23

9 3 0
                                    

Nihayet, İranlı'nın sorgusu da bitmişti. Sorgudan çıkan Emir Başkomiser ve Rıza Komiser, önce lavaboya gitmişler sonra da Emekli Yüzbaşı Şevki Güçlü'yü, cinayeti organize etmesinden dolayı adliyeye götüreceklerdi. Yunus'la karşılıklı oturan Şevki Komutan, sakin bir şekilde oturuyor, saçını oynuyordu. Yunus, acı gülümseme ile: "Neden Komutanım, neden kendinizi yaktınız? Keşke bize bıraksaydınız ya.."

Şevki Komutan, Yunus Komiser'in söylediklerine cevap vermemiş, gözlerini yere sabitlemiş vaziyette hâlâ saçını oynamaya devam ediyordu. Birden,
Yunus'a doğru eğilerek, kısık sesle: "Bak Berkay.. Acımız büyük. Tanrı hepimize sabır versin! Ancak ben, bunu daha fazla tutamam! Çünkü hayatımdan ilk kopan can, büyüktü. Bu daha fazla ağır geldi bana.. Yunus Komiser, buz kesen bakışlarla sessizce dinliyordu. Şevki Komutan ise baş parmağı ile geriye doğru işaret ederek, eğer polislere cinayeti işleyenin ben olduğumu söyleseydim, İzmir, Dünya'da Cinayet soruşturması tarihinde bir ilk yaşardı!!

Sağolsun Kürşat Astsubay'ım, çok yardımcı oldu. Karımı aleyhine karar veren hâkimi bulmuş. Aradı beni. Benim evin bodrumu var ya! Orada sıktım kafasını itoğluitin! Bak burası çok, çok önemli! Benim evde, oturma odasında baza var. Onun altında da flash disk var. O flaşa, ne yaptıysak, kayda almış! Aman, aman senden ricam polisin eline geçmesin! Şifreleme yapmış. Ben anlamam o makineyi. As.. lan ast.. sub..ay..ım! Birden ağlamaya başladı ve şunları söyleyerek devam etti. Çünkü, çünkü ben hapse girmeyeyim diye kendini feda etti, o piçe. Karısı ile kızını doğuda şehit etmişlerdi. Ama hâkim, adil karar vermeyince, ondan sonra da, onun kayış koptu. Hani sen de bilirsin, neydi o adı, ha ha Kara Peç! Kara Peç!

Balçova'da da, karıma karşı kahpelik eden iti.. o işadamını bulmuş. Ama adam evsiz hale düşmüş. O, bok çukuru harabe yerde, iki el yakın mesafeden şakağına sıktım!!

Sonra bak, geçen hafta noldu? Kızım Sinem'i görmeye, emniyete gittim. Büroda bir tane kancık, tutturdu yok soruşturma yapmaya gitti, yok olay yerine gitti diye bana yokuş yapacak. Ben yer miyim bunları be? O gece eve geldi, bu kız. O gün akşam, anahtarı taktı kapıya, girdi içeri. Bir de bana yağ çekiyor, yağcılık yapıyo 'babacığım şöyle oldu. Babacığım böyle oldu diye!..' Neyse karnı acıkmış. Dedim 'Ben sana bir pilaki yapayım' diyerek, risin sen bilmezsin onu keneye benzer diye kene otu derdi, benim hatun!. Örnek alacağım diye ondan vardı birkaç tane. Barbunyaya kattım, bu kadar mı farketmez! Neredeyse ben yiyecektim. Bu kız bundan daha bir kaşık alır almaz, karın ağrısı ile evden çıktı. Saygısızlık yapanın, ettiği yanına kalmaz! İnsan bir teşekkür eder, yemek yapan insana!! Neyse, Kıbrıs şehitlerinde bulmuşlar cesedini!..

En sonuncu da bak, ne oldu? Bir gece kızımın, Bornova'daki evine geldim. Şaşkın işte! Polis şehitliğinden ev diye kabir almış.. Her neyse! Sürekli, kızıma ziyarete bir adam geliyordu. Baya senin gibi gözlüklü, normal boylarda, zayıf gibi biri geldi. Kızımı rahatsız ediyor diye lüger cinsi mermi ile dolu tabancamdan 2-3 el ateş ettim. Bak, bunu kimseye söyleme! Yoksa, seni de keserim haa!"

Şevki Komutan'ın uzun uzadıya olanları anlatmasından sonra, birdenbire buz kesen bakışlarla karşısında sessizce oturan, Yunus Komiser'e çıkıştı: "Ne bekliyoruz, Yunus Bey? Neden hâlâ beni tutuyorsunuz burada?"

"Sanırım, bunun cevabını yalnızca mahkeme verecek, Şevki Bey! Ve verilecek cezalar çok da küçümsenecek cinsten değil! Kasten adam öldürme!!" Şevki Komutan'a cevabı veren Emir Başkomiser'di. Onlar da olanı biteni, hep beraber dinlemişlerdi. Şevki Komutan, şaşkın bakışlarla: "Ama.. ama ben.. Ben ne yaptım ki, Başkomiser'im? Ben, buraya sadece kızımı görmeye geldim!"

ÖLÜLER İÇİN (Tamamlandı)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin