Bir gece daha kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı. Hastanenin müthiş manzarası dillere destan bir keyif, gözlere ziyafet veriyordu. Ege Denizi, İzmir'i öyle sarmıştı ki, gören bir şehir değil, bebeğini koynuna sarmış anne görüyordu. Karın boşluğuna adeta pencere açan merminin sancısı azaldığı için, tekli odasında bulunan yatağa oturmuş bir bardak çayı ile geceyi yudumluyordu Yunus Komiser. Birden kulağına gelen minik adımlara dikkat kesilerek: "İyi geceler Komserim, de nasılsınız bu gece? Var mı bir sorun?"
Göz ucuyla tabancasını kontrol etti. Her türlü kritik durumlarda hazır tutardı makineyi. Ama emniyette idi. Birden geriye döndüğünde şaşkın bakışlarla onu izleyeni söyleyiverdi: "Hay Allah, siz miydiniz hemşire hanım!"Günlük ağrı kesici hapları Yunus'a uzatırken meraklı gözlerle: "Ne o, başka birini mi bekliyordunuz?"
Yunus ise acı acı gülümseyerek, soluk sesle: "Beklerdim ama.. artık bekleyemem! Gelmez, gelemeyecek çünkü!"
Hapları verdikten sonra, Yunus'un yatağına o da oturarak yüzünü düşürdü ve: "Üzüldüm! Allah rahmet eylesin!"
"Amin, hemşire hanım! Amin! Yatağın kenarında bulunan çekmeceden bir bardak daha çay katıp, hemşireye uzatırken, buyurun.. Ee.."
Yunus Komiser'in yarım kalan cümlesini hemşire hanım tamamlamıştı: "Meliha! Peki neden buradasınız? Yani nasıl oldu bu yaralanma?"
"Üç hafta önce devre arkadaşımızı cinayete kurban verdik! Ondan sonra da bu işin ardı arkası kesilmedi. En sonunda da ben vuruldum. Şimdilik kefeni yırttık ya, bakalım ileride ne olur? Bilmiyorum!"
Meliha hemşire, çekimser bir sesle: "Peki anne babanız yaşıyor mu?"
Yunus ise, aynı tebessüm halinde bir bakışla: "Evet, yaşıyor da neden sordunuz merak ettim doğrusu.."
Soruya, soruyla cevap vermişti."Sadece muhabbet, başka bir şey değil!"
"Yaşıyorlar ama burada değiller. Onların iyi olduklarını bileyim, bu bana kâfi gelir! Sonra benim nerede olacağım belli olmaz. O yüzden, polisler en çok yalan söyleyen kişidir. İyi de olsa, kötü de olsa, her zaman yakınlarına iyilik afiyet içinde olduğunu söylemesi gerekir! Şehit olurken bile!... Sonra bizimkilerin, halimi sorup sormamasına asla alınmam! Yeter ki onlar da alınmasın!"
"Ayrılığı, çok iyi biliyorsunuz anlaşılan!"
"Ayrılıktan ziyade, insanların gereksiz tepkileri, küskünlükleri ne yazık ki bunları daha iyi biliyorum! İnsanlar buna zorluyorlar. Lan zaten, aldığımız verdiğimiz nefesler sayılı. Neden insanlar gereksiz yere küserler, alakasız tepki gösterirler ki?! Uzun lafın kısası, beni ailemden, bunlar uzaklaştırdı. Ama.."
İrileşmiş gözleriyle, merakı yüzünden okunuyordu Meliha hemşirenin: "Ama ne?"
"Aşk denen illet... Beni harap eden şey!! Mahvetti beni.."
"Vardır elbet bir gün karşılaşacağın.."
Çayından bir yudum daha alan Yunus, kısık sesle: "İşte bende ondan korkuyorum ya zaten.."
"Korkmak çözüm değil ki, Hayat bu işte! Hazırlıklı olmak gerek!"
"Neye hazırlıklı olmak gerek, bilmiyorum Meliha hanım! Özür dilerim, sizin de başınızı ağrıttım"
Meliha hemşire, gülümseyerek: "Yok ya, olur mu öyle şey!"
Meliha hemşire, odadan çıktıktan sonra, tekrar yatağına uzandı Yunus Komiser. İzmir'in telaşlı gecesini dinliyordu. Polis sirenleri, ambulanslara karışıyor. Koronavirüs tedbirleri kapsamında bir hayat sunulmuştu insanlara..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÖLÜLER İÇİN (Tamamlandı)
Aksi"Ölüm, sadece bir başlangıçtır" Eğer buna inanıyorsan, 'Bir şeyi saklamanın en iyi yolu, onu, herkesin göreceği yere koymak' olduğunu kabul edeceksin... Sir A.C. Doyle *Mesleği ile ailesi arasında yaşayan ama aldığı cezalar nedeniyle yükselemeyen;...