Bana gelip elini uzattığında hiç düşünmeden tutunmuştum ona ve onun kırık kalbine. Konuşmadan bile anlardım ben onu.
Ben onu ama o bir başkasını.
Bazen aradığın o yuvayı bir başkasının gülüşünde de bulabilirdin.
Ama bu bir rüyaysa bile beni henüz uy...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
•
Acı verici olan değer verdiğin insanlar tarafından değer görmemektir. Mark ne kadar değer verirse versin annesinin git gide kötüleşen mental sağlığı onu zaman geçtikçe kendisinden koparmıştı. Lise mezuniyetindeydi annesinin yatırıldığı hastanede durumunun kötüleştiğini öğrendiği zaman. Bir süredir siroz tedavisi ile hastanede yatmaktaydı. O gün sıradan bir gün olmalı sıradan bir genç gibi arkadaşları ile mezuniyet balosuna gitmeliydi. Aklındaki planları defalarca kez gözden geçirirken uzun bir süredir aşık olduğu Suji'yi o gece dansa kaldıracak ve ona hislerini açıklayacaktı. Bunu daha fazla saklayamazdı. Onu delicesine severken arkadaşıymış gibi rol kesmeye daha fazla vicdanı el vermiyordu ama planlarını sekteye uğratan annesinin doktorundan gelen arama olmuştu.
Annesi bundan iki sene önce alkol komasına girdikten sonra karaciğerinde ciddi hasarlar oluşmuştu ama doktora gitmeyi ısrarla ret ettiği için uygun müdahaleye geç başlanmıştı. Karaciğeri geri dönüşü olmayan bir şekilde iflas ederken hemen uygun donör arayışına başlanmış ama bunlardan en yakını olan Mark nakil için uygun görüldüğü için ameliyat tarihini kararlaştırmışlardı.
O gece de gelişen komlikasyonlar sonucu Mark balo salonundan apar topar ayrılıp hastaneye gitmiş ve hiç vakit kaybetmeden annesine karaciğerini vermek için ameliyat masasına yatmıştı.
Annesi için kendinden bir parça vermişti ama elinde olsaydı onun için kendi canını da verirdi. Bunu yapardı. Annesi babası onları terk edip gittikten sonra bir daha toparlanamamış olsa da hiç onun yüzüne bakıp bir kez olsun saçlarını sevmemiş olsa da onun annesiydi sonuçta. Küçükken ona şarkılar söyleyip gitar çalmayı öğreten onu parklara götürüp oyunlar oynayan annesiydi.
Altına girdiği borcun yüküyle mücadele edemeyip gece gündüz çalışması, müzik sektöründe hak ettiği değeri göremeyip başka işlerde de çalışması oğlu ile vakit geçirmesine engel olsa da bunlar sorun değildi. Annesinin bir an önce iyi olması en önemli şeydi.
Hayatında var olan sayılı insanlardan biri olan annesinin ameliyatı beklenildiğinden daha iyi geçmişti. Mark ertesi sabahı hastane odasında gözlerini açtığında baş ucunda değer verdiği tüm insanlar vardı.
Hyuck her nasıl sokmuşsa içeri o gözlerini açar açmaz bir konfeti bile patlatmış sonrasında Jeno ona tüm pisliği temizletmişti.
Ufak bir operasyon olmasına rağmen Suji onun sevdiği çikolata parçacıklı kurabiyelerden yapmış, Jaemin nereden bulduğunu bilmediği kocaman bir karpuz getirmiş ve Renjun ise elleri ile kendini göstererek "Ben geldim yeter bu." Demişti.
Çok büyük bir ayrıntı değildi belki bu ama Mark bir kez daha kaderin onları hiç olmadığı bir zamanda bir araya getirmesine minnet duydu. İçten içe teşekkürlerini sunarken hayatlarının sonuna kadar da yüzlerinden hiç eksilmeyen bir gülümseme ile bir arada kalmayı diledi.