[Süleyman Çapar - Yakamoz]Arkasından öylece bakarken daha fazla bakmamın bana bir faydası olmayacağını bilerek içeri girdim. Kafamı karıştıran, sonu gelmeyen cümleleri beni çıkmaza sokuyordu. Atacağım adımın beni nereye götüreceğini bilmediğim için olduğum yerde sayıyor, onun bedenime yansıyan gölgesi ile yetiniyordum.
Bir sorun vardı. Bazen buz gibi soğuk bazen de güneşten bile sıcak bakışları tutarsızlığıyla kafamı karıştırıyordu.
Sepeti odanın kenarısına bırakıp yatağıma uzandım. Düşünmekten ağrıyan başımla gözlerimi kapatırken, gözlerimin önüne düşen bir çift göz içimi titretmeye yetti. Masmavi gözleri içerisinde boğulduğum okyanusun birebir aynısıydı. Ben onun okyanusuna aşık bir balıktım. Onun dalgaları arasında ölmeyi isteyecek kadar hayrandım.
"Ilgaz, bir balık olsaydım sever miydin beni?" Sorumla inci gibi dişlerini göstererek güldü. Onun gülüşü içimi ısıtırken kalbimin atışına engel olamıyordum. On yaşındaki küçük bir kızdan bunu duymak onu eğlendirmiş olmalı ki hala gülmesini bastıramıyordu.
Elbisemin çamur olan kısımlarına bakarak somurttum. Kollarımı göğsümde birleştirip, sana trip atmaya başlıyorum adlı duruşumu hazırlarken bunu fark etmiş olacak ki gülümsemesini bastırdı.
"Eğer büyüdüğünde okyanusuma aşık bir balık olmaya devam edersen, beni sevdiğin gibi ben de seni kocaman seveceğim ufaklık."
Bir çocuğu inandırmaya çalışan hareketleri ve kocaman derken açtığı kollarıyla ona inanmayı seçen çocuksu yanımla ben de kollarımı açtım.
"Aynı böyle, kocaman mı?" diye sordum hevesle. O da aynı hevesle salladı başını. Saçlarıma konan eli tutamları usulca okşarken bir ağabey gibiydi.
"Hep böyle masum kal, olur mu?" Sorudan çok gerçekleşmesini istediği bir istek gibiydi. Kollarımı kaldırdım, sarılmasını istercesine. Ve o gün bana kocaman sarıldı.
Geçmişin pencereleri aralanırken gözlerim kendisini teslim ettiği uykuyla usulca kapandı.
Ona söz verdiğim gibi, onu sevmeye devam ettim. Ama o bana verdiği sözü tutmadı. Yıllar geçse de aşkımın üzerinden, o beni hiç görmedi.
Beni hiç sevmedi...
......
Okuldan çıkıp mahalleye giden otobüse bindim. Bugün okul yorucu ve uzun geçmişti. Son senem olduğu için daha fazla ağırlık vermem gereken dersler, yüksek not almam gereken bir staj vardı. Yine de ağır geçen bu tempoya şükrettim. Benden daha kötü halde olan sınıf arkadaşlarım vardı. Kötünün iyisiydim yani.
İneceğim durağa yaklaştığımı fark ettiğimde kalkıp düğmeye bastım. Geçen saniyelerde otobüs durup kapılar açıldığı an indim aşağıya. Liseli öğrencilerin çıkış saatine denk geldiğimden dolayı otobüs oldukça kalabalıktı. Saatlerce yolda olduğumdan bunalmıştım. Kalabalık hiç çekilmiyordu. Bir an önce kendimi eve atmak istiyordum.
Sırtımda bir taş misali taşıdığım çanta ile ilerlerken marketten çıkan Seray ile adımlarım ona yetişmek adına hızlandı. O beni görmeden ilerlemeye devam ederken yanına yaklaşıp koluna girdim. Yerde gezinen bakışları korkuyla irileşirken beni görmesiyle derin bir nefes aldı. Onun korkusu gülümsetirken yanağına sulu bir öpücük bıraktım.
Yüzünü buruşturup avcuyla sildi öptüğüm yeri. "Kızım sana demiyor muyum beni şapur şupur öpme diye?"
Huysuzca omuz silktim banane dercesine. "Ne yapayım, benim de böyle öpmek hoşuma gidiyor."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAZAN VAKTİ
Ficción GeneralHepimizin yoğun çabalarla kat etmeye çalıştığı bir yol, şüphesiz her çıkmazda üzerine kapanan bir kapı vardı. Ben Hazan. Bana yuva olan mahallede tatmıştım tüm duygularımı. Aşkı da, nefreti de ve yarı yolda kalışımı da... Küçük bir kızken gönlüme bi...