Kate bu gruptan ailesini kurtarmasını istemiş eğer kurtarmazlarsa nuh deyip peygamer demeyeceğini söylemişti. Yani beni öldürseniz dahi tek kelime alamazsınız demişti. İbrahimler ise Kate'e namus sözü verdiler. İşte bu gün büyük gün. İbrahimlerin namus sözünü yerine getirme günü. Bu gün Kate'in ailesine tam olarak kavuşma günü!
İbrahim tam herkese hadi çıkalım derken arkadan komserleri belirdi. Aceleden komsere bile ne yapacaklarını haber vermeyi unutmuşlardı. Komser
Benden habersiz nereye böyle? Dedi. Mustafa : komserim çok acil işimiz vardı. Size haber vermeyi unutmuşuz. Gerçekten çok özür dileriz. Dedi. Bunun üzerine komser: neymiş bakalım o önemli ve acil işiniz? Dedi. Yine Mustafa cevap verdi. Komserim bildiğiniz üzere parkta çocuk kaçırma olayı olmuştu. Bu çocuk kaçırma olayında büyük bir çete ile karşılaştık. Sonra söze İbrahim karıştı." Şurda duran arkadaş beni kaçırmaya kalkıştı. Ama biz durumu önceden farkettik ve biz onu kaçırdık. O adam da daha önce polislik yapmış. O da o çeteyle çatıştıktan sonra aynı bana yapacakları gibi kaçırmışlar. Sonra ailesini de kaçırmışlar. Onları öldürmekle tehdit etmiş. İşte biz de onun ailesini kurtarmaya gidiyorduk". Dedi. Sonra komser tamam bir an önce gidin. Ama attığınız her adımdan haberim olacak. Ona göre dedi. Bütün ekip hep bir ağızdan anlaşıldı diye bağırdı. Sonra da herkes (Kate de dahil) yola çıktı. Olay yerine geldiler
Selin hemen telsizle komsere olay yerine geldiklerini haber verdi. Birazdan harekete de geçeceklerini söyledi. Komser tamam ama dikkatli olun. Dedi. Kate şu büyük binanın yanında bir de bu çetenin adamları tarafından korunan küçük kulübe gibi bir yer var. İşte ailemi orda tutuyorlar. Dedi. Şimdi bir plan yapmaları gerekiyordu. Çünkü o binayı çok iyi koruyorlardı. Oraya plansız giremezlerdi. Ancak cesetleri girerdi. Garip olan sadece o binanın korunması idi. Diğer koskoca binayı koruyan bir tek asker bile yoktu. Acaba Kate'in yani Mehmet'in onlara ailesini kaçırdıklarını söylediğini tahmin etmişler miydi. İbrahim aklıma bir şey geldi. Dedi. Kate diye seslendi. Kate bunun üzerine sizden rica ediyorum artık bana gerçek adımla hitap edin. Artık bana Mehmet deyin. Bütün herkes tamam dediler. Hatta ordan geçen bir kedi de miyav diyerek cevap verdi ve ordan uzaklaştı. Sonra İbrahim planını anlatmaya devam etti. Mehmet sen sanki bizim elimizden kaçmış gibi gitceksin onların yanına. Sen gelince zaten dikkatleri dağılcak. Sen uygun zamanda birinin boğazına sarılcaksın. Al şunu da silaha ihtiyacın olabilir. İşimizi sesaiz halledelim derken Mehmet'in eline susturucu verdi. Mehmet gittikten sonra herkes silahına susturucu taktı ve Mehmet'i izlemeye koyuldu. İlk başta herkes inandı Mehmet'e. Taaa ki bir adamın bogazına sarılasaya kadar. Ondan sonra herkes ilk başta şok oldular. Sonra onlar da Mehmete saldırmaya başladı. İbrahimler ise hemen saldırıya geçtiler. Ordaki bütün adamları temizleyene kadar savaştılar. Sonra herkes külübe gibi yerin içine girdi. Fakat o da ne. Orda kardeşlerinin oyuncakları. Annesinin çantası ve babasının kravatı dısında hiç bir şey yoktu. Onların buraya geleceklerini tahmin etmişler ve tuzak kurmuşlardı. Bu sefer de onların tahminleri gerçek oldu. Mehmet ailesinin eşyalarını aldı. Koklayıp ağladı. İşte o an çol duygusal bir andı. İbrahim Mehmet'e: Mehmet sakin olmalısın. Aileni bulucaz. Söz veriyorum