Pişmanlık

64 40 16
                                    

Sabah uyandığım da direk çarşafın içine baktım ve üstüm yerinde olunca derin bir oh çektim. Baran kendi tarafında büzüşmüş yatıyordu, bende banyoya girip duş aldım. bornozumu giyince  kafamı kapıdan uzattığım da hala uyuyordu ama pozisyonu değişmişti. Hemen bir elbise alıp tekrar döndüm banyoya, üstümü giyip çıktığımda Baran dolabın başında kıyafet bakıyordu dün geceden sonra yüzüme bakmaması olanaktı. Benim çıktığımı görünce.

Baran: Günaydın, saatler olsun canım karıcım.

Yanağımdan öpüp banyoya girdi. Beni öpemezdi ben o her öptüğünde kendimden geçemezdim, dokunamazdı yani alışkın değildim. Hemen arkasından giderek.

Efsun: Beni sürekli öpüp durma!

Baran: Neden?

Efsun: Çünkü ben öyle istiyorum. Okulumu bitirdikten sonra boşanacağız.

Baran: Birincisi sen benim karımsın öperim de severim de. İkincisi benim boşanmaya hiç niyetim yok.

Efsun: Neden? İstemiyorum belki ben seni! Uzak dur!

Baran: Bu gün lokantalardan birinde işe başlayacağım. Ayrıca beni bekle birlikte inelim aşağı.

Konuyu değiştirmesi hiç hoşuma gitmedi. Banyonun kapısını hızlıca çarpıp çıktım. Beni sinirlendirse de sakindim sükunetimi koruyordum. Artık ona cevap bile vermeyecektim, konuşmayacaktım. Neymiş karısıymışım. Baran dakikalar sonra duştan çıkınca aşağı indik. Baranın belimden tutmasına izin verdim çünkü annem söylenirdi 'Siz niye yakın durmuyorsunuz' derdi ve cinnet geçirirdim o yüzden Baran ailenin önünde ne yapsa kabul etmek zorundaydım. Babam ve kardeşlerim bu gün gideceklerdi, yemek boyu yüzlerine ağlarım diye bakamadım. Yemek bitince ve babamları uğurladık içim hep yarım kaldı. Hayat'ı da gönderdi annem, yoksa kalacaktı. Gözlerimi devirmiş burnumu çekiyordum o sırada kapının yani girişin kenarında Baran onu yolcu etmemi bekliyordu. İstemeden ve yüzüne bile bakmadan arkasından.

Efsun: Git! Cehenneme kadar yolun var.

Baran: (Gülerek) Ben de seni özleyeceğim canım karım.

Arkamı döndüğüm anda annem başıma dikildi.

Begüm: Sen sınırını bu saate kadar çok aştın Efsun! Dersini vereyim ki unuttuklarını hatırla. 

Kolumdan tutuğu gibi odaya götürdü.

Efsun: Anne ben ne yaptım gene? Evlen dedin evlendim, sus dedin sustum. Ne olur bırak beni artık.

Yalvaran gözlerimi ve yorulmuş halimi görmüyordu bile. Sadece benim ona itaatsizliğimi sorgulayıp duruyordu. Yatak odasına girer girmez etrafı göz gezdirdi ne bekliyordu ki savaş çıkmasını falan mı?

Begüm: Ben sana bu evin kurallarını unutma dedim ama sen unutmakla kalmayıp üstünü ezdin. Yaren sana 10 tane kitap getirecek ve onları bu gün bitireceksin! Eğer onlar bitmezse daha çok zorlaştıracağım. Bu ceza bana herkesin için de bağırdığın için ve karşı geldiğin için.

Soğuk bir edayla sadece;

Efsun: Tamam

Annem odadan çıktıktan sonra Yaren kitapları yatağa koyup çıktı. Gözlerimi yumduğumda bir damla yaş süzüldü dudağımın kenarına. Kitap okumayı seviyordum ama bu şekil değildi bu 10 kitabı okuyup hepsinin özetini bir günde çıkarmak zulümdü bana. Normalde daha beter şeyler yapardı ama yapmamasının sebebi evli olmamdı, beni kitaplardan soğutan annemdi. 

Uzun bir süreden sonra 3 kitabı bitirip özeti çıkardım hepsi de tarihti. Saate baktığımda ilkindiyi geçmişti Baranın gelmesine 2 saat vardı. Bu kitaplar bittikten sonra en az bir yada iki ay kitap okumayacaktım tabi tekrar bir ceza almazsam. Neyse ki çok kalın değillerdi ama saçmaydı. En fazla sayfalar 200 idi ben bunu 1 saatte bitiriyordum. Alışkanlık olmuştu bende. Saate bakmadan 2 kitabı daha bitirdim, yorgunluğumu bölen kapının açılmasıydı Baran içeri girip bana baktığında;

Kendi DünyamHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin