Yeni Hayata İlk Adım

29 2 0
                                    

Sonraki birkaç günde pijamaların içinde resimleri incelemekle geçirmiştim vaktimi. Yarı zamanlı olarak gittiğim iş yerini arayıp grip olduğum yalanını ortaya attıktan sonra haftanın geri kalanını da izinli olarak geçirecektim. Bu iyi bir şeydi. Çünkü anca kendime gelebilir ve işime odaklanabilirdim. Maddi olarak bu izni karşılayamayacağımı biliyordum ama resimlerimi bitirip galeriye göndermem gerekiyordu. Zaten şu anda da onlardan başka kimse iyi bir arkadaşlık kuramazdı benimle.


Bugünkü 3. kahvemi hazırladıktan sonra herhangi bir mesaj var mı diye telefonu kontrol ettim. Halbuki sessizde değildi. Bir mesaj yada çağrı gelse rahatlıkla duyabilirdim. Emre beni terk ettikten sonra ne bir mesaj yollamıştı nede aramıştı. Bir insan 4 yıldır beraber olduğu bir kişiyi nasıl bir anda bu kadar kolay unutabilirdi ? Düşündükçe çileden çıkıyordum ve hala bunu kabullenememiştim. Olaylara bakıldığında küçük dairemde ölmeyi bekleyebilirdim yada kabuğumdan çıkıp onsuz da hayatta olabileceğimi ona kanıtlayabilirdim. Yapabilirdim belki ama kararsızdım.


Birkaç dakika sonra kabuğumda çıkıp ona en lanet günlerini yaşatmaya karar vermiştim. Kendimi henüz ölmeye hazır hissetmiyordum daha yapacak onca şeyim vardı.


Uzun süredir temizlemek için el atmadığım dairemi bir saatin sonunda hızlıca temizledim. Bu kadar batmasına izin verdiğim için kendimden utanıyordum. Bir çöp torbası aldıktan sonra ona ait bana hatırlatan ne varsa toplayıp çöp torbasıyla birlikte kapının önüne bırakmıştım. Temizliği bitirdiğimde evin çoğunluğu boş kalmıştı. Anlaşılıyordu ki bu evin her yerini dolduran tek kişi Emre'ydi. Ama dallamanın ve beni zor anımda bırakıp giden piçin biriydi.


Sonunda duş alıp banyo aynasının önünde durdum. Elimin tersiyle aynada oluşan buğuyu silip yüzümü incelemeye başladım. Günlerdir ilk defa kendime bu kadar dikkatli bakıyordum. Emre'nin ona her zaman denizi hatırlattığını söylediği gözlerim yorgunluktan ve ağlamaktan şişmiş ve harap görünüyordu. Uzun sarı saçımı taradım ve saç köpüğü sürüp kurumasını bekledim. Depresyonda olduğumu ve haftalardır evden çıkmadığımı gizlemek için hafif bir makyaj yaptım. En sevdiğim koyu renk kont pantolonumu giyerken bazı bölgelerde bollukların olduğunu farkettim. En sevdiğim pembe tişörtümü bulmak için dolapları biraz karıştırmam gerekmişti. Hazır olduğumda derin bir nefes alıp taksiyi çağırdım. Dünyaya koca bir adım atıp yeni hayatımı yaşamanın zamanı gelmişti.


Kapıdan çıkarken Ahmet amca sarıl taksisini apartmanın önündeki kaldırıma park ediyordu. Üç resmimi taşımakta zorlandığımı görünce bana yardımcı olmak için arabadan çıktı.


-''Merhaba Başak kızım. İzin ver yardımcı olayım.''


-''Merhaba Ahmet amca, teşekkür ederim.'' diyerek bir gülümseme yolladım.


Ahmet amca en sevdiğim taksi şoförüydü ve onu Eskişehir'e taşındığımdan beri tanıyordum. Taksi çağırdığımda her zaman Ahmet amcayı isterim, bazen müsait olsa da bazen olamayabiliyordu. Ahmet amca 1.80 boyuyla yapılı bir insandı. Genç erkeklere taş çıkarabilecek bir vücuda sahipti. Siyah saçlarını her zaman arkaya atardı. Çocukları ve eşini sorduğumda her zaman gözlerinde bir parıltı belirirdi. Tam bir aile babasıydı. Aynı zamanda Emre'yle Eskişehir'e ilk geldiğimizde bizi arabasına alan gene Ahmet amca olmuştu. Ahmet amca resimlerimi arkaya koyduğunda bende ön tarafa oturmuştum onlara bir zarar gelmemesi adına.


