Şebnem Ferah-Aşk'la okuyunuz, gökkuşaklı günler dilerim.
Gözlerimi lazer gibi delip geçen güneş ışıklarına küfrederek başımı yastığa gömdüm.
Zırlayıp duran telefonumu elime aldım ve mesajlarıma göz attım.
Kimden; Mavi
12 mesaj, 7 arama
Mesajlara tıklayıp açtığımda okumaya başlamıştım bile.
5.40"Günaydın Beyaz Atlı Prenses."
5.40"Hâlâ fazlasıyla sarhoşum ve ayrılmamızdan yarım saat geçmesine rağmen özledim."
5.45"Ama sen sevmiyorsun biliyorum."
5.46"Daha yeni tanıştık sonuçta."
5.46 "Yarın yanına gelsem?"
15.23"Sana çok ihtiyacım var."
15.23"Sana sarılıp saatlerce ağlamalıyım."
15.30"Hâlâ uyanmadın mı? Uykucu!"
15.30 "Ya özledim diyorum kalk."
15.33 "Uyansana be!"
15.33 "Hadii."
15.40 "Uyansana lan.""Günaydın." yazıp yolladığım da gerinmiştim.
Ayaklarımı yatakta sarkıtıp avuç içlerimden destek aldım ve yatakta oturdum.
Kabul, bu tuhaftı.
Daha bu kızla tanışalı 24 saat bile olmamasına rağmen beni ilgiye boğuyordu.
Dün gece fazlasıyla içmiş ve dertleşmiştik.
Bana neden ağladığını anlatmıştı falan.
Aldatılmıştı..
Hem de kız arkadaşı tarafından bir erkekle.
Bu duyguyu hiç tatmamıştım ama emindim, bu cidden bok gibi hissetirirdi. Fazlasıyla.. eksik. Yani, muhtemelen.Yataktan ayaklarak tuvalete girdim. Aynaya odaklandığım da küçük bir küfür savurmuştum.
Gözlerim fazlasıyla şişikti. Ve göz altı torbalarım.. Aynı bir canavara benziyordum.
Aynada ki görüntümden tiksinerek yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım.
Nil evde yoktu, bu aralar hep benden habersiz evden çıkıyordu.
Kesin bir işler karıştıyor diye düşündüm aniden.
Kesin!
Düşüncelerimi siktir edip okul çantama boyalarımı ve bir kaç teknik notlarını sıkıştırdım.
Üstüme siyah bir pantolon ve bol kazak geçirip yine siyah olan ayakkabılarımı giyip evden çıktım.
~
Okulun giriş kapısına yaklaştığımda kulaklıkla dinlediğim şarkının sesini hafif kısmıştım.
Evet, yine sıkıcı bir okul günü!
Nil'in sevgilisi Adem'i görünce yanına yöneldim. Tiyatro, resim, müzik ve dans okulu tek kısımda toplandığı için Adem'le sürekli karşılaşırdık (Dans ediyor kendileri. Bu dal da gayette iyi. Bayağı bir hemde.)
"Hey!"
"Günaydın Devrim. N'aber?" Dedi kollarıyla beni sararak.
"İyidir, senden?"
"Bende iyiyim. Nil'i gördün mü?"
Endişeli olduğu sesinin tınısından belliydi.
"Hayır, benimle bile konuşmadan çıkıyor bu aralar. Bir şey mi oldu?"
"Sanmıyorum. Aramız gayet iyiydi. Ailesiyle mi alakalı?"
"Yoo. Daha geçen gün konuştuk Hakan amcayla, gayet neşelilerdi." Dedim ellerimi belimin iki yanına sabitleyip.
"Çıldıracağım ya.." dedi saçlarından geçirirken ellerini.
"Sakin ol, bu akşam konuşurum ben onunla. Dersim başlamak üzere görüşürüz."
Merdivenlere tırmanırken telefonum çalmaya başlamıştı.
Mavi arıyordu.
Telefonu açtım ve konuşmaya başladım.
"Alo?"
"Alo? Günaydın Beyaz Atlı Prenses."
"Sana da günaydın Ağlak Prenses." Kıkırdadım.
"Ne?! Ağlak mı? Aşk olsun!" Dedi kızarak.
"E öylesin ama."
Sinirlenince ses tonu inceliyordu ve bu hoşuma gitmişti.
Onun bana laf yetiştirmelerini dinlerken atölyeye girdim ve hocanın yanına iliştim.
"Derse gireceğim mızmız. Seninle tartışmak hoşuma gidiyor ama öğlen devam etmeliyiz."
"Pöf. Peki. Görüşürüz."
Telefonu kapattım ve Yasem'in hocaya yalakalık yapmaya başladım.
"Oo hocam saçınıza bir şey mi yaptınız çok hoş görünüyor."
"Ben yapmadım da sen baya bir kesmişsin." Dedi şaşırarak.
"Bence de çok güzel duruyor, teşekkürler." Dedim kıkırdayarak.
"En mütevazi öğrencim sensin Devrim."
"Ama hocam haksız mıyım Adriana Lima beni görse eziklilkten kendini asar."
"Hadi Devrim, hadi. Çok işimiz var başla sen."
İkimizde güldüğümüzde dolabımdan paletime kullanacağım renkleri fışkırttım.
Hırkamı sandalyeme koyarak gevşedim ve resmime başladım.Mavi
Başımı gömdüğüm sıradan kaldırdım ve yazmaya koyuldum.
Kısa saçları arasında cennete ait bir koku saklıyordu kadın.
Köprücük kemikleri keşfedilmemiş bir sırdı sanki.
Uzun ince parmakları, çizerken resimleri
Umrunda değildi Dünya.Gri gözlerinin ötesinde
Bir hikaye saklardı kadın.
Gizlenirdi gözlerinin en içinde
Acılarla, gizemlerle süslenmiş hikayeler.Kalemi parmaklarımın arasına sabitleyerek Devrim'i düşünmeye başladım.
Kısa kahverengi saçları, gri gözleri ve beyaz teniyle yüzü cennetin en güzel çiçeklerine benziyordu.
Uzun ince parmakları ve vücudu gözlerimi ona hapsediyordu..
Kanatları kırılınca yeryüzüne çakılan bir melek gibiydi o.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Renkli Ruhlar~
Roman d'amourGri ve Mavi'nin, biraz bira, biraz boya, biraz mürekkep, biraz da aşk ve tutku dolu hikâyesine hoş geldiniz..