Kurumuş yapraklar sarmıştı etrafı. Ağaçlar yaşlanmış, rüzgarlar artmıştı. Sonbahar mevsiminin iç açıcı renkleri, tüm güzellikleriyle selamlıyordu etraftakileri.
Buna rağmen kimsenin en sevdiği mevsim değildir güz. Eğlenceli yazı bitirdiği için veya tatilin bitmesinden olabilirdi bunun sebebi. Havalar hafiften soğuduğu için, incecik tişörtler yerine kalın tüylü kazaklar giymek gerektiği için de olabilir. Kim bilir, belki de mis gibi çeşitli yaz meyvelerinin yerini turunçgiller aldığındandır bu sevmemezlik.
/Sonbaharı seven kişilerinde, hepsinin özel bir nedeni vardır. Sevdiği kişiyle sonbaharda tanıştığı için, veya kuru yapraklar arasında aşklarını ilan ettikleri için olabilir. Bu yüzden özel bir mevsimdir güz....../
Dazai, çok fazla kişinin olmadığı parka geldi. Üstünde siyah bir kaban vardı, yüzü ve bedeni bandajlar içerisindeydi. Bu yüzden çoğu garip bakışları üzerine alıyordu. Fakat pekte taktığı söylenemezdi, tek hayali ölmek olan bir çocuğun görünüşünü umursaması pekte olası değildi zaten. Oturdu banka. Sonbahar mevsimini çok seviyordu. Hafif esen meltem gür saçlarına vuruyordu. Dışarıdaki soğukluk çok yumuşaktı, mont veya kalın kazaklar giymeye gerek yoktu. Ve dazai bu havayı gerçekten seviyordu.
Chuuya'nın yanından dönmüştü. İçinde rahatsız edici bir his vardı. Bu hissi düşünmek için gelmişti buraya. Tek özel yanı düşünmekti. Düşünmek dışında bir şey yapamıyordu çünkü. Ya da bu sadece onun bir düşüncesiydi.
Karnında karıncaların kır gezisini andıran bir hareketlenme hissediyordu chuuya ile beraberken. Ve bu duyguyu bu aralar sürekli yaşaması sıkıyordu canını. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlardı ve dazai de normal olarak korkuyordu bu histen.
Çoğunuz anlamıştır bu hissi. Kelebeklenme hissetmek ( Dazainin tabiriyle karıncaların kır gezisi ) aşık olduğunuz kişinin size karşı yapılan, mutlu hissettiren davranışlarından sonra hissettiğimiz bir dürtüdür. Ama sadece bundan sonra hissedilmez. Eğer çok aşıksanız, O'nun yanında olmak bile karnınızı kelebeklendirebilir.
Daha önce ne sevmiş ne de sevilmiş olan Osamu, buna anlam veremiyordu. Kimseden duymadığı için bilmiyordu sevgiyi. Ulaşabilecek miydi acaba doğruya?
Derin nefes verdi kahverengili. Acaba ne zaman öleceğim, diye düşündü. Ölmek nasıl bir his merak ediyordu. Sadece meraktan değil, yaşadığı onca şeyden sonra hayatın değeri düşmüştü gözünde. Küçükken ailesi tarafından şiddet görmüş, oldukça küçük yaşta sokaklara düşmüştü. Her nasılsa mafyanın patronu onu bulmuş ve eğitmişti. Minicik parmakları, oyuncaklarla ilgilenmesi gerekirken silah tutmada profesyonelleşmişti. Yalana gerek yok, bu işte gerçekten iyiydi ve kısa sürede liman mafyasında kıdemli olmuştu. Artık 15 yaşındaydı, hepimizin çocuk diyeceği yaştayken çoğumuzdan çok daha deneyimliydi.
Keşke beni bulamasalardı da sokaklarda çürüyüp ölseydim, diye düşündü Dazai. Eğer eskiden mafyada doktorluk yapan patronu onu bulmasaydı hayatı nasıl olurdu?
Ama düşününce, eğer patron onu bulmasaydı hayatında Chuuya diye biri olmayacaktı. Hayatı nasıl olurdu acaba, Chuuya olmadan?
Onu düşünen tek kişide olmasaydı ne olurdu?Rahatsız oldu dazai. Sevmemişti bunu.
Neden chuuyayı bu kadar umursuyordu ki? O sadece hayatında yeri olan başka bir yabancıydı. Neden bu kadar düşünüyordu ki?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fall-°Soukoku°
FanfictionSonbaharda geleceğim dedi, ama hangisi olacağını söylemedi. Hala bekliyorum ve hiç sıkılmadım. •oneshot•