi yerlere gittim. Ne kadar Burak'ın huzur bulacağı yer varsa gittim. Bana manzaranın huzur veren her şey olduğunu söylemişti. Bende manzaralara gidiyordum.
Bir derenin yanına indiğimde Burak öylece oturmuş suyu izliyordu. Onu bulduğuma inanamadım aslında bu imkansıza yakın bir şeydi. Yavaş adımlarla yanına gidip oturdum. Elimi omzuna koyduğumda bana acı dolu gözleriyle baktı. Sonra karşısındaki dereye bakmaya devam etti.
Yutkundum ve "Özürdilerim" diyebildim sadece.
"Bunun için mi geldin? Burayı nasıl buldun?"
"Hayır bunun için gelmedim" ikinci sorusunu ise cevapsız bırakmak istedim. Çünkü buna inanmayabilirdi.
"Ne için geldin o zaman?"
"Seni dinlemek için. Sen haklıydın ve şey ben pek insan ilişkileri konusunda iyi değilim ve seni istemeden de olsa kırdım. Hep ben anlattım, şimdi sıra sende. Anlat bana bu gözlerin neden hüzünlü bakıyor."

"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Zamanın ArkasıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin