Zavallı Milena gözünü açar açmaz görmek isteyeceği en son kişiyi, Emre'yi gördü. Gözlerinde biraz sinir, biraz korku vardı. Milena'da uyanır uyanmaz yeniden sinirlenmişti. Elini, elinden hışımla çekti ve doğruldu.
"Nereye?" dedi Emre endişeyle.
"Bunları hak edecek ne yaptım onu düşünüyorum. Ne zamandır birliktesiniz?"
"Sana söyledim..."
"İnkar etme artık, ne zamandır berabersiniz? Evlenirken neden bitirmedin bu ilişkiyi?" Emre biraz geveledi, ne söyleyeceğini bilemedi ve Milena acıyla gülümseyerek kalktı. Neden onunla evlenmek istediği açıktı, bu adam asla tatmin olmayan bir sapıktı.
Hemen yatağın altındaki bavulu çekti ve dolabını açtı. Emre hızla bavulu yere fırlattı. "Bir yere gidemezsin."
"Benim yerime metresini koyarsın, fena mı?" Bavulu yeniden almaya çalıştı ama Emre engel oldu.
"Sen beni daha tanımamışsın Melina." Sinirle balkona doğru gitti ve bavulu bahçeye fırlattı. "Bitti, ondan ayrılacağım. Sen de bir yere gitmeyeceksin."
"Ne fark eder? Beni aldattın sen, bu saatten sonra ondan ayrılsan bile ne değişecek? Madem öyle ben de eşyasız giderim." Melina dışarı çıkacaktı ki Emre sinirle kollarından tutup onu duvara yapıştırdı. Burnunun dibine girip gözlerinin içine baktı.
"Sana bir yere gidemeyeceğini söyledim." Onu yatağa fırlattı ve dışarı çıkıp kapıyı kilitledi.
Melina şok içinde telefonunu aradı, yatağa bırakmıştı ama yoktu. Onu da almış olmalıydı. Kapıyı aç diye bağırmadı, bir şeyin değişmeyeceğini biliyordu. Onun yerine ne yapabileceğini düşündü, balkon çok yüksekti ve oradan atlaması mümkün değildi. Onun yerine Ekin'e seslendi. Zaten seslerden dolayı oradaydı.
"Beni burada zorla tutuyor, polisi ara!" diye bağırdı Melina.
"Ekin," dedi Emre'nin sinirli sesi. "Sesini çıkarttığın anda hayatını karartırım. Küçük bir kız kardeşin vardı değil mi?"
Ekin bir Emre'ye bir Melina'ya baktı, çaresizdi. Melina ise bu tehditten sonra daha fazla Ekin'in üzerine gitmek istemedi ve içeri girdi. Bir süre ne yapabileceğini düşündü, bir karara varamayınca yeniden balkona çıktı. Bu kez manzara enteresandı, her yerde korumalar vardı. Tamamen kapana kısılmıştı.
Yatağına uzandı ve gözlerini kapadı. Kabustan uyanmak istiyordu.
Ertesi sabah uyandığında Emre kapıyı açıyordu. Anahtar sesini duyar duymaz fırlayan Milena, Emre'nin elindeki tepsiyi gördüğünde sinirlendi. Buradan çıkamayacağını anlamıştı. "Ömür boyu beni burada tutamazsın."
"Bu demek oluyor ki beni terk etmeye kararlısın."
"Elbette!" dedi sinirle.
Emre daha fazla konuşmadı, tepsiyi kenara koydu ve çıktı. Milena hiçbir şey yiyemeyecek kadar iştahsızdı. Öylece yatıp balkondan görünen denizi izliyordu. Kapı bir kez daha açıldı, bu kez gelen kayınvalidesi Aysun'du. Milena kurtulacağını düşünerek hevesle doğruldu.
"Neler olmuş burada böyle? Hiçbir şey yememişsin," dedi Aysun.
"Beni aldatıyor," dedi Milena. "Ve buraya kapattı."
"Onunla konuştum, bu ilişki bitecek. Sen de ne uzattın ama değil mi? Herkes hata yapar, kocanı affet sen de. Fazla naza gerek yok, benim oğlum çabuk sıkılır."
"Sen ne diyorsun? Gitmek istiyorum buradan. Ailemin haberi olsa kim bilir neler olur!"
"Öyle mi?" dedi Aysun gülerek. "Efruz, bir bakar mısın canım dünürüm?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZORAKİ EVLİLİK +18
Teen FictionBaskıcı bir ailede yaşayan Milena zorla evlendirildiğinde kaçacak bir yeri olmadığını düşünür. Evlendiği adam çok kıskanç ve sahiplenici biridir. Fakat asıl kahramanıyla tanışınca her şey alt üst olacaktır.