Kim, 26 Kasım
"Amirim anlamıyorsunuz! Gerçekten çok yaklaştım bu sefer emini-" esmer adamın sesi, karşısındaki kıdemlisinin sert çıkışıyla bastırılmıştı."Kim Taehyung, aylardır takılmış plak gibi aynı sözleri sarfediyorsun ama ne hareketlerin ne de sözlerin spekülasyondan başka bir şey değil. Bak evlat, bu kurumun senin saçma fantezilerine ayıracak ne vakti var ne de kaynağı beni anlıyor musun?"
Genç olan inatla diretiyordu. "Amirim inanın bu sefer gerçekten başarmak üzereyim, romanlarda geçen mekanların Seoul'de cesetlerin bulunduğu lokasyonlarla bir bağlantısı var! Sadece biraz daha zama-" Yaşlı adam ellerini sertçe masaya vurdu ve daha fazla dayanamıyormuşcasına bir ifadeyle, tıslayarak konuştu.
"Dosya delil ve tanık yetersizliğinden kapanmıştır."
Söylediklerinin karşısındakinin zihnine kazınmasından emin olmak istercesine tekrarladı. " 'Femme Fatale' dosyası, delil ve tanık yetersizliğinden kapanmıştır." Lafını bitirince kenardaki raflardan bir dosya alıp zoraki bir gülümsemeyle beraber Taehyung'un ellerine tutuşturdu.
"Belki de bu devletine ve halkına hizmet eden bir polis memuru olmanız için iyi bir fırsattır bay Kim, hm ne dersiniz?"
Genç adam gergin bir şekilde dosyayı karıştırmaya başladı. Bunlar trafik cezalarıydı."Akşam 6.30'a kadar Seoul merkezde yüz ceza kesebilirsiniz diye düşünüyorum." Sahte bir gülümsemeyle ekledi. "Acele edin, görev beklemez."
°°°
"Ve yüz." Taehyung elindeki ceza kağıdını park süresini doldurmuş olan arabanın sileceklerine sıkıştırırken saati kontrol etti. "5.12" Derin bir nefes aldı, işini erkenden bitirmişti. Yakasındaki trafik polisi yazan broşu çekiştiriken karşı kaldırımdaki beyaz polis arabasına ilerliyordu.
Canı hâlâ sabahki olaydan dolayı sıkkındı. Sürücü koltuğuna geçip dikiz aynadan saçlarını düzeltmeye çalıştı. İşinin getirdiği stresle beraber kumral saçlarının arasına düşen bir iki tutam beyaz saç kendini belli ediyordu. Bir sigara yakarak koltukta uzandı.
Narsist bunak ne anlardı ki? Bir aydır ne kadar sıkı çalıştığını görmüyor muydu sanki? "Kaynak yokmuş eleman yokmuş, sikerler senin kaynağını." Sigarasının küllerini camdan atarak torpitoya uzandı. Gece gündüz demeden çalışarak hazırladığı dosyaya uzun uzun bakıyordu. Parçaları birleştirmesine bu kadar az kalmışken, emeklerinin karşılığını böyle alması gerçekten dayanılmazdı.
Yarım kalan sigarasını camdan fırlatıp gaza bastı, birkaç dakika uzaklıktaki bir kahve dükkanın önüne gelince de durdu.
İçeri girdiğinde karşı kaldırımda duran sanat fakültesindeki yoğunluk dikkatini çekmişti, Kasadaki baristaya doğru eğilerek sordu. "Orada ne oluyor?"
Barista, karşısındaki tanıdık simaya gülümseyerek cevap verdi. "Yanlış hatırlamıyorsam bugün fakültenin sanat sergisi var, her zamankinden mi alırdınız bay Kim?" Taehyung onaylar bir şekilde kafasını sallarken ödeme yapmak için mantosunun cebine uzandı. Gözleri kısa bir süreliğine siyah cüzdanın kenarında duran vesikalığa ilişti sonrasında hızlıca kahvenin parasını verip dükkandan çıktı.Tembel adımlarla serginin girişine ulaştığında yüzünde engelleyemediği içten bir gülümseme vardı. İşlerinin yoğunluğundan dolayı en son böyle bir şeye ne zaman vakit ayırmıştı hatırlamıyordu bile.
