28. BÖLÜM

230 36 2
                                    

Şarkı; bu kız benim kaderim/ mavi gri

Bölüme başlamadan önce en altta ki bilgileri lütfen okuyun.

He bu arada okumadan bir yıldıza dokuna bilir misiniz?


Hepsi eve geldiğinde dede konuştu: "Hadi çocuklar, bu gün iyidir hoştur ama yorucudur, o yüzden herkes odalarına. Allah rahatlık versin." deyip eşini alıp odasına gitmişti. Diğerleri de odalarına geçerken Arel'in kucağında oğlu, kolunda ise eşi vardı. Arel ilk önce Toprağı odaya bırakıp hemen ardından da merdivenin başında zor duran eşinin yanına gidip kucağına almıştı.

"Lalim, iyi misin? Bak, hastaneye de gidebiliriz." Arel'in bu endişe dolu sesine karşı Bade sadece mırıltılar çıkartıp, eşine başını yasladı. "Benim karımın uykusu gelmiş belli." deyip Lal'in başına ufak bir buse kondurmuştu.

Sabah evde olan koşuşturma ve gürültüye bile Lal uyanmamıştı. Bu kadar çok uyuması Arel'i giderek endişelerini arttırıyordu ve bu endişesini annesine dile getirdi. "Anne, ben anlamıyorum. Eskiden bir bakışınla anlardım hasta mı değil mi, yada mutlu mu mutsuz mu anlayamıyorum, sanki o." dediğimde annem benim lafımı böldü ve kendi lafını tamamladı. "Büyümüş, anne olmuş o kuzum. Anneler için bir söz var ya, 'ağzından kan gelse kızılcık şerbeti içtim' diye. İşte o laf anneler içindir. Benim ne zaman size bir şeylerimi belli ettiğimi gördün?" diye sorduğunda durup düşündüm çünkü hiç böyle bir şey belli etmemişti.

"Belli etmedin annem ama ben alışık değilim bu hallerine. Her regli olduğunda bana kök söktüren kadın gitti şimdi sanki acı hissetmez gibi bir şey oldu. Hasta olduğu belli, tansiyonu falan düşmüştür belki de bu gün, ama onu bile belli etmeden bir köşede uyudu. Bana tavır aldığını zannediyorum." Annem beni kendine doğru çekip göğsüne yasladı, aynı küçüklüğümüz gibi hissettik. Ben ve annem eski çocukluğum gibi.

"Aklından saçma düşünceleri çıkar ve sakin bir şekilde çık dışarı konuşun. Kıza da buraları gezdir, ben bakarım torunuma. Misafir çok olur şimdi." Annemi yormak istemiyordum, kendi dediği gibi çok fazla kişi gelecekti, o yüzden evde kalmalıydım. Uzaktan belki daha detaylı gözlem yapabilirdim. "Yok anne, bu gün olmasa yarın biz çıkarız dolaşmaya." dedim ve koluma vurarak beni kaldırdı.

"Kalk git karının yanına, o zaman aynı babana çekmişsiniz romantik romantik gezmenizi isterken. Sen de git evladım, hadi sinirlerimi tepeme çıkardın." dediğinde gülerek ayağı kalktım, anneme yaklaşıp yanağından öpüp odamıza geçtim.

Odaya geldiğimde Lal yatağımızda yatmaya devam ediyordu. Toprak Alaz ise annesinin telefonunu elinde tutuyor, Lal'in parmağını şifreye okutmaya çalışıyordu.

"Toprak, ne yapıyorsun babacım?" sesim istemeden sert çıkmıştı ve çocuk irkilip telefonu düşürdü. "Annemde benim videolarım var, büyük dedeme gösterecektim. Geldim, annem uyuyor hala. Bende dedim ki, 'sen artık büyüdün, kendi işini kendin görmelisin.' İyi demiş miyim baba?" O tatlı çocuksu sesiyle konuşması bile içimi ısıtıyordu. Böyle bir çocuktan eve on tane görsem bıkmam, çünkü sevdiğim kadından çocuklarımız olmasını çok istiyordum.

" iyi yapmışsın büyüdün abi olacak yaşa geldin değil mi oğlum?" bir nevi bu sorum ağzından laf almak içindi.

"büyüdüm ama kardeşim olursa benimle ilgilenmezsiniz hayır büyümedim ben daha Ali kadarım" dediğinde yanına kadar gidip kucağıma alıp, odada ki tekli koltuğa oturduk.

" öyle bir şey asla olmayacak onu aklından çıkar  Toprağım ,unutma ben seni daha çok seveceğim, sen benim ilk canımdan cansın kardeşinle üçümüz birlikte oynayacağız birlikte koruyacağız, yaramazlık yapacağız anneden gizli ama kardeşinin olması için seni ikna etmemiz lazım sonra anneyi." dediğimde gözleri parladı. "Annemin de karnı kocaman olacak mı ben kabul edersem?" sorusana karşılık sadece başımı olumlu anlamda sallayarak belirtmiştim.

BENİM LÂL HAYATIMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin