2- Stres ve üzüntü
***
"Yoongi! Jungkook! Kalkın hemen!"
Jungkook korkuyla Yoongi'nin kollarının arasından çıkıp etrafa bakındı. Yeni uyandığı için hiçbir şey net değildi. Başını eğip gözlerini ovuştururken dün gece aklına geldi ve sırıtmaya başladı. Sevdiği adam kendisiyle aynı duyguları besliyordu ve dün gece beraber olup bunu birbirlerine itiraf etmişlerdi. Şu an ondan mutlusu olamazdı. "Jungkook ne sırıtıp duruyorsun kalk çabuk! YOONGİ!" sonunda her şey otururken sabah sabah bağıran kişiye baktı. Sekreterleri Lee'ydi onlara bağırarak uyandıran. Jungkook kollarını havaya kaldırmış gerinirken ayaklandı. "Hyung sorun ne?"
"Sorun mu ne? Sorun mu ne?! SİZ BENİ ÇILDIRTMAK MI İSTİYORSUNUZ?! YOONGİ DERHAL KALK!"
Yoongi de sonunda uyanıp doğruldu yatakta. "Tanrı aşkına sabah sabah ne oluyor? Hyung, sorun ne?" sekreter Lee ikidir aynı soruyu almanın üzerine daha da sinirlendi. "Gece beraber mi oldunuz?" içindeki yoğun sinire karşın çok sakin ve anlayışlı bir biçimde sormuştu sorusunu. Yoongi'yle Jungkook birbirlerine dönüp gülümseyerek bakışmaya başladıklarında sekreter Lee cevabını almıştı. "Pekâlâ, şimdi ne yapmayı planlıyorsunuz?" Yoongi de gözündeki çapakları utanmadan temizlerken ayaklandı. "Birbirimizi seviyoruz. Sevgili yasağımız var ancak zaten aynı gruptayız. Yani birbirimizi sevmemizi engelleyemezsiniz. Milyonlarca hayranımız var, bunu duyuramayız ama gizlice ilişkimizi-"
"Yeter! Yoongi ne saçmalıyorsun sen?!" sekreter Lee'nin gözleri öfkeden kızarmış, yanmaya başlamıştı. "Hyung... hiç belli etmeyiz. Gerçekten belli etmeyiz. Lütfen engel olmayın, lütfen..." Jungkook'un gözleri dolmuş, karşısındaki sekreterlerine yalvarıyordu. Gerekirse ayağına bile kapanırdı, yeter ki Yoongi ile kendisini ayırmasınlardı. Lee gözlerini kapatıp, burun kemerini sıkarak sakinleşmeye çalıştı. "Çocuklar, siz solo sanatçılar değilsiniz. Siz bir grupsunuz. Bunu onaylamamız imkansız. Yaptığınız çok bencilce! Geri kalan beş kişinin düşüncelerini aldınız mı? Haberleri var mı? Gizlice yürütme işi ise imkansız- Yoongi şu çocuğun boynuna bir bak!" Yoongi bakışlarını küçüğüne çevirdiğinde köprücük kemiklerinin etrafındaki izleri gördü. Sırıtmadan edemedi. "Çok güze-"
"KES! Güzel falan değil! Jungkook çekil gözümün önünden sinirlerim bozuluyor." karşısındaki çocuğu kırmamak için sesinin seviyesini düşürdü Lee. Jungkook başını eğmiş sekreterini dinlemeye devam ediyordu. "İkiniz de toparlanın ve adam akıllı giyinin. 12'de toplantı odasına gelin. Diğer üyelere ve pd-nim'e siz açıklayacaksınız. Karar o zaman verilir. Bu benim yetkimden çıkıyor çünkü." son sözlerini de söyleyip odadan bir hışım çıktı sekreterleri Lee. Jungkook daha fazla dayanamayıp göz yaşlarını akıtarak yüzünü Yoongi'nin boynuna gömdü. Yoongi de hızlıca kollarını Jungkook'a dolarken sakinleşmesi için mırıldanıyordu. "Endişelenme Jungkookie, kötü bir şey olmayacağına eminim. Üzülme sen, sil o inci tanelerini..."
Jungkook başını kaldırıp baktı hyunguna. "Grup dağılmaz değil mi hyung?" Yoongi ıslak yanakları kurularken küçüğünün rahatlaması adına gülümsedi. "Saçmalama Kookie, elbette dağılmaz. Hadi gel elini yüzünü yıkayalım." Jungkook sessizce Yoongi'yi onaylayıp önden banyoya girdi ve yüzüne soğuk suyu çarptı. Kimsenin onun hakkında kötü düşünmesini istemiyordu. Çünkü sadece birini sevdiği için bunları yaşamayı hak ettiğini düşünmüyordu. İç çekip odadaki dolaba yöneldi ve boynunu kapatan ince, siyah bir boğazlı ile beyaz bir gömlek giydi. Altına da siyah kot pantolonunu geçirirken banyodan Yoongi çıktı. "Kendini nasıl hissediyorsun, eğer kalçan ağrıyorsa-" Jungkook utanıp Yoongi'yi, yüzüne attığı hoodie ile susturdu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Berceste - YoonKook {minific}
FanfictionDünyaca ünlü BTS grubunun iki üyesi o gece kimseyi düşünmemiş ve bencilce birbirlerini sevmişti. YoonKook - minific Not: Ne yalan söyleyeyim son bölüm utandırsa da kendimi geliştirdiğimi düşündüğüm bir hikâyem olduğu için bozmak istemiyorum. Çok da...