Melina eve uyum sağlamakta epey zorlanıyordu. Artık kurallar olmamasına rağmen sanki bir yerlerden annesi çıkıp ona kızacakmış gibi hissediyordu. Çocukluğundan itibaren düzenli, tertipli ve kontrol altında büyümüştü. Ders çalışırken bile hangi dersten başlayacağı konusunda annesine danışırdı. Onun terbiyeli ve düzgün bir kız olduğuna inanan annesi aslında kızının cesaretsiz, özgüvensiz ve korkak biri olmasına yol açtığından bir haber onunla gururlanıyordu. Melina'nın ruhu epey yaralıydı, telefondaki o ismi görünce bile paniklemişti çünkü ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Fakat Milena bir şeyin farkına varamamıştı, kendisini keşfetmesine izin verilmemişti çünkü. O ismi görmesiyle paniklemesinin anlamsız olduğu çok açıktı, herhangi bir işle alakalı olabilirdi. Milena bunca kural arasında özgüvensiz olarak yetiştiği için asıl güvenemediği kişi kendisiydi. Aynaya baktığında oldukça çirkin birini görüyordu. Bahsettiği dış güzellik değildi, aptal olduğuna inanıyordu. Asıl korktuğu şey kendisiydi. Aldatılsa bile bunun kendi hatası olduğunu düşünecek kadar aptaldı hem de...
"Nereye daldın bakalım?" Aysun hanım büyük bir merakla bakıyordu ona. Bir kusur, bir fırsat arar gibiydi. Melina kayınvalidesini ancak yeni tanıyordu. Daha ilk günden evlerine kahve içmeye gelecek kadar görgüsüz olacaklarını düşünüyordu. Tıpkı kocasının ilk günü işe gitmesi gibi...
"Deniz çok güzel görünüyor," dedi yalnızca.
"Gecenin yorgunluğunu atamamış gibisin," dedi Göksel gülerek. Ne büyük densizlik bu böyle... Milena yalnızca gülümsemekle yetindi.
"Emre'nin sevip sevmediği yiyecekleri ayarlayıp aşçıya ona göre bir menü verdim," dedi Aysun kahvesinden bir yudum almadan hemen önce. "Ayrıca birkaç buket çiçek sipariş ettim, evdeki boş vazolara koymak şık görünecektir. Ha bir de, bir bahçıvan aldım işe. Bahçenin kontrol altında tutulması gerekiyor. Bizim bahçıvanın tavsiye ettiği biri, bahçemizi görüyorsun ki için rahat olmalı."
Milena huzursuz bir şekilde kımıldandı, böyle yapılırsa onun evi olduğunu nasıl hissedecekti ki? Sanki burada misafirmiş gibiydi, evin hanımı olarak göremiyordu kendini.
"Bir hoca bulmalıyım, ders çalışmak için." Madem her işi sen yapıyorsun, bunu da sen yap demeye getirmişti Milena.
"Acelesi yok canım."
"Buketlerin var ama," dedi gizli bir asabiyetle. Kayınvalidesinin tek kaşı kalkınca gülümsedi. "Şaka ediyorum anneciğim, yine de acele etsek iyi olur. Sınava şurada ne kaldı ki?"
"Neyse, ilk günden seni meşgul etmeyelim. Kocan için hazırlanmak istersin," dedi onu tepeden tırnağa süzerek. "Kalkalım Göksel."
"Kahve için teşekkürler."
"Afiyet olsun."
Onlar kalktılar ve Melina içeri gidip doğrudan giyinme odasına gitti. Kıyafetinin nesi kötüydü ki? Yine de krem rengi diz altı bir elbise giyindi ve boynuna inci kolye taktı. Saçlarını sıkı bir topuz yapıp mokasenlerini ayağına geçirdi. Annesinin onu giyindirdiği gibi görünüyordu. Onca kurala rağmen şimdiden onları özlemişti.
Kapısı çalındı. "Gel."
"Hanımım, bahçıvan geldi. Görmek istersiniz diye düşündüm, kapıda bekliyor."
Hizmetliye doğru döndü. "Sence nasıl görünüyorum?"
Hizmetli, onun fikri sorulduğu için epey şaşkındı. Bir süre afallayarak kekeledikten sonra nihayet cevap verebildi. "Çok asil görünüyorsunuz."
Milena bu soru cevaptan sonra çok mutlu olmuştu ama bir şeyi atlıyordu. Dedim ya, kendini keşfedememişti. Anne babasının kanatlarının altından kafasını bile çıkartmadan yetiştiği için her zaman birinin onayını bekliyordu. Kendi kendine kararlar veremiyordu. Bunu anlayamadan odasından çıkıp aşağı indi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZORAKİ EVLİLİK +18
Novela JuvenilBaskıcı bir ailede yaşayan Milena zorla evlendirildiğinde kaçacak bir yeri olmadığını düşünür. Evlendiği adam çok kıskanç ve sahiplenici biridir. Fakat asıl kahramanıyla tanışınca her şey alt üst olacaktır.