Geleneği bozmayalım başlama tarihi=
İyi okumalar.
İnsan yaşarken ölümü hissedebilir miydi? Bu yedi genç hissediyordu, hemde her zerrelerinde.
Gece yatarken düşündükleri tek şey sabah ki konserken, şimdi sadece buradan nasıl gideceklerini düşünüyorlardı.
Karşılarında tanımadıkları, yaşça kendilerinden küçük olan bir kız başlarına silah doğrultmuş istifa etmelerini söylüyordu.
Adamlarsa neden istifa etmeleri gerektiğini anlamamışlardı.
Genç kız yanına gelen adamı gönderirken gülüyordu. Bu gülüş mutluluktan ya da sinirden değildi, istediğini almış olmanın verdiği bir gülüştü.
Geçmişin acısını taşıyordu gülüşü.
"Evet beyler, sizin istifa etmenize gerek kalmadı,bu mükemmel kız halletti o işi" dedi alayla.
Adamlar şaşırmışlardı. Adlarına istifa dilekçesi yazsalar bile imzalayamazlardı. Çünkü şirket dışında başka hiç bir yerde imzaları yoktu.
"Ha, siz şimdi nasıl yaptığımı merak ediyorsunuz değil mi? Meslek sırrı söylemiyorum, meraktan kudurun"
Emin olmuşlardı, deliydi bu kız. Yoksa kim kaçırdığı kişilere "meraktan kudurun" derdi ki?
"Neyse şamatayı kesiyorum, buraya neden geldiğinizi açıklıyorum."
"Yiğit, gel ağızlarını aç koçum."
Yiğit dediği adam gençlerin ağızlarında ki bantı çıkarıp odadan çıkmıştı.
"Bundan sonra benimle çalışıyorsunuz." Kızın sözünü bölen şey Jimin'in sorusuydu " idol olarak mı?" Dediğinde kız bir kahkaha atmıştı ortaya "çok safsın be Jimin."
"Sizinle biraz kötü işlere bulaşacağız, ama korkmayın ben yıllardır yapıyorum çok eğlencelidir" dedi kız. İşinden zevk alıyordu.
"Sen delisin" dedi Namjoon. Aralarında en zeki oydu. Onu hacker olarak yetiştirecekti.
"Bunu diyen ilk kişi değilsin Namjoon. Ah! Ya da RM' mi demeliydim?"
Kız dalga geçiyordu adamlarla, ve bunu da açık açık belli ediyordu.
"Beyler, artık idol değilsiniz, benim adamımsınız." Yine sözü kesilmişti kızın "bir şey soracağım, neden biz sonuçta idolüz ve tanınıyoruz, başına bela açabiliriz" dedi Jungkook, aklınca kızı ikna etmeye çalışıyordu. Diğerleride onaylayan mırıltılar çıkarmıştı.
"Doğru, idolsünüz ve tanınıyorsunuz, bu yüzden kimse sizden şüphelenmez." Dedi kız.
"Pis işlerden kastın ne?" Diye sordu Yoongi. "Soygun." Dedi kız gözünü bile kırpmadan.
Korkuyorlardı, hemde hiç korkmadıkları kadar. Bir delinin eline düşmüşlerdi ve buradan çıkamayacaklarını da biliyorlardı.
"Yiğit!" Çağırdığı oğlana emirler yağdırmaya başlamıştı. "Oğuz'u çağır Namjoon'a bilgisayarla ilgili her şeyi öğretsin, sen ve Aras'ta geri kalanlara silah kullanmayı öğretin. En son, en son Namjoon bilgisayar, şifre kırma, kamera kapatma gibi şeyleri öğrendiğinde ona da silah kullanmayı öğretin. Size üç ay veriyorum, üç ay sonra dediklerim öğretilmemişse işine ve hayatına veda et!" Farklı bir dilde konuşmuştu genç kız. Bunu sadece arada emir vereceği zaman yapıyordu. "Unutmadan Türkçe öğretmeye de başla, ana dil seviyesinde olmasına gerek yok A1 seviyesi yeter." Dedi ve odadan çıktı.
Üç ay sonra tekrar bu odaya geleceklerdi, ve karşısında yepyeni bir BTS bulmayı bekliyordu.
Bulamazsa işte o zaman gerçek Esila ortaya çıkacaktı ve kendi yöntemlerini konuşturacaktı.
Bu yazı stiliyle yazılan konuşmalar Türkçe konuşuluyor.
Bölümü bekleyen herkese teşekkür ederim. Umarım beklediğinize değmiştir.
Biliyorum bölüm kaoslu değil. Ama ilk bölümler olduğu için. İlk bir kaç bölüm ısınma bölümü diyebilirim daha sonra biraz ekşın girecek kitaba.
Umarım beğenmişsinizdir. Görüşlerinizi ve eleştirilerinizi yazarsanız beni çok mutlu edersiniz. İlk defa böyle bir konuyla kitap yazıyorum o yüzden acemiyim. Yanlışlarım ve saçmalıklarım illa olacaktır maruz görün.
Açıkçası kitabın konusunu kafamda tam oturtmadım yavaş yavaş oturacaktır diye umuyorum. Umarım aklımdakileri buraya yansıtabilirim.
Tahminimce 30 bölümlük bir kitap olacaktır. Daha uzun ya da kısada tutabilirim tabi bunu zaman gösterecek.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Kendinize iyi bakın.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TEHLİKE: Son Oyun
Teen FictionKırılacak kalpler, alınacak canlar, dökülecek kanlar, eğer sır tutmak istiyorsan önce kendinden saklamalısın. ''Ağlamalarınız kimsenin umurunda değil, sizi buraya ağlayın diye çağırmadım'' ''Hey sen! Nereye gittiğini sanıyorsun? Daha kafanı kesecekt...