jimin, her akşam iş çıkışında eve en hızlı şekilde gitmeye çalışırdı zaten; ancak bugünkü acelesi diğer günlerden de öteydi. biricik sevgilisinin işte dayanamayıp izin alarak eve gittiği haberini almıştı bir kere, o andan beri damarlarında kan ile beraber endişe ve korku da pompalanıyordu. aslında haberi aldığı ilk an bütün işlerini bırakıp sevgilisinin çalıştığı okula doğruca gitmek ve onu evlerine götürmek istiyordu; ona kısa ve sıcak bir duş aldırır, ılık bir çorba içirdikten sonra da kulağına en sevdiği şarkıları mırıldanarak onu uyutabilirdi. lakin jimin bunun yerine müşterilerinin o an hiç mi hiç ilgisini çekmeyen banka hesapları, kart vadeleri ve faizleriyle ilgilenmek mecburiyetinde kalmıştı.
jimin ve taehyung yedi yıldır sevgiliydiler ama tanışıklıkları çok daha öncesine dayanıyordu. normalde başka şehirde doğmuş iki gencin kaderi, seul'de birbiriyle kesişmişti. taehyung'un ailesi iş sebebiyle, jimin'in ailesi ise başka sebeplerden ötürü memleketlerinden ayrılmak durumunda kalmıştı. ikisi de lise çağındaydılar ve o zamanlar hayattaki en kötü şeyin başlarına geldiğini, arkadaşlarından ayrıldıklarından ötürü bir daha kimseyle arkadaş olamayacaklarını düşünüyorlardı. seul'e taşınmalarından üç yıl sonra arkadaşlarıyla uzaktan yürütmeye çalıştıkları bütün iletişimin kesileceğini bilseler, ikisi de bu kadar üzülmezdi elbet.
taehyung ve jimin şanslıydılar ki yeni okula başladıklarında aynı sınıfa düşmüşlerdi. dönem ortasında geldikleri için de sınıftaki herkes yakın arkadaşlarını bulmuştu çoktan. taehyung dün gibi hatırlıyordu o günü. sınıfa girdiğinde birkaç kişi ona selam vermiş bazıları da sınıflarına hoş geldiğini söylemişti ama bu kadardı. taehyung lise hayatının zindana çevrileceğini adı gibi biliyor, bunun için anne ile babasını suçlamaya devam ediyordu içten içe. o tam bu karamsarlıkla çevrilmişken, kapıdan birkaç ay sonra ruh ikizi olduklarını düşüneceği jimin girivermişti.
taehyung, jimin'i yalnız bırakmamak adına 1995 yılının o karlı aralık gecesinde dünyaya gelmişti; jimin de onun bütün bu kaygılarını dindirmek ve onu yalnız bırakmamak adına lisede taehyung'un peşinden gelmişti. kulağa bir masal gibi gelse de gerçekten de o dönem, jimin'in ailesinin seul'e taşınmak için geçerli bi sebepleri yoktu. kafalarına esmişti ve taşınmaya karar vermişlerdi.
jimin sınıfa girdiğinde oturabileceği iki tane boş yer seçeneği vardı. ya en arkadaki ikili ve ikisi de boş olan sıraya oturacaktı ya da her an kusacakmış gibi duran taehyung'un yanına oturacaktı. uzaktan bakınca taehyung'un yanına oturmak, her an kusabilecek gibi durduğundan, riskli olsa da jimin birinin yanına oturursa daha rahat iletişim kurabileceğini biliyordu. jimin farkında olmasa da taehyung'un yanına oturarak onu oldukça rahatlatmıştı. ikisi sohbete başlayamadan öğretmenleri sınıfa gelmişti bu yüzden ikisi de okulda ilk günleri olduğunu öğretmenleri onları tanıtınca ve söz hakkı verince öğrenmişti.
birbirlerinin kurtlarının cinsiyetlerini öğrenmeleri ise başlı başına ayrı bir olaydı jimin ve taehyung için de. ayrımcılık olmaması ve cinsiyetlerinin getirdiği avantajı kullanarak başka bir öğrencinin üstüne baskınlık kurmamaları adına, okulda bulunan herkesin feromon salgılaması yasaktı. bu yüzden taehyung ve jimin başlarda birbirlerinin kurtlarının cinsiyetini bilmiyorlardı ancak arkadaşları ilerledikçe kendilerince tahminde bulunmuş ve bunun doğru olduğuna inanmışlardı. taehyung, jimin'i kendi gibi bir omega; jimin ise taehyung'u kendi gibi bir alfa sanıyordu. bu iki akıllının da arkadaşına bu konuyu sormak aklına gelmemişti.
okulda sürekli beraber olsalar da, jimin ve taehyung dışarda beraber harcayacak bir vakit yaratamamışlardı hala. bu yüzden anlaşıp biyoloji dersi projelerini taehyung'un evinde, hafta içinin son gününde yapmaya karar vermişlerdi. o hafta pazartesi ve salı oldukça sağlıklı gözükse de çarşamba günü sabahı hastalıktan ötürü taehyung'u sıralarında görmeyen jimin oldukça şaşırmış, sonra da arkadaşı için endişelenmişti.
