Anna Clendening - İnvisible
"O zaman sizinle konuşmak istediğim ikinci konuya gelelim."
Kral dirseklerini masaya yasladı ve bize doğru eğildi.
"Çoğunuzun da bildiği üzere burada bulunma sebebimiz iblislerin yeryüzü ile bağlantı kurmalarına yarayan zindanlardan birinde elde edilmesi bizim açımızdan önemli olan bir güç bulunmakta. Lakin bu zindan sınırlarımıza çok yakın. Bu yüzden komşu Krallığın bizden önce davranması da göz ardı edemeyeceğimiz bir olasılık. Bunun yanında zindan da ne gibi iblisler ile karşılaşacağınız da büyük bir bilinmezlik. Yani hayatlarınızı boşu boşuna riske atıyor olabilirsiniz. "
Kral yapmış olduğu bu uzun konuşmadan yorulmuş bir halde içine derin bir nefes çekti. Daha sonra dirseklerini masadan çekerek yavaşça arkasına yaslandı. Ve her birimizin yüzüne büyük bir özenle baktı. En sonunda sıkıntılı bir nefes koyverdi ve tekrar konuşmaya başladı.
"Peki... Ne yapmayı planlıyorsunuz?"
Oda da konuşan ilk kişi Buz Lordu Axel olmuştu.
"Bahsettiğiniz gücün başka bir Krallığın eline geçmesini göze alamayız. Bu yüzden ben bir an önce bu gücün peşine düşülmesi gerektiğini düşünüyorum."
Kral anladığını belli edercesine başını salladı.
"Leydilerimiz de bizimle aynı fikirdeyse eğer hazırlıklara başlamalıyız. Herhangi bir itirazınız var mı?"
Son cümlesini odadaki Leydilere bakarak söylemişti. Hiçbirimizden herhangi bir karşı çıkma tepkisi almadığındaysa yavaşça gülümsedi.
"Bu durumda sizin için hazırlamış olduğum odalardaki kıyafetleri giyerek üzerinizi değiştirin ve odada bulunan masanın üzerine bırakmış olduğum özel yapım olan bileklikleri takın. Bir saat sonra yola koyulacaksınız."
"Bileklikler mi?"
Bu soru Demir Leydisinden gelmişti. Kral bakışlarını ona çevirdi ve sakince açıklamaya başladı.
"Evet. Bu bileklikler sizin elde ettiğiniz bu gücün gerçekten peşinde olup olmadığınızı ve bu gücü elde etmekteki kararlılığınızı ölçmek için yapıldı. Eğer bileklik gücü elde etmeye çok yaklaştığınız ama bunu yapmaktan vazgeçtiğiniz bir an olursa sizi lanetlemek için tasarlandı. "
Lanet? Hadi ama... Bu adamlar ciddi miydi? O gücü elde etmek istemezsek resmen kendi ipimizi çekecektik.
" O halde hazırlanmak için ayrılabilirsiniz. "
Hiç kimseden çıt çıkmıyordu. Sanırım bu bileklik onların biraz önceki kararlılıklarını alıp götürmüştü. Nefesimi yavaşça dışarıya saldım ve aynı yavaşlıkla ayağa kalktım. Arkaya doğru sürüklenen sandalyemin sesi odada yankılandı.
Herkesin bakışları benim üzerimdeyken benim meydan okuyan bakışlarım Kralın üzerindeydi. Çünkü şu an uzun zamandır kandırılıyormuşum gibi hissediyordum. Nedense... Birdenbire bu adamın gülümseyen yüzü ve şefkatli ses tonu sadece bir kandırmacaymış gibi hissettiriyordu. Gözlerimi yavaşça onun gözlerinden çektim ve arkamı dönerek büyük bir sessizlikle benim için hazırlanmış olan odaya doğru yol aldım. Sarayın havası artık beni boğuyordu ve bir an önce başkentten ayrılmak istiyordum.
Bilmiyorum... Belki de böyle hissetmemin sebebi, yapmış olduğum evlilik ile ilgili şüphelerimdendi. Benim için hazırlanmış olan odanın önüne geldiğimde beni iki tane genç kız karşıladı. Onlara benden önce konuşma fırsatı vermeden direk konuşmaya başladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜNEŞ KRALLIĞI
Teen FictionAltı yaşındayken ailesi ve yaşadığı topraklar elinden alınan genç bir kız. Bir gün tekrardan ait olduğu topraklara çağrılır lakin bu çağrılışın altındaki sebepler çok başkadır. Kral ve planlarına ayak uydurup yıllar önce ondan alınanları geri almak...