"Felix, dinliyor musun?"Sıska oğlan Jiyong'un üç dört masa arkasında oturan Prens'ten gözlerini zar zor çekmişti.
"Hm? Evet?"
Jiyong arkasına dönmeye yeltendiğinde elini oğlanın masanın üzerine koyduğu elinin üzerine yerleştirdi.
"Sungmin'den bahsediyordun, evet?"
Jiyong konuşmaya kaldığı yerden devam ederken Felix olabildiğinde Jiyong'un dediklerine odaklanmaya çalışmıştı.
Ancak işte, oradaydı,
gözünün önündeydi Prens.Yüzündeki kabuk tutmuş yaralara rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş.
Üzerindeki paçavralara rağmen bir asilzade gibi.
Prens.
Kolları arasına almak istedi Hyunjin'i. Sonra bunun hayalini kurdu, kulakları kızardı ve kendinden utandı bir anda nasıl böyle hayaller kurabildiğine dair.
Prens'ten hoşlanmadığını, onun sadece karizmatik olduğunu düşündü Felix.
Bir insana hayranlık duyması ondan hoşlandığını ifade etmiyordu... Değil mi?
Ondan hoşlanmıyorum ya sonuçta, sadece arkadaş...
Gözleri bir anlığına tekrar Hyunjin'e kaydığında göz göze gelmeleri oğlanın kalbinin teklemesine sebep oldu, dikkati iyice dağılıverdi.
Prens'in dudaklarındaki o içten gülümseme kulaklarından sonra bu sefer çilli yanaklarının kızarmasına sebep oldu.
İşte o an gerçekten Jiyong'u işitiyor ancak dediği hiçbir şeyi anlamıyordu.
-
Felix kendisiyle baş başa kalmak için gizli yeri ilan ettiği yerine giderken peşine takılan çocuğun farkında olmakla beraber bir yandan da çocuğun sadece kendisiyle aynı yöne giden biri olmasını umuyordu. Artık kullanılmayan D bloğundan dönmesiyle iyice panikledi çocuk da hemen ardından dönünce bloktan.
Kalbi hızlıca çarparken koşmayı düşündü ancak vücudu çok güçsüz olduğundan yakalanacağını, bunun olayları daha kötü yapacağını biliyordu.
''Hey.''
Durmalı mıyım? Durmalı mıyım? Durmalı mıyım?
''Hey, sana diyorum.''
Oğlanın sesi daha yüksek çıktığında Felix panikleyerek durdu. Belki de çocuk bir şey soracaktı, iyi niyetliydi. Arkasına döndüğünde karşısındaki kişi tanıdık simasına rağmen yabancı, kendinden uzun ve yapılı bir oğlandı. Felix'in bildiği bir başka şey de oğlanın yüzündeki sırıtışı hiç sevmediğiydi.
''Arkandan geldiğimi görünce beni buraya getirdin ha?''
''Efendim?''
Felix'in kaşları çatıldığında yabancı oğlan sıska oğlana yaklaşmaya devam etti.
''Diyorum ki zaten seninle konuşmaya geliyordum ancak...''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Divine Comedy (신곡) • hyunlix
Fanfic"Onlar için geri geleceğim, yoksa nasıl bir prens olurum? Ancak şimdi, benimle gel Felix. Birlikte kaçalım buradan." Burası K. yetimhanesi. Bir yetimhaneden çok mezbahaya benziyordu gerçi. •Hwang Hyunjin x Lee Felix hayran kurgu...