Milena yatağında yatıyor ve kalp çarpıntısının düzene girmesini beklerken gözlerini tavandan ayıramıyordu. İçinde ilk kez isyan duygusu uyanan bu kız, babasının şirketi uğruna onu bir mal gibi satmasını düşünmeden edemiyordu. Kulaklarında o kelime yankılanıyordu; tamam.
Sinirle kafasının altındaki yastıkları yere fırlattı ve başını doğrudan yatağa koydu. "Saçmalık," diye fısıldadı. "Kimse benim ne istediğimi sormadı. Söyleme nezaketinde bile bulunmadılar."
Kafası o kadar karışıktı ki uyuyamıyordu. Bu saatlerde uyuyamasa bile gözlerini dinlendirmek için yataktan ayrılmaması gerekiyordu fakat ilk kez bunu dinlemeyerek sabahlığını giyindi ve aşağı indi. Annesi ve babası henüz yatmamışlardı.
"Bu ne böyle Milena?" Efruz sinirle ona bakıyordu. "Neden yatakta değilsin?"
"Uyuyamadım."
"Ne önemi var? Ne dediğimi_"
"Bana ne zaman söyleyecektiniz? Evleneceğim gün mü?"
"Bunu da nereden biliyorsun?" Gözlerinde beliren büyük asabiyet diline doğru yola çıktı. "Bizi mi dinledin?"
"Baba." Gözleri yaşlarla dolu Milena koşarak babasının dizinin dibine yer etti ve elini dizlerine koydu. "Onunla evlenmek istemiyorum."
"Bana karşı mı geliyorsun?" dedi Barbaros sert bir sesle. "Evlenmezsen ne olacağını düşünemiyor musun sen? Şu eve bak, elimizden alırlar. Şirketimizi alırlar, beş parasız kalırız. Ablanın düğünü iptal olur, hayatımız biter Milena. Olanların ciddiyetine var."
"Burada neden ben kurban oluyorum?"
"Sen kurban değilsin, acınmayı bırak. Çok varlıklılar, şanslısın."
"Şanslı mıyım?" Milena sinirle ayağı kalktı ve ilk kez sesini yükseltti. Bağırabildiğine bile şaşırmıştı. "Evlenmeyeceğim!"
"Milena!" dedi annesi sinirle.
"Ne oluyor?" diye aşağı indi Hazan. Uykulu gözlerini ovuşturuyordu.
"Evlenmeyeceğim! O adamla evlenmem."
Barbaros sinirle ayağı kalktı ve kızına okkalı bir tokat patlattı. "Evleneceksin, sözümü sakın tekrarlatma Milena. Seni yetiştirdik, eğitimli bir hanım efendi yaptık, bize olan borcunu bu saygısızlıklarınla mı ödeyeceksin? Bu ne hakaret!"
"Evlenmek mi?" dedi şaşkınlığını koruyamayan Hazan.
Yanağını tutan Milena, yanaklarına süzülen yaşları da alarak apar topar odasına koştu. Yatağına yatarak hüngür hüngür ağlarken kısa bir sürede kapısı yeniden açıldı. Annesi gelmişti, ona bir buz torbası uzattı.
"Bunu yanağına tut, şişmesine engel olur." Yerdeki yastıkları da alarak yeniden yatağa koydu.
"Beni değil de yanağımın şişmesini mi düşünüyorsun anne?" dedi titrek sesli zavallı Milena.
"Bizi düşün biraz kızım, iflas ettiğimizde ne yapacağız? Kimse suratımıza bile bakmaz, biraz acı bize." Dışarı çıktı.
Milena omuzlarında büyük bir sorumluluk hissetti. Tüm ailesinin yükü şuan onun üzerindeydi. Ne büyük talihsizlikti bu böyle...
Ertesi sabah Milena, aşağı indiğinde annesinin telefon konuşmasına tanık olmuştu. "Tamam, nişan elbiselerini buraya yollayın. Biz aralarından birini seçeriz."
"Nişan mı?"
"Sana da günaydın," dedi telefonu kapayan annesi.
"Ne nişanı?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZORAKİ EVLİLİK +18
Teen FictionBaskıcı bir ailede yaşayan Milena zorla evlendirildiğinde kaçacak bir yeri olmadığını düşünür. Evlendiği adam çok kıskanç ve sahiplenici biridir. Fakat asıl kahramanıyla tanışınca her şey alt üst olacaktır.