aileni bulucaz. Ama senin sakin olman gerekiyor. Dedi. O arda Selin bağırdı. Koşun galiba Mehmet'in ailesini kaçırıyorlar. Dedi. Hemen koşup arabaya atladılar. Ailesini kamyonun arkasına atmışlar, bir yere gisiyorlardı. Ama nereye? İbrahim Mustafa'ya o arabaya biraz yaklaşabilir misin? O arabaya atlıcam. Dedi. Mustafa da bunu yapti. İbrahim hazıtlandı ve o kamyonun kasasına atlamayı başardı. İlk başta aileye kendisini tanıttı. Ailesi kendilerini kurtarmak için geldiklerini görünce çok sevindiler. İlk olarak çocukları kendi arabalarına koydular. Sonra tam sıra anne babaya gelince kırmızı ışık yandı ve araba durdu. Böylece iş daha da kolaylştı. İll başta anne babayı kamyondan indirdiler
Sonra kendi arabalarına koydular. Mehmet ile ailesinin kucaklaşması herkesi ağlatmıştı. Ordan U dönüşü yaptılar ve karakola gitmek üzere yola koyuldular. Tabi komserlerine haber vermeyi de unutmadılar. Karakola geldikleri zaman Mehmet'in ailesiyle İbrahim tanıştılar. Sonra İbrahim Mehmet"e dönüp siz lojmanda kalın. Hem biz de sizi sık sık ziyarete gelebiliriz. Dedi. Onlar lojmana giderken İbrahim de komserin yanına gitti. Komserine yaptıklarını anlattı. Komser tebrik etti ve çok iyi iş çıkardıklarını söyledi. Sonra da Ama onları da yakalamanız, bir an önce onları yakalamanız, adalete teslim etmeniz gerekiyordu. Bunun üzerine İbrahim komserim ben de şimdi onu diyecektim. Ben Mehmet'in ailesini kurtarırken o kamyona izleme cihazı yerleştirdim. İzin verirseniz onların nerde olduklarını bilgisayardan anlayıp yakalayabiliriz. Komser: aferin İbrahim seninle bir daha gurur duydum. Benim seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var. Dedi. Bunun üzerine İbrahim buyrun sizi dinliyorum komserim dedi. Komser benim tayinim İstanbul'a çıktı. Yani ben gidiyorum. Buradaki yeni komseri seçme hakkı verdiler. Sen de böyle akıl olduktan sonra her operasyonda başarılı olursun. Dedi. Sonradan da yani yeni komser olarak seni seçiyorum dedi. İbrahim gittiğinize çok üzüldüm efendim dedi. Yeni yerinizde başarılar dilerim. Dedi. Sonrada bu göreve beni layık gördüğünüz için de çok ama çok teşekkür ederim. Dedi. Komser yok sen bu görevi fazlasıyla hak ettin. Dedi. Sonra neyse efendim. Benim bir an önce görevimim başına geçmem gerekiyor. Dedi. Ve oradan uzaklaştı. Sonra geri dönüp bu konuştuğumuz şeyleri ben arkadaşlarıma söylemicem. Bunu sizin ağzınızdan duyması daha doğru olur dedi. Ve bu sefer gerçekten oradan uzaklaştı. Arkadaşlarının yanına gitti. Arkadaşlar. Ben Mehmet ve arkadaşlarını kurtarmak üzere kamyonun kasasına atlamıştım yaa. O zaman oraya izleme cihazı da yerleştirdim. Az önce onların yerini tespit ettim de geldim. Beykoz yolunda bir evin önünde sabit duruyordu. Çabuk oraya gidelim de kıpırdamadan enselerine yapışalım. Dedi. Sonra herkes harekete geçti. Arabalara binildi ve hedefe doğru yolculuk başladı. Hedefe ulaşıldı. O kamyonu herkes çok net görebiliyordu. Selin şu balkonda oturan adamlar bizim aradığımız adamlar değil mi dedi. Herkes onun gösterdiği balkona baktı ve onu onayladı. Artık aradıkları adamların hangi bimada olduklarını bilmekle kalmıyor, hangi katta olduklarını da biliyorlardı. Hatta ve hatta aradıkları adamlar gözlerinin önündeydi. Aynı bir tanık bir şüpheliye baktığı cam gibi. Bir taraf görüyo bir taraf görmüyo. İbrahim arkadaşlarına dönüp kısık sesle artık operasyona başlayalım mı arkadaşlar. Dedi. Herkes yine kısık sesle başlayalım dedi. Sonra apartman kapısı açık kalmış. Tam girerken Sibel 1 dakika dedi ve sonra elimde bir sürü odun parçalarıyla geri döndü. İbrahim Sibel'e dönüp teşekkür etti. Tek başlarına anca silah kullanarak işi halledebileceklerini söyledi. O zanda ortalığın ayağa kalkacağını söyledi
