[ Duman - Yanıbaşımdan ]
Okunmaya göre verilen oy çok az. Oy vermeyi ve bölümü yorumlarda değerlendirmeyi unutmayın. İyi okumalar...
"Hazan! Koş kız. Yetiş kurtar beni bu kötü kalpli cadıdan." Kulağıma dolan bağırtı ile girdiğim geçmişin kapısını aralayıp çıktım. Böyle hızlı bir çıkışı beklemeyen zihnim bana şaşkınlıkla bakarken, bir yandan şaşkınlık ile bakan aynı zaman da annemdi. İkimiz de yaşanılan eski anıların etkisiyle dalmış, sessizleşmiştik.
Gelen bağırtı şüphesiz beni kendime getirmişti. Ayaklanıp pencereye doğru yürümeye başladım. Annem de arkamdan kalkmış, muhtemelen akşam yemeğini hazırlamak için mutfağa girmişti. Alışmıştı Ela'nın ele avuca sığmaz haline. Bu yüzden bağırışına tepki vermemiş ve olağan bir durummuş gibi davranmıştı.
'Kötü kalpli cadı' diye bahsettiği kişi Eda'ydı muhtemelen. İkisi öyle zıt karaktere sahiplerdi ki. Eda yaşına göre olgun ve sakin bir insanken Ela onun zıddıydı. Onları tek bir noktada birleştiren şeylerden biri ikiz olmaları ve bir diğeri ki bu en önemli husustu, dedikoduydu. Normalde kedi köpek gibi didişen bu kardeşler, dedikodu denilince can ciğer oluyorlardı adeta.
Ela hala bağırmaya devam ederken kafamı salladım 'bu kız iflah olmaz' dercesine. Susmayan dili başına bela oluyordu sürekli. Hem kim bilir ne yapmıştı da kızdırmıştı Eda'yı.
Daha yeni sildiğim, dokunmaya kıyamadığım camı özenle açarken, bir cama göz bebeğimmiş gibi davranmak resmen kafayı yediğimi gösteriyordu. Omzumu silktim, banane dercesine. Saatlerdir sildiğim camı sahiplenmem delilik olmamalıydı.
Öyle temizdi ki yansımamı görebiliyordum. Hem ben hissediyordum. O da beni seviyordu.
"Kızım ne oldu yine, deli danalar gibi bağırıyorsun?" Bezmiş bir halde sordum. Etrafta korkuyla gezinen gözleri sesimi duymasıyla bana doğru döndü. Cin görmüş gibi bakıyordu. Hayır yani Eda'dan kaçtığını anlamasam kesinlikle bu düşünceye inanabilirdim.
"Kız çırpı bacak, savur saçlarını aşağıya doğru. Sizin eve tırmanmam, Eda cadısından kurtulmam gerek." Ellerini uzattı bana doğru. "Acı bu aciz kula, rapunzel. Uzat sarı uzun saçlarını." Kahkahama engel olamadım. Attığı yavru köpek bakışları içimi ısıtırken, onun bu çocuksu halleri az önceki yorgunluğumu alıp götürmüştü.
"Saçlarımı annem daha yeni kesti güzelim. Rengi de bir hayli koyulaştı. Artık sarı olduğunu sanmıyorum." Ellerimle bana göre uzun ama onun tırmanacağı kadar uzun olmayan koyu saçlarımı gösterirken dudaklarımı büzdüm. Yüzünde oluşan dehşet dolu ifade daha çok gülümsememe sebep olurken annemin az önce bıraktığı terliği aldım elime.
"Ama istersen terlik var, anne terliği olanından. En etkili silahlardan biridir. Bununla kendini rahatlıkla koruyabilirsin." dedim aynı zamanda elimdeki minimum silaha eş değer olan terliği Ela'ya gösterirken.
Düşündü. Sanki bu fikir aklına yatmış gibi elleriyle bol tişörtünün kenarlarından tutup biraz havaya kaldırdı. Bu hali küçükken dut topladığımız zaman ağacı sallarken, kucağımıza düşsün diye ağacın altında duruşumuzu, tişörtlerimizin ucunu tutuşunu anımsattı.
"Ilgaz daha çok aç tişörtünü. Bütün dutlar yere düşüyor. Nasıl yiyeceğiz?" diye sordum. Seray da benim gibi düşünüyor olacak ki büzdü dudaklarını. Yalvarmıştık bize dut almaları için. Çünkü bizim gücümüz yetmiyordu toplamaya.
"Toplamaya çalışıyoruz işte ufaklık, görmüyor musun?" Bana laf yetiştirmeye çalışırken gözleri düşen dutlarda, elleri tişörtünün eteğindeydi. Düşen her bir duta doğru koşmasını ama yakalayamamanın verdiği hırsla sinirlenmesini gülerek izledim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAZAN VAKTİ
General FictionHepimizin yoğun çabalarla kat etmeye çalıştığı bir yol, şüphesiz her çıkmazda üzerine kapanan bir kapı vardı. Ben Hazan. Bana yuva olan mahallede tatmıştım tüm duygularımı. Aşkı da, nefreti de ve yarı yolda kalışımı da... Küçük bir kızken gönlüme bi...