~~~~~ 3.sınıfın sonlarına doğru
Büşra ve Kadir'in barıştırma çabalarına rağmen Buğra ile ilişkimiz tamamen bitmişti. Buğra ayrıldıktan sonra da arkadaş kalmak için ısrar etse de kararım hiç değişmemişti... Ve bir süre üzülse de sonunda toparlanmıştı çok şükür....
Şu birisine benzettiğim çocukla da karşılaştıkça sohbet etmiş, çok sıkı fıkı olmasa da arkadaş olmuştuk. Adı Mert' di. İyi birisiydi ama kafa yapılarımız biraz uyuşmuyordu. O yüzden çok da yakın değildik. Yine de çok yakın olmamamıza rağmen arada bir tartıştığımız anlar oluyordu. Ama sonra tekrardan bir şekilde konuşmaya devam ediyorduk. Ve ben hala onun tanıdığım birisine benzediğini düşünmeye devam ediyordum. Tartışmalarımızın çoğu da aslında bundan ötürü çıkıyordu. "Yine mi aynı konu diyip sinirleniyordu." Ben de üstelemek istemesem de arada belki nerden tanıştığımızı hatırlamıştır belki diye düşünerek konuyu bazen tekrardan bilerek gündeme getiriyordum....
Büşra ve Kadir, Buğra ile aramızda kaldıkları için eskisi gibi değildik. Kadir, bana kızgındı, Buğra'nın tarafını tutuyor onunla arkadaşlığına devam ediyordu ve Büşra'da Kadir'le arası bozulmasın diye benimle eskisi gibi konuşmuyordu. Dostluğumuz sıradan arkadaşlığa dönüşmüştü... Bu durum beni gerçekten üzüyordu. Onların Buğra ile olmalarına ona destek olmalarına seviniyordum. Çünkü onlar sayesinde Buğra yalnız kalmamış oluyor ve bir şeyleri geride bırakması da daha kolay oluyordu...
Ama bu süreçte ben yalnızlaşmıştım. Büşra ile ilk senenin başından beri birlikteydik. Bir anda tüm her şey bitmişti. Başka arkadaşlarımda vardı ama Büşra benim için farklıydı.
Hafta sonu yurtta oturmuş sıkıntıdan patladığım bir sırada telefonuma mesaj gelmişti... Mesaj Mert'dendi. Şaşırmıştım. Daha önce hiç mesaj atmamıştı
-napıyorsun?
+Yurtta uzanmış sıkıntıdan tavanı izliyorum, sen ne yapıyorsun?
-delirdin mi ne tavan izlemesi camdan dışarı bir bak hava mis gibi...
+Baksam ne olacak sanki, dışarı çıkasım bile yok.
Mesajı gönderdikten sonra okundu olarak görünmüş bir kaç saniye içinde de telefonum çalmıştı. Mert di... Tekrardan şaşırmıştım...
+Efendim
-baktın mı havaya?
+Yok bakmadım kalkıyorum demiş, baş örtümü aynada hızla düzelttikten sonra camı açmış gökyüzüne bakmıştım... Gökyüzü masmavi ve bulutlar bembeyazdı. Hava mis gibiydi. Enfes manzara eşliğinde mis gibi bahar havasını içime çekmiştim...
+Harikaymış gerçekten de. Sağol.
-tamam şimdi aşağıya bak, diye söyleyince ilk başta anlamamış sonra da başımı aşağıya çevirince onu aşağıda görünce şaşırmıştım. Bir elinde telefon benimle konuşurken diğer eliyle bana el sallıyordu...
+Mert sen misin o?
-evet benim. Hadi aşağıya gel bekliyorum.
+Aşağıya mı?
-Evet hadi aşağıya inde bu güzel havanın tadını çıkartalım.
+Ya gerçekten mi? uzun zamandır birisiyle dışarıda takılmadığım için çok şaşırmış ve mutlu olmuştum.
-evet hadi çabuk ol. Hazırlanman için tam 10 dakikan var ona göre. Yoksa gidebilirim. Süreyi başlatıyorum hadi.
+Tamam 5 dakikaya oradayım...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Yeniden
Fiction généraleÇocukluğum onunla geçmişti. Birbirimizden bir an olsun ayrılmazdık, ta ki babamın şirketi iflas edip başka bir şehire küçük bir kasabaya yerleşene kadar... İstanbul'dan ayrılıp Muğla' ya yerleştikten sonra onunla olan arkadaşlığımız mektup arkadaşlı...