14✨ Son Akşam Yemeği

3.3K 331 440
                                    

Medya: Sarin'in elbisesi. Okumaya başlamadan önce lütfen bakın

keyifli okumalar💜

******

İnsanlar hiç kötü olmak ister miydi? Benim nazarımda bu sualin yanıtı hayırdı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

İnsanlar hiç kötü olmak ister miydi? Benim nazarımda bu sualin yanıtı hayırdı. Mektepte, evde, mahallede, kilisede, her yerde insanlar sürekli nasıl iyi insan olmamız gerektiği hakkında konuşuyor, öğütler veriyordu. Şimdiye kadar tek bir yaratılan bile görmemiştim ki kötü biri olmayı insanlara anlatsın, övsün.

Sürekli nasıl iyi bir insan olacağımın anlatıldığı bir mektepte okuyordum ben. Hakikati söylemek gerekirse pek başarılı bir yöntem işitmemiştim şu zamana kadar ama en azından kötü biri olmamamız için de ayrı bir çaba gösteriyordu Sir ve Ma'amlar.

İşte sıraladığım bütün bu insanların arasında biri vardı ki gece gökyüzünü süsleyen kan kırmızısı bir dolunay gibi zifiri karanlık geceyi aydınlatıyordu.

Öyle bir parıldayıştı ki bu, bütün bir ruhumla ona benzemek istiyordum. İyiliği öğütleyen herkes gökyüzünde birbirine benzeyen sönük birer yıldız gibiyken o aralarından sıyrılan kanlı bir dolunaydı. Kötülüğü aşılıyordu ruhuma...

İyi olmayan onca insanın arasında kötü olmak için çabalayan tek o vardı benim nazarımda. Akışa ters bir fıtratı vardı sanki... Kötü olmayı bilerek ve isteyerek seçiyordu. Mahallede sevmediğim, bana kötü davranan onlarca insan vardı ama o, onlardan olabildiğince farklı bir kinle benden nefret ediyordu. Onların nefreti saman alevi gibiyken Yavuz abinin nefreti cehennem ateşi gibiydi. Sönmüyor, aksine zamanla daha da harlanıyordu.

"Yoruluyorsun değil mi?"

İşittiğim sual ile gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Hayatımda ilk kez biri bana böyle bir sualde bulunmuştu. Yanıt vermeden önce derince yutkunup ilerideki yaprakları hafif rüzgarla titreyen büyük ağaca baktım. Yorulmuş muydum... Yorulmama izin verilmiyordu ki, nasıl yorulduğumu hissedebilirdim? Sürekli bir nefret ile mücadele halindeyim.

Bu nefreti süsleyen öfke ise sadece mahalleli ile de sınırlı değildi. Kimin hayatına ufacıkta olsa dokunsam nefretle benzeniyordu kalbi. Bunca farklı bedenden aynı duyguları almak beni bu savaşın içinde tuttan yegane şeydi. Bundan dolayı bana yöneltilen bu sual fazlası ile şaşırmama yetmişti.

"Benim yorulmak için bile vaktim yok. Belki... Belki sadece bir kaç gün bana müsaade etseler, belki o zaman yorulduğumu anlarım."

Yorulduğumu anlamam için bu nefretten biraz da olsa mahrum kalmam gerekti. İşte o zaman yoruldum diyebilirdim... Yorgunluğu hissetmekti asıl olan ve ben bu uzun harbin içinde bir an olsun durmadan savaştığım için yorulduysam bile hissedemiyordum. Durmak ve dinlenmek ise benim lûgatımda olmayan kelimelerdi.

"İnsanı en çok nefret yorar. Bunu hissetmen için derin bir nefes alman bile yeter Sarin. Ve ben, sen her nefes aldığında ne kadar yorgun olduğunu görebiliyorum... Derin derin aldığını sandığın soluklar bile yorgunluktan tam mânâsı ile ciğerlerine inmiyor ablacığım."

ArmenianHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin