Bölüm 2

10 5 31
                                    


Sonlara doğru ilham gelmedi saçmaladım biraz ama olsundu.

İyi okumalar...

Çocuklar canla başla çalışırken -çalışmaya mecburlarken- Esila arada gelip kontrol ediyordu.

Yine kontrol etmeye gelmişti. Atış yaptıkları yere geldiğinde yine umduğunu bulamamıştı. Olsun dedi içinden buna da şükür.

Silahı nişan alamayan Jungkook'un yanına gidip indirdiği silahı kaldırmıştı.

"Silahın altına da elini koy, yoksa nişan alamazsın." Dedi ve diğer elini çocuğu elinin üstüne koydu. "Tek gözünü kapatıp nişan al" nişan alıp tetiğe bastığında çıkan sesten korkan üyeler yerlerinden sıçramış ve izlemeye başlamışlardı. Üç gündür sadece silah tutma ve nişan almayı öğreniyorlardı. Hiç biri ateş etmemişti.

"İşte bu kadar, şimdi gösterdiğim gibi sen yap" dediğinde elleri titreyen genç silahı kaldırmış ve nişan almıştı. Az önce ki sesten dolayı elleri titriyordu.

Tetiği çekip ateş ettiğinde yine aynı ses çıkmıştı ve üyeler yine yerlerinden sıçramıştı. Esila alkış tutarak " aferin gelişiyorsun" demiş ve omzunu pat patlayıp Yoongi'nin yanına geçmişti.

Tek tek hepsine nasıl yapılacağını gösterdikten sonra Namjoon'a bakmak için eve girmişti. Oğuz ve Namjoon orta sehpanın üzerine laptopu koymuş bir şeylerle uğraşıyorlardı.

Esila telefonunu çıkarıp bir kaç şey yapmıştı. Bilgisayar ekranı simsiyah olurken Oğuz bilgisayarı kucağına çekmişti. Ne kadar denese de açılmayan bilgisayarla ellerini başının arasına alıp bir küfür mırıldanmıştı. Esila kendini tutamayıp gülmeye başladığında bakışlar kendisine dönmüştü.

Elinde ki telefonu sallayıp ''sadece sekmeyi kapat Namjoon'' demişti gülmeye devam ederken. Acı çığlıklarını gülüşleriyle bastırıyordu.

Kanepenin arkasından kafasını uzatıp ''ne öğretiyorsun?'' demişti. Oğuz sanki bu soruyu bekliyormuş gibi ''şifre kırmayı öğrettim, eğer sen bilgisayar ekranını karartmasaydın kamera kapatmayı öğretecektim'' dedi ve soluklandı. Esila bir kaç mırıltı çıkarıp üst kata odasına çıktı.

Piyanosunun önüne geçti. Kimsenin haberi yoktu bu odadan. Notaların üzerinde parmaklarını gezdirmeye başladı. Şarkı sanki ikisinin hayatını anlatıyordu. Sanki özellikle yazılmış gibiydi.

Gözlerinden akan yaşlar yüzünü ıslatıyordu. Söz vermişti, her gece bozacağını bilmesine rağmen  ''ağlamayacağım'' diye. Tıpkı diğer sözleri gibi bunu da tutamamıştı.

En azından bu sözümü tutmalıyım diyerek almıştı bu piyanoyu. Eskiden yapmayı en sevdiği şeydi şarkı söylemek, piyanosunun başına geçip bir şeyler mırıldanmak ya da gitarı eline alıp alakasız danslarıyla çalmak. Şimdiyse yapmazsa ihanet edeceğini düşündüğü için başına geçiyordu sadece.

Odasının kapısı çalınmıştı, ama o kadar dalmıştı ki duymamıştı bile. Kapını arkasında duran Oğuz korkuyla Yiğit'te haber verdiğinde her ne kadar kızın en nefret ettiği şey olsa bile yedek anahtarla kapıyı açmışlardı. Esila kapının açıldığını bile fark etmemiş şarkı söylemeye devam ediyordu. 

Onu ilk defa böyle gören Oğuz ve Yiğit ise ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Onların tanıdığı Esila asla ağlamazdı en kötü anında bile gülerdi. Şimdiyse hangi dilde olduğunu anlamadıkları bir şarkıyı söyleyip ağlıyordu. 

Diğerleri ise odanın kenarına geçmiş genç kızı dinliyorlardı. Jungkook bu şarkıyı biliyordu. En sevdiği animenin şarkısıydı bu. İlk dinlediğinde göz yaşlarına boğulmuştu. 

''Bir şeyler yaşamış'' diye geçirdi içinden Jungkook ''kesinlikle bir şeyler yaşamış.''

Esila son kez ''Veda dahi edememiş olsam da, yolumu aldıkça, sen her zaman burada, benimle olacaksın'' dediğinde göz yaşları yüzünü geçmiş boynuna akıyordu. 










Doğru düzgün bitirebildiğim ilk anime Given ve ben  en sevdiğim anime şarkılarından birini kitaba neden koymayım diye düşündüm sonuç bu bölüm.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. 

Bu arada lütfen gidin Given'i izleyin özellikle de müziğe ilgiliyseniz.

 @nisakirac knk bana mafuyu al lütfeeeeen ellerinde varsa ''arigato" demeyen türden gfhdjklghgşhklg.

Oy ve yorum atmayı unutmayııın.






TEHLİKE: Son OyunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin