Minho'nun hiçbir şeye dayanamadığı günler vardı. Bitkinlik onu diri diri yer ve normalde kontrollü olan benliği hafifçe çökerdi. Son zamanlarda da olan tam olarak buydu. Normalde kontrol altında olan her şey gözlerinin önünde yavaşça parçalanıyor, parmaklarının arasından kayıp gidiyordu.
Her şey onun son aylarda üzerinde çalıştığı kitabın yazarı ile uzun toplantılar yapıp, sürekli baskı altında kalması ve stres altında olmasından kaynaklanıyordu. Bu onun uyku düzenine ve Jisung'a karşı davranışlarına da zarar veriyordu.
Mesafeli ve normalden daha sessiz olduğunu biliyordu, hatta Jisung'a birkaç gün tek başına uyumak istediğini söylemişti, ama sadece yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Belki de yapılacak en iyi şey bu değildi. Belki de onu desteklemeye meyilli olan omuza yaslanıp onu sarmaya hazır kolları kabul etmek daha iyiydi ama o, sorunlarıyla kendi başına uğraşan ve kimseyi umursamayan bir insandı.
Ama şimdi her şey kötüye gidiyordu, çünkü olay sadece işle ilgili sorunlar değildi, aynı zamanda Jisung ve kendisinin arasında mesafe olmasının yarattığı garip gerilimdi. Evinde sessizlik nadirdi. Normalde Jisung'un şarkı söyleme sesi veya gitar tellerinin sesi olurdu; Minho bir futbol maçı izlerken çığlık atar ve Jisung buna histerik bir şekilde gülerdi. Normalde yemek pişirirken ikisinin de sevdiği ve birlikte söylediği eski bir şarkının sesi olurdu.Ancak o anda tam bir sessizlik vardı. İlk başta, Jisung Minho'ya yaklaşmaya çalıştı, yemek yaparken veya geç saatlere kadar oturma odasında çalışırken ona eşlik etmek istiyordu , ama Jisung sessizlik ve düz ifadeden bıkmış gibi görünüyordu. Bu yüzden genelde odasında saklanıyor sadece Minho ve kendisi için bir şeyler pişirmek için odasından çıkıyordu, ona çabucak kaybolan küçük gülümsemeler veriyor, ve hızlıca duş alarak tekrar odasına gidiyordu.
Minho'nun uyku düzeni zaten olduğundan daha da bozuktu, onunla Jisung arasındaki mesafe onun bütün gece boyunca düşünmesini ve her şeyi sorgulamasını sağladı. Jisung'la konuşmayı, ona sarılıp sıcaklığında onu rahatlatmayı çok istiyordu, ama duygularını ve endişelerini ifade etmede garipti. Kalbindeki duyguları ve kafasındaki düşünceleri nasıl açıklardı?
Jisung yanına gelinceye kadar bu kadar garip değildi. Gri eşofman giyiyordu ve üzerinde de lekeler ve küçük delikler olan uzun mavi bir tişört vardı -Minho, iyi para kazanan bir şarkı yazarı olan Jisung'un bu kadar basit ve yıpranmış giysiler giymesini her zaman komik bulmuştu. Sarışının saçları dağınıktı, gözleri gerginlikle doluydu ve parmakları tişörtünün eteğiyle oynuyordu."Hyung, konuşabilir miyiz?" Jisung oturma odasının girişinden ona bakıyor ve onun uzandığı kanepeyi gösteriyordu.
Minho başını sallayarak tüm dikkatini arkadaşına vermek için dizüstü bilgisayarını kapattı. Midesinde fokurdayan gerginlik ona mide bulantısı yapıyordu.
"Tabi ne oldu?" Minho, Jisung yanına otururken sabırsızlıkla konuştu. Gözleri Jisung'un gözleri yerine kucağında duran ellerine sabitlenmişti.
" Hm... İşle meşgul olduğunu biliyorum ama bazı şeyler hakkında düşünüyordum ve bu konuda ne düşündüğünü bilmek istedim. Üzerinde çalıştığın şeyi bitirmeni beklerdim ama ben..." iç geçirdi, "Ben gerçekten çok......bilirsin, birbirimizin arasına mesafe girdiğinden kaynaklı, senin bakış açını bilmem gerekiyor."
Minho yavaşça başını salladı, midesi yüzünden kusacakmış gibi hissetti. Kesik nefesleri arasında Jisung ile yüzleşemedi.
"Gitmemi isteyip istemediğini bilmem gerekiyor." Jisung'un sözleri ağzından hızla çıktı, neredeyse anlaşılması zordu. Minho, sarışının sözlerinin ağırlığını fark ettiğinde midesi burkuldu ve dünyası başına yıkıldı. Kaşlarını çatarak doğrudan Jisung'a baktı.
"Sanırım her şeyi yanlış anladım ve artık seni yalnız bırakıp gitmem gerekiyor. Buraya sadece bir kaç haftalığına kalacağımı söyleyerek geldim ama neredeyse iki ay oldu, görünüşe göre senin mükemmel yalnızlığını mahvediyorum." derken dudaklarından acı bir kahkaha döküldü. İfadesi tamamen acı vericiydi ve Minho'nun kalbi, Jisung'da bu duygulara sebep olan kişi olduğunu bilerek biraz daha kırıldı. "Burada beklediğinden daha uzun süre burada kalarak seni rahatsız ettiysem gerçekten üzgünüm." Dedi titrek bir nefes dudaklarından ayrıldı ve gözyaşları gözlerinin kenarında birikti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
I'm a fire and i'll keep your brittle heart warm / Minsung
FanfictionUzun zamandır arkadaş olan Minho ve Jisung bazı nedenlerden dolayı 2 yıl boyunca birbirinden ayrı kalmıştı. Bu 2 yılda Minho duygularını saklamayı başarmıştı ancak Jisung evine kalmaya gelip de kalp şeklindeki gülüşüyle ona baktığında, Minho duygula...