İçeride baş döndürücü bir atmosfer vardı. Rengarenk tablolar, çeşitli heykeller, gravürler ve seramikler... Hepsi öğrenciler tarafından özenle hazırlanmıştı.
Taehyung sakince içeride geziniyor, en ufak bir eseri dahi dakikalarca inceliyor, kolay kolay yanlarından ayrılmak istemiyordu.
Büyük salonun çıkış kapısına doğru ilerlerken bir anlığına da olsa kahverengi saçlı, uzun boylu genç bir adamla göz göze gelmişti. İkisi de birbirlerine dikkatlice bakmış sonrasında kahverengi saçlı genç gülümseyerek kafasını çevirmişti. Taehyung gözlerini ayırdığı an adam kalabalıkta kaybolmuştu.
Genç oğlanın biraz önce durduğu yerde kırmızı tül perdelerle bir çember oluşturulmuştu, tıpkı bir tiyatro sahnesine benziyordu. Çemberin ortasında bulunan beyaz heykeller, kırmızı tülle bir kontrast oluşturuyor bu da oldukça dikkat çekici bir görüntü oluşmasını sağlıyordu. Esmer adam 'sahneyi' ayrıntılı incelemek için yaklaştığında bu beyaz figürlerin dans eden çiftler olduğunu fark etmişti.
Hepsi ustaca oyulmuş olan bu heykellerin en dikkat çekici yanı bütün adamların partnerlerinin aynı kadın olmasıydı.
İstisnasız her eserde kadının yüzünde şeytani denilebilecek bir ifade vardı. Belki de hepsi aynı kadın tarafından işletişmiş bir grup arkadaşın çalışmasıdır diye geçirdi içinden Tae.
Dalgın adımlarla heykellerle döşenmiş koridorun sonuna doğru ilerlerken son gördüğü figürle vücudu kaskatı kesilmişti.
Karşısında duran, beş sene önce öldürülmüş abisinin bedeniydi.
Yüzündeki dehşete düşmüş ifade, yerlerinden oyulmuş gözleri, boynundaki tırnak izleri ve göğsündeki derin yara. Hepsi beş sene önce abisinin cesedi bir göl kenarında bulunduğu zamankiyle aynıydı.
Titreyen vücuduna aldırış etmeden heykelin yanına ilerledi.
"La Saint Valentin Gecesi."
Taehyung bir süre olduğu yerde düşündü. Bu hayalet yazarın ilk kitabındaki final bölümünün adıydı.
Abisinin ölümünden kısa bir süre sonra yayınlanan ilk kitap.
Hafif yalpalayan adımlarla, şokun etkisiyle titreyen vücuduna aldırmadan diğer heykelleri de kontrol etti. Bütün eserler gerçekten de kitapların çeşitli bölümleriyle aynı isime sahipti.
Taehyung'un titremesi gittikçe şiddetlenmişti, soğuk soğuk terliyor, başı deli gibi dönüyordu. Etrafındaki sesleri seçemeyecek hale gelmişti. Eli iç güdüsel olarak silahına uzansada yumruklarını sıkıyor, saçmalamaması gerektiğine dair şeyler sayıklıyordu. Daha fazla orada duramazdı, yaşanabilecek şeylerden emin olamıyordu.
İnsanlara sertçe çarparak sergiden koşar adım ayrıldı. Kendini zar zor arabasına attığında yaşlarla dolu gözleri her şeyi puslu görüyordu.
Saçlarını sertçe çekerek titrediği birkaç dakikanın ardından kendine geldiğinde birisinin kulakları sağır edecek bir biçimde çığlık attığını duydu.
Bu kendi sesiydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
femme fatale,, taekook
FanfictionJeon Jungkook, dünyaca ünlü bir hayalet polisiye yazarıdır. Kitapları her zaman kalpleri zehirle dolu kadınlardan ve onların işlediği kusursuz cinayetlerden oluşur. Cinayetlerin kitaplarda işleniş şekli o kadar ikna edici ve ayrıntılıdır ki çoğu h...