BU BÖLÜME 60 BEĞENİ BEKLİYORUM. HADİ BAKALIM.
SINIR 60 OY
İYİ OKUMALAR..
[Emre Aydın- Hoşçakal]
Az önce geleceğimizin için adımlar atacağını söyleyen adam, geleceğimizi parmaklarımın arasından tuttuğumdan habersizdi...
Bakışlarımı avcumun arasında duran alyans kutusundan çektim. Gözlerim kahve almak için giden sevdiğim adamı ararken, elinde iki kutu bardak ile arabaya ilerlediğini gördüm. Şuan ne yapacağımı bilemeyecek kadar şaşkın, kendime itiraf edemeyeceğim kadar mutlulukla doluydum.
"Evleneceğim seninle Ilgaz" diye bağıran küçük kız çocuğunun sesi çınladı kulağımda. Küçük kız geçmişten geleceğe doğru bağırırken, istediği şeyi avuçlarımın arasında olduğunu biliyordu. Bu yüzdendi sesindeki tatlı heyecan. Sevdiği erkek çocuğunun, ona verdiği evlilik sözünü tutacağını anlamıştı. Hayalleri gerçek oluyordu.
Kutuyu kapatıp aldığım yere geri koydum. Ilgaz bir şey demeden bildiğimi belli etmeyecektim. Sabırla bekleyecek, sonunda istediği 'evet' cevabını ona verecektim. İçimde yükselen umut parçaları beni heyecanlandırıyordu. Belki hızlı olmuştu bu yaşananlar ama ben bunları yıllardır bekliyordum. Yıllardır başımı yastığa Ilgaz için koyuyor, bir gün onunla aynı yatakta uyanma düşüncesiyle kapatıyordum her defasında gözlerimi.
Sessiz iç çekişlerimin arasına kondurduğum minik tebessümle, geleceğin hayali gözlerimin önünde belirmişti. Ilgaz ile evliydik. İkimizin bir olduğu bir yuva, o yuvayı neşeli sesleriyle dolduran minik bebeklerimiz vardı. Mutluluğun eksik olmadığı hayatımızda üzüntüye de yer yoktu aynı zamanda. Gökyüzü nasıl maviyse, umutlarım ve hayallerim de bir o kadar beyazdı. Sevgim kadar temiz, sevdiğim adam kadar güzeldi.
Açılan kapı ve arabanın içine yerleşen bedenle içine daldığım düşüncelerden hızla sıyrıldım. Bakışlarım önce bana kahve bardağını uzatan ele, sonra ise sevdiğim adamın gözlerine kaydı. Gözlerimin dolu dolu olduğunu hissedebiliyordum. İçimde coşup duran hislerin dışa vurumuydu gözlerime dolan okyanuslar. Evet desem hiç durmadan akacak, yanımda duran bu adamı da sularında boğacaktı. Onun okyanus benim kara parçası olduğum bu aşkta, şimdi yer değiştirmiştik sanırım.
Gözlerimin doluluğunu fark eden Ilgaz'ın kaşları anlamsızlıkla çatıldı. Gideli yaklaşık on dakika olmasına rağmen, bu süre zarfında beni ağlatacak ne olmuş olmalı diye düşünüyor ve merak ediyor olmalıydı. Burnumu çektim. Çıkan ses yüzümü buruşturmama sebep olurken, şu an onun dalga geçtiği küçük bir çocuk gibi göründüğümün farkındaydım.
Dışardan dik başlı, genç bir kız olarak görünsem de sol yanımda hep küçük bir kız çocuğu yatardı. Sevgimle büyüdüğü kadar, acımla küçülürdü. Dur noktası yoktu asla. Yaşadığım tüm hislerle ayakta tutardım onu.
Ama şimdi çöktüğünü hissedebiliyordum. Bu çöküş acıdan değil, heyecandandı hiç şüphesiz. Daha çok büyümek, daha çok güçlenmek için bekliyordu.
"Hazan'ım." dedi Ilgaz, sesine serpiştirilmiş endişe kırıntılarıyla. Benim bu suskunluğumun onu korkuttuğunu görebiliyordum. "Niye doldurdun bakmaya doyamadığım gözlerini? Bir şey mi oldu?" diye sordu. Elindeki bardakları düşmeyecek şekilde kenara bırakmış, avuçları yanaklarımı bulmuştu. Şimdi dosdoğru birbirimize bakıyorduk. Benden bir cevap beklediğini bas bas bağırıyordu.
"Telefonunun ekranında fotoğrafımı gördüm." dedim mırıltıyla. Bir gerçeği söylerken, bir diğer gerçeği de saklamıştım. O gerçeği Ilgaz bana kendisi söylemeliydi. Bunu bozmak istemiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAZAN VAKTİ
General FictionHepimizin yoğun çabalarla kat etmeye çalıştığı bir yol, şüphesiz her çıkmazda üzerine kapanan bir kapı vardı. Ben Hazan. Bana yuva olan mahallede tatmıştım tüm duygularımı. Aşkı da, nefreti de ve yarı yolda kalışımı da... Küçük bir kızken gönlüme bi...