-''Emre nasıl Başak kızım ?''


-''Bir hafta kadar önce Emre taşındı.'' İç geçirdim. Yüzündeki ifade sempatikti.


-''Üzüldüm Başak sen iyi misin ?''


-''İdare ediyorum. Geçen hafta kötü haldeydim ama şimdi uyum sağlamaya başladım.'' Gerçekten yapabiliyor muydum yoksa iyi mi rol oynuyordum ?


Sanat galerisinin önüne geldiğimizde durdu ve resimler, taksiden çıkartmamda yardımcı oldu. Parasını ödedikten sonra yardımı için teşekkür ettim.


-''Herhangi bir şeye ihtiyacın olursa beni arayabilirsin Başak kızım.'' dedi beni işaret ederek. Sonra taksisine binip yavaşça oradan uzaklaştı.


Zeynep beni sanat galerisinin camından görmüştü ve yardım etmeye yanıma geldi. Galeri sahibi Ömür Bey'i arayarak burada olduğumu haber verdi. Adam ofisinden çıkarak beni iki yanağımdan öperek ve sarılarak karşıladı.


-''Elinde neler var görelim bakalım Başak.'' dedi resimleri elimden alıp duvarlardaki çivilerden birine sabitlerken.


Deneme amaçlı olarak galerisine üç resmimi asması için anlaşmıştık. Resimlerden biri, bulutlarla kaplı ay ışığında dans eden bir adam ve kadının romantizmi konu ediniyordu. İkinci resim ise, etrafı çiçeklerle kaplı bahçede bir fıskiyeyi gösteriyordu. Üçüncü resimde ise beyazlar içinde oturan bir çocuk ve onu gökyüzünden izleyen iki melek resmedilmişti. Üç resimde de hayatımdaki olaylarla ilgili şeyler anlatılmaktayddı.


-''Vay be Başak. Bunlar muhteşem! Satmakta sıkıntı çekmeyeceğime eminim.'' derken Ömür gülümsedi.


Biraz çekiniyordum çünkü yaptığım işleri ilk defa dünyaya gösterecektim. Beni boş duran duvara yönlendirdi.


-''Resimlerin burada sergilenecek. Bir tanesi veya hepsi satılır satılmaz seni arayacağım.''


Ona teşekkür ettim ve adam uzaklaşır uzaklaşmaz Zeynep yukarı aşağı zıplamaya ve ellerini çırpmaya başlamıştı.


-''Hadi bu gece dışarı çıkıp kutlayalım.'' diye bağırdı.


Dışarı çıkmak aklımdaki son şeydi. Yalnız kızlar gecesi için kendimi hazır hissetmiyordum ama Zeynep ısrarcıydı ve karşısında pekte şansımın olmadığını biliyordum. O yüzden tereddüt ederek teklifini kabul ettim.


Galeriden çıktıktan sonra caddeden aşağı doru yürüdüm. Çalan telefonumu bulmak için çantamı karıştırdım. elime alıp şu sıralar sıklıkla gördüğüm numarayla karşılaştım. Reddet tuşuna dokunduktan sonra evime kadar olan yolu yürümeye karar verdim. Yeni sesli mesajımın olduğuna dair bildirimin gelmesi çokta uzun sürmedi. Eve varana kadar yorgun düşmüştüm. anahtarlarımı ve çantamı kapının arkasındaki masaya fırlattıktan sonra ekranımda uyarısı olan sinir bozucu mesajı dinledim.


-''Merhaba Başak, ben doktor Sinan. Son ziyaretinin üstünden haftalar geçti ve sen iki randevunu birden iptal ettin. Hala beni görmeye geleceğinden emin olmak istiyorum. Bunun hakkında konuşmamız çok önemli. Sana yardım edebilirim Başak. Lütfen en kısa zamanda randevu almak için ofisimi ara.'' gözlerimi devirip başımı iki yana sallayarak sil butonuna bastım.


Yatak odama girdikten sonra eve yürümenin verdiği yorgunluğu biraz uzanarak gidermeye karar verdim. Telefon sesine uyandığımda neredeyse 1 saattir uyuyordum.

BİR ÇAPKINA VURULDUMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin