ATEŞ
nefes almak için durduğum sokakta arabaya binip kaçan turunçu gördüm her ne kadar koşsamda geç kalmıştım. çok geçmeden yanımda soluklanan sinanı farkettim ve yakasına yapıştım.
"senin nasıl haberin oldu lan!"
"hey ahpap çek ellerini üstümden".
elimi itikledi ve parmağıyla ileriyi işaret etti. başta ne anlatmaya çalıştığını anlamamıştım ve ona yumruk atmamak için kendimi zor tutuyordum.
"suyu takip ettim yüzündeki morluğu sen yapmadığına göre bir sorun olduğunu anlamak zor olmadı".
bilmişçe sırıttı gerçekten bir yumruğu hakediyordu yüzüne geçirdiğim yumrukla yere yapıştı ve burnundan akan kana bakarak gülmeye devam etti.
"bu ne içindi şimdi? "
"suyu takip ettiğin içindi ayağını denk al sinan başka yerlerininde kanamasını istemiyorsan!"
"onu bu kadar çok seviyorsan neden yanlız bırakıyorsun? "
"bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyormusun?"
sinirim en alt seviyeye düşmüştü ama benden mantıklı bir cevap beklediğini yüzündeki o korkunç ifadeden anlıyabiliyordum. bende kendime defalarca onu neden yanlız bıraktığıma dair sorular sordum fakat tek bir cevap vardı biz aynı dünyada aynı gökyüzüne bakan aynı havayı soluyan aynı geceye uyuyan ve aynı sabaha uyuyan farklı insanlardık bizim henüz birlikte kurduğumuz bir dünya yoktu. dünya insanlar üzerine kurulu değildi insanlar dünyaya programlanmış gibiydi ve en tuhafı aşkta insanlar için değildi gerçekliği yol kat etmiş olan sonsuza dek sürdüğüne inanılan bir rüyaydı ve rüyalar saniye süresindeydi.
"ben onun için herşeyi yaparım ama o benim için yapamaz".
"onu seviyormusun?"
"o bana kalbimin yerini gösteren kadın ilkler herzaman değerlidir".
arkamı döndüm ve geldiğim yola baktım su yavaş adımlarla bize doğru geliyordu.
SU
gri gökyüzüne baktım yüzümü ıslatan damlalar az sonra bulutların ağlayacağına işaretti adımlarımı hızlandırdım içimdeki endişeyi yok edemiyordum ateşe birşey olabilirmiydi?
karşıda onun sülüetini görmemle içim rahatlamıştı sağlamdı ve yine suratsız buna alışıktım ama iyi olması daha önemliydi.
"birşeyin yok değilmi? iyisin?"
"bana yalan söyledin!"
"sana yalan söylemedim ateş".
"buraya -
arkasına baktı ve devam etti "onunla geldin!"
"zorla, yani tesadüf denebilir".
"pinokya olacaksın" dedi ve burnumu sıktı.
sinirlenmiştim ama belli etmeyerek onu takip etmeye devam ettim o ukala gülüşünü sergilediğini görebiliyordum ve bu can alıcı noktaydı sonra tamamiyle unutmuş olduğum sinanı hatırladım konsantresi dağılmış bir şekilde arkamızdan geliyordu ona baktığımı farketti.
"rica ederim çirkin teşekküre gerek kalmadı".
"teşekkür ederim ".
gülümsedi onun iyi biri olduğuna tamamiyle inanıp ateşe döndüm beni takmıyarak yürümeye devam ediyordu o yürürken o kadar havalıydıki etraftaki kızlar gözleriyle onu taciz ediyordu ve bu nedense beni kızdırmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
AHLAKSIZ HAYATLAR
RomanceYOLUNU KAYBETMİŞ DÖRT GENÇ GERÇEK HAYATLA YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALMIŞ HERŞEY ANLATILANLAR KADAR KOLAYMIDIR ATEŞ VE SUYUN AŞKI HERŞEYİN ÜSTESİNDEN GELİRMİ ? NEHİR VE ENES KOCA ŞEHİRDE BİRBİRİNİ BULABİLİRMİ YA KÖTÜLER ONLAR HANGİ CEHENNEMDELER?????