"Hyung, 50 dolar fazlasıyla yeterliydi. Hatta senin çok sevdiğin şekerlerden bile aldım!" Jisung eve girerken Minho'yu kanepede boş gözlerle ve kollarını kendisine dolamış bir şekilde buldu."Hey! iyi misin?" Jisung endişeli bir şekilde, eşyaları küçük masanın üzerine bırakıp siyah saçlı adamın yanına oturup sırtını okşayarak sordu. Minho tek kelime etmedi, bunun yerine Jisung'u kollarıyla sarmayı ve yüzünü diğerinin ensesine saklamayı seçti. "Eski güzel günleri hatırlatman şimdiden bu hale gelmene yetti mi ?" Jisung kıkırdadı ve elini siyah saçların içinden geçirip onu kendisine daha çok çekti.Minho gözyaşlarının düşmesine izin vermedi, gözyaşlarını bastırdı ve Jisung'un boynuna karşı hafifçe güldü; sıcaklığına ve kokusuna gömülerek Jisung'un söylediği gibi eski günleri hatırlaması yüzünden böyle olduğunu düşünmesini istedi. "Merak etme koca bebek. Ben yanındayım tamam mı?" Jisung onu uzaklaştırdı ve avuçlarıyla yüzünü tuttu, tatlı bir şekilde gülümsedi ve baş parmaklarıyla yanaklarını okşadı.
Jisung'un gözlerinde ki bir şey Minho'ya ,Jisung'un geçmişi hatırladığı için böyle olduğuna inanmadığını, kendisini daha iyi tanıdığını bildiğini söyledi.
Arkadaşı onu çok iyi tanıdığı için kalbi sıkıştı, onu üzenin ne olduğunu söyleyip ve duygularını paylaşacak tip olmadığını biliyordu. Bu yüzden sadece destek ve sevgi göstererek Minho'ya orada olduğunu göstermek ve eğer endişelerini dağıtmak isterse de onu dinleyecekti veya sadece ona sarılacaktı.
Ve lanet olsun, Jisung hafifçe titreyen ellerini tutup hafifçe sıktığında onu çok ve daha çok sevdi.
"Ben buradayım, tamam mı?" Jisung'un parlayan gülümsemesi o kadar hoş ve sıcaktı ki, Minho'daki tüm rahatsızlık ve huzursuzlukları hayal kırıklığına uğrattı. "Ağlamak istediğinde de sorun yok, bazen incinebilirsin. Her şeyi içine atmak zorunda değilsin, burada seni dikkatle dinlemeye istekli biri var." Minho başını salladı, gözlerini kapadı ve hızlanan kalbini rahatlatmak ve boğazındaki yumruyu çözmek için derin bir nefes aldı.
Jisung'a çok sıkı sarılmak ve onu asla bırakmamak istiyordu. Onunla odasında, yorganın altında saklanıp sonsuza kadar diğerinin sıcaklığını hissetmek istiyordu.
Tanrım, şu anda çok önemsendiğini ve sevildiğini hissediyordu. Bir bakıma bu his yeniydi. Geçmişte iyi ve kötü ilişkileri vardı, onunla ilgilenen insanlar ve onu umursamayan insanlar.Ayrıca arkadaşları, onu seven küçük bir grup insan ve her şeyi vardı. Ama bu hepsinden çok farklıydı. Jisung'un gözleri o kadar büyük bir aşkla bakıyordu ki Jisung'un elleri ona adeta kırılacakmış gibi çok dikkatlice dokundu, Jisung'un sıcaklığı geçici bir ikametten çok, sonsuza kadar en tatlı evin tanımıydı.
Bir an için, Jisung'un ateşi onu güçlü bir şekilde yakmıyor ve kafasında ve kalbinde sirenlerin çılgına dönmesine neden olmuyordu, kendini koruması gerektiğini haykıran bir ses yoktu. Bir an için Minho kendini iyice kaptırdı ve Jisung'un sakin ve yumuşak ateşine kapıldı; bedenindeki, kalbindeki ve ruhundaki belli belirsiz kaşıntıyı yürekten kabul etti.
Jisung'un kucaklaması sadeydi ve onu mutlu etti. Soğuk günlerde en sevdiği süveterini giymek, en sevdiği yemeği yiyip değerli şarabını içmek, kahve içmek ve yağmurlu günlerde en sevdiği filmini izlemek gibiydi.
"Bunlar senin için" diye mırıldandı Jisung, kanepede sarılıyorlardı. Minho'nun başı Jisung'un göğsüne dayanmıştı, kolunu genç olanın beline dolarken hala kendini sakinleştirmeye çalışıyordu
Jisung ceketin cebinden çikolataları çıkardı ve onları Minho'ya verdi, Minho da kendisi için bir tane bir tane de Jisung için açtı.
"Sen neden duş almıyorsun, ben de gecemiz için her şeyi hazırlayayım?" Jisung, Minho'nun saçını okşayarak sordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
I'm a fire and i'll keep your brittle heart warm / Minsung
FanfictionUzun zamandır arkadaş olan Minho ve Jisung bazı nedenlerden dolayı 2 yıl boyunca birbirinden ayrı kalmıştı. Bu 2 yılda Minho duygularını saklamayı başarmıştı ancak Jisung evine kalmaya gelip de kalp şeklindeki gülüşüyle ona baktığında, Minho duygula...