Sonra da komserini operasyona başlayacağını bildirdi. Sonra apartmanın içine girdiler. 2 kat çıktıktan sonra bir kapıya doğru yöneldiler. İbrahim kapıyı çaldı. Hepsi bir yere saklandı. Kapı açıldıktan sonra adam hiç kimseyi göremeyince kapıyı kapatmaya çalıştı ama kapatamadı. Çünkü İbrahim ayağıyla kapının kapanmasına engel olmuştu. Adam birden korktu. Ne yapacağını şaşırdı. İbrahim de adamın bu halinden yararlanıp kafasına odun parçasıyla vurdu ve adamı yere yatırdı. Adamı bir kenara itmeye fırsat kalmadan bir adam daha odun parçasıyla vurdukları adam uzun süre gelmeyince merak edip geldi. Ama o da nasibini aldı. Bu sefer Selin'den. Sonra ikiadamı kenara ittiler ve içeri daldılar. İçerde herkese 1 adam düşüyordu ve adamlar da teker teker yere düşüyordu. Geriye balkonda otuan adamlar kaldı derken odunlardan ilk nasibini alan adam ayılmış. Bunu farkeden Mustafa hemen onun yanına gitti. Onu tekrar bayıltcaktı ki size patronumuzun kim olduğunu söylicem. Lütfen bayıltma beni dedi. Mustafa söyle bakalım. Seni dinliyorum
Dedi. Adam: Patronlarımız balkonda plan yapıyorlar
Dedi. Mustafa adamın kafasına tektat odunla vurarak bayılttı ve İbrahimlerin yanına gitti. İbrahimler de onu bekliyordu. Alt tarafı bayıltcaktın nerde kaldın dediler. O da bana patronlarının kim olduğuni söyliceni söyledi. O yüzden geciktim. Tekrar bayıltmayı da unutmadım tabi ki de. Patronları şu balkonda oturanlarmış. Plan yapıyorlarmış. Dedi. Sonra hepsi İbrahim'e şimdi ne yapıaz diye sorar gibi baktı. İbrahim de patronları adamlarından ayırmıcaz. Onları da bayıltıp arabaya atıcaz ordan da nezarethaneye. Ama bu kadar adam bir arabaya sığmaz. Selin komserden 1 tane daha araba ve 12 tane de kelepçe iste. Dedi. Selin hemen komsere isteklerini söyledi
Adresi de belirttikten sonra balkondaki adamları da bayıltmak için balkona çıktılar. Hemen hepsine bir iki odun parçası geldikten sonra hepsi bayılmış oldu. Araba da geldi. Selin hemen aşağı inip kelepçeleri aldı. Yukarı çıktığında odun parçasından ikinci nasibini alan adam ayılmış. Ayağa kalkmış hatta ve hatta silahını almış Selin'e doğrultmuştu. Selin birden neye uğradığını şaşırmıştı. Adam siz kiminle oynadığınızı bilmiyorsunuz. Bırak seni bütün ekibinizi tek başıma yenerim. Dedi. Sözünü bitirdikten sonra Mustafa o kadar emin olma diyerek tekrar kafasına vurfu
Selin Mustafa'ya: Mustafa çok teşekkür ederim hayatımı kurtardın dedi. Mistafa da yok canım. O kadar büyütülcek bir şey yok. Sen beni o haldeyken görsen aynısını yapmaz mısın? Diye sordu. Selin de yaparım dedi. Mustafa: O zaman büyütülcek bir şey yokmuş dedi ve adamları teker teker kelepçelemeye başladılar. Hepsi kelepçelndikten sonra ayıldı. Arıza çılarttılar. Ama bu onların arabaya taşınmasıma engel olamadı. Karakola götürüldü. Orda hepsinin teker teker ifadesi alındı. Ama işe yarar bir ifade yoktu. Mahkemeye çıkarıldılar. 20 yıl hapis cezası aldılar.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BİR POLİSİN BAŞINDAN GEÇEN OLAYLAR
AdventureSİZCE BİR POLİSİN BAŞINA EN KÖTÜ NE GELEBİLİR?