Medya: Selena Gomez - Souvenir
Her şey çok hızlı gelişmişti sanırım. Duygusal manada kimseye bağlanamazdım ben. Üniversite için şehir dışına çıktığımda aileme bile bağlanmadığımı hissettmiştim.
Zorlanmamıştım ayaklarımın üzerinde dururken.
Sevgilim olmasını istemezdim. Hislerimi başkasıyla paylaşmak istemez, sevgimi kendime saklardım. Lisede erkeklerden hoşlandığımı fark ettiğim ilk zamanlarda sevgilim olmasını istemiştim. Olmuştu.
İlk ve sondu.
Gece hayatına atılmak benim için en doğru karardı. Ben sevmeyi bilmiyordum ki. Zevk almak aşktan daha önemliydi bana göre.
Dağılmıştım. Toparlanmam zaman alabilirdi. En uzağım olan kişinin en yakınım olmak istemesi dağılmama sebep olmuştu. Beni istemesi, bir anda en önemli sırrımı öğrenmesi, yönelimini öğrenmem bir anda gelişen ve beni dağıtan etkenlerdi.
Kimsenin hayatının başrolü olmak istemezdim. Peki, onu reddettiğim için neden böyle hissediyordum. Sıkıntı çökmüştü üzerime. Mantığım en doğru kararı verdiğimi söylüyordu. Peki ya kalbim neden sıkışıyordu?
Güneş doğduğunda evdeydim. Duş alıp yatağıma uzandığımda telefonumdaki alarm çalmıştı. Dersim olduğunu hatırlatan bu alarmı kapattığımda gözlerimi kapatmıştım. İkinci derse gitsem yok yazılmazdım muhtemelen. Bir saat uyumak umuduyla uykuya daldım.
...
Zor da olsa bir saatlik uykuyla kampüse gidiyordum. Alışkındım. Dördüncü senem olduğundan dolayı tecrübeliydim. Geceleri nöbete kaldıktan sonra sınava girdiğim bile olmuştu.
İlk iki ders halk sağlığıydı ikinci dersine yetişebilirdim.
Sonraki ders Taehyung'un dersiydi. Mor göz altlarımı kapatamayacak kadar yorgundum bu yüzden yüzüme baktığında ne kadar uyuduğumu anlaması zor olmazdı.
Amfiye girdiğimde üzerimde dolanan bakışlar ve ders anlatmakta olan Bayan Min bana bakarken özür dilemiş, imza kağıdını alıp Jimin'in yanına geçmiştim. Jimin'in her zamanki gibi meraklı bakışları üzerimden ayrılmazken ondan önce davranıp "biliyorum çok merak ettin, sana hemen her şeyi anlatmak isterdim ama dersteyiz. Sonra konuşalım." Jimin sinirli bir şekilde önünde döndüğünde çantamı masaya koyup kafamı gömdüm.
Dersin sona ermesiyle ayağa kalkan Jimim'i gördüğümde kolunu tuttum. Yanıma otururken endişeyle bakıyordu. Cidden kötü mü görünüyordum?
"Jungkook bir sorun yok değil mi?"
rtık patlayacaktım ama şu anda olmamasını diliyordum. Daha geniş bir zamanda detaylıca anlatmayı planlıyordum.
"Hiçbir şey yolunda değil. Berbat hissediyorum artık." Anlamsızca bakıyordu.
"Bana hiçbir şey anlatmıyorsun ki yardımcı olayım. Ben seni yargılamam Jungkook neden benimle sorunlarını paylaşmıyorsun?" Haklıydı.
"Kendime bile anlatamadığım bir sırrım vardı. Bir başkası öğrendi ve artık seninle de paylaşacağım. Şimdi daha fazla bir şey sorma ve akşam bize gidelim olur mu?"
Saçlarımla oynarken "sen nasıl istersen öyle olsun." Demişti. Çok düşünceliydi. Üzerime gelmeden yardımcı olmak istiyordu.
Kapının kapanma sesini duyduğumda hepimiz kafamızı kaldırırken en son dün gece gördüğüm bedeni görmemle gözlerim yüzünü bulmuştu. Gelir gelmez çantasından çıkardığı imza kağıdını tek tek dolaştırmaya başladı. Herkesin imzasını tek tek kontrol ederken bizim sıramızın yanında durup sadece yüzümü izliyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Everything
FanfictionJungkook erkeklerden hoşlanan bir tıp öğrencisiydi. Taehyung ise Jungkook'un hocası... Duygulara anlam vermek bu kadar zor muydu? Jungkook'un gerçekleri farklıydı.