1 Bölüm🍊

47 9 163
                                    


---

Nil’den

Adım Nil. 24 yaşındayım. Antalya’da ailemle yaşıyorum. Ada isminde bir kız kardeşim var. Annem, babam ve Ada... Minik, mütevazı bir ailem ve hayatım vardı. En azından dört gün öncesine kadar öyleydi.

Her şey babamın manavının önünde, ben portakalları dizerken başladı. Bir araba durdu ve o an... Hiç beklemediğim biri hayatıma dahil oldu.

Portakallara dalmışken biri sessizce yanıma yaklaştı. Ne bir selam ne de bir izin… Portakallardan birini aldı, havada çevirmeye başladı ve hiçbir şey olmamış gibi arkasını dönüp gitmeye yeltendi.

"Hey! Nereye?" diye seslendim.

Yüzünü bana doğru döndü. Hafif bir gülümsemeyle, alaycı bakışlarını üzerime dikti.
"Niye nereye gittiğimle bu kadar ilgileniyorsun, Portakal Saçlı Kız?"

Kaşlarımı çattım, olduğum yerde dikildim.
"Daha yeni, hatta şu an yüzünü gördüğün bir kıza lakap takacak kadar egoluyuz demek? Bravo doğrusu!"

"Adını bilmediğim kişilere lakap takmayı severim. Özel bir durum değil, saçların turuncu diye öyle dedim. Evet, portakalı aldım ama sorun olmaz, rahat ol yani."

Derin bir nefes aldım. Sinirlerim tepeme çıkmıştı.
"Sorun olmaz derken? Burası senin evin değil ego yığını! İstediğini alıp gidebileceğini mi sandın? Bu yaptığın modern hırsızlık."

"Modern hırsızlık mı? Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"

"Hah, işte o altın cümle! Egoistlerin baştacı sorusu. Çok klasik."

Tam karşıma dikildi. Sesi alaycı, bakışları keskin…
"Hep böyle misindir?"

"Nasıl yani?"

"Tanımadığın insanlara önyargıyla yaklaşan, her şeyi bildiğini sanan ama aslında hiçbir şey bilmeyen biri."

Gözlerimi devirdim.
"Şu an aynısını kendin yapıyorsun. Hem farkında değilsin hem de egonu beslemeye devam ediyorsun."

Bir kahkaha attı.
"Beni tanımadığın o kadar belli ki."

"Tanımak isteyeceğim insanlar kategorisine girmiyorsun. Bu soru bile bana yetti: 'Sen benim kim olduğumu biliyor musun?' Çok sağ ol!"

Kendini tepeden tırnağa gösterip sordu:
"Sence benim hırsızlık yapmaya ihtiyacım var mı?"

"Kleptomani’nin olmadığını nereden bileyim? Ayrıca benim derdim paran olup olmaması değil. Al portakal senin olsun, umurumda değil."

"Öyleyse neden durdurdun beni, Portakal Saçlı Kız?"

Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım.
"Burası bir manav. Bu portakalı alan parası olmayan bir çocuk da olabilirdi. Anlıyor musun? Neyse, alabilirsin. Ama adım Nil. Tamam mı? Nil!"

"Tamam, ego yığını ve modern hırsız demeyi bırak. Adım Dirhan. Duydun mu? Dirhan. Hadi, kartlarını aç bakalım."

Gülümseyerek karşılık verdim.
"Seve seve açarım. Benim derdim sensin ve bu küstah tavırların. Kartım yeterince açık sanırım."

"Gayet açık. Teşekkür ederim. Madem öyle, ben ve küstah tavırlarım derdin olmaya devam edeceğiz. Haber vereyim, birinciliğe oynuyoruz."

"Tehdit mi bu, meydan okuma mı?"

"Tercihen meydan okuma. Tehdit tarzım değil. Ama sen nasıl istersen."

Elimi uzattım.
"Gurur duyarım. Görüşürüz Dirhan."

Elimi sıktı ve gülümseyerek ekledi:
"Bu arada, portakal bende kalıyor. Hediyen olarak kabul ediyorum."

"Et, afiyet olsun."

Arabaya bindi. Giderken sırf gıcıklığına el salladım. O da aynı sebeple karşılık verdi ve uzaklaştı.

"Artık biz ve kartlarımız konuşacak. Bu bir oyun. Bir kumar. Ama benim kaybetmeye niyetim yok! Ne pahasına olursa olsun, kazanan ben olacağım."

---

Dirhan’dan

"O kız… Daha Dirhan Soydemir’i tanımıyor. Eğer tanısaydı bu hayali kumar masasında bana rakip olmaya kalkmazdı. Ama olsun. Kendini yenilmez sanıyor, farkındayım.

‘Kazanacağım’ dedi ya? Bunu ona göstereceğim. Kimsenin yenilmez olmadığını öğreteceğim."

---

1. Bölüm Sonu

"Merhaba arkadaşlar! :)

İlk bölümümüzü nasıl buldunuz? İlginizi çekebildim mi?

Ve asıl soru: Kimin tarafını tutuyorsunuz? Nil mi? Dirhan mı?

Yorumlarda buluşalım! Ve portakal rengi yıldızımıza basmayı unutmayın! :)

Görüşmek üzere! ^^"

---

Portakal Saçlı Kız Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin