3.Bölüm "Sessiz Başlangıç" (Düzenlendi.)

12.2K 519 139
                                    

[Yasir Miy - Nefes]

O günün üzerinden yaklaşık iki hafta geçmişti. İki haftadır beynimi yiyip bitiren düşünceler ile boğuşurken onsuzluğun yakıcı etkisiyle de savaşmaya çalışıyordum aynı zamanda.

Yoktu, gitmişti. Aramızda aşılmamış duvarlar, sesi kesilmiş hisler vardı. Kendimi çıkmazda kapana kısılmış gibi hissediyordum. Tek başıma kalıp aklımdaki düşüncelerle hayatıma devam ederken kızgın olsam dahi gelmesini bekliyordum.

Gelmesini ve aramızdaki adı konulmamış bu savaşa bir son vermesini istiyordum.

O gecenin sabahı okuluma gitmiş ödevlerimi teslim etmiştim. Niyetim tüm işlerimi halledip onunla rahat kafayla konuşmaktı. Ama öyle olmamıştı. Evlerine gidince annesi açmıştı kapıyı.

Severdim Fatma teyzeyi. Sevdiğim adamın annesiydi, nasıl sevmezdim ki? Bu zamana kadar ona karşı bir yanlış yapmamış aksine kendimi sevdirmeye çalışmıştım. Ama o bana, benim gibi yaklaşmamıştı hiçbir zaman. Mahalledeki herkese gösterdiği güler yüzü bir bana soğuktu sanki. Benimle konuşmaktan kaçınıyor, konuşurken ise bakışları ben hariç her yerde dolanıyordu. Sebebini hiçbir zaman sormamıştım. Bunun sebebi almaktan korktuğum cevaptı.

O gün Ilgaz'ı sorduğumda sabah erkenden şehir dışına gittiğini söylemişti. Ilgaz, mimardı. Büyük bir şirkette baş mimar olarak çalışıyordu. Ara sıra şehir dışına çıkıyor uzun süre dönmediği zamanlar oluyordu. Ama bu denk gelişin konuştuğumuz gecenin ardından gerçekleşmesi, aklımdaki farklı düşünceleri uyandırıyordu hiç şüphesiz.

Benden kaçıyordu. Konuşmak isteyen insan her şekilde ulaşmaya çalışırdı. Ama o bunu yapmamıştı. Gittiği günden beri yazmamıştı. O yazmadığı için ben de yazmamıştım. Onu bir şeylere zorluyormuş gibi hissediyordum ve bu his onunla konuşma isteğime engel oluyordu. Susacaktım ve o gelip benimle konuşana kadar asla konuşmayacaktım.

Bir açıklamaya, içimdeki yaraya için bir merheme ihtiyacım vardı. En azından bir bakış, bir bakış bile yeterdi bir şeyleri anlamama.

Gittiğini öğrendiğimden beri kaçındığım şeylerden birisi de onunla ilgili şeylerle karşılaşmak olmuştu. Geçtiği yerlerden geçmiyordum mesela. Onun samimi olduğu insanlarla konuşmaktan kaçınıyordum. Ama şansım ya, bundan da kaçamamıştım.

Birkaç gün önce geldiği günden beri mahallelinin dilinden düşmeyen kızı görmüştüm sonunda. Adı İmge'ydi. Hiç şüphesiz güzel bir kızdı. İnsanlara yaklaşımı sevecendi ve insanların onu kısa sürede bu denli sevmesinin sebebi de buydu belki de. Sapsarı saçları ve teninin beyazlığıyla güzelliğinden oldukça söz ettiriyordu. Ama hayır, onun güzelliğini kıskanmıyordum.

Benim kıskandığım ve içten içe hazmedemediğim şey sevdiğim adam ile adının anılması, yakıştırılmasıydı. Bir kez olsun bile bizim ismimiz başkalarının dilinde dolaşmamışken, geldiği günden itibaren İmge isminin konuşulmasını hazmedemiyordum.

"Dışarıya mı çıksak akşam?" Seray'ın sesiyle içine düştüğüm derin düşüncelerden sıyrıldım. Kafamın içindeki tüm kelimeler bir toz hüzmesi gibi yavaşça etrafta süzüldü. İçinde bulunduğum ana kendimi odakladığımda daha iyi hissetmeye başlamıştım.

Bünyem artık yokluğunu kaldırmıyordu.

Ve onu düşünmenin beni ilk defa yorduğunu hissediyordum. Onu sevmek beni yoruyordu. Ama onu severken yorulmayı da seviyordum.

"Olur da nereye gideceğiz? Bizimkiler izin verir mi ki?" diyerek sorularımı peş peşe sıraladım. Belki biraz hava almak veya değişik bir ortama girmek iyi gelebilirdi. Hem böylelikle düşüncelerden uzaklaşmış olur, kendimi dinlerdim.

HAZAN VAKTİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin