☾︎2☽︎

204 18 41
                                    


_____________❦︎_______________

Yuki'yi, yer yüzündeki yaşama alışması için dünyaya, bir insanın yanına bırakmak Yuana'ya çılgınca bir fikir gibi geliyordu. Yüzlerce tanrıça adayı arasından Yuki'yi yer yüzüne indirmeleri oldukça tepki çekecekti, Yuki, Ay Tanrıçası unvanına sahip olacağının bilincinde değildi. Yuana onun çok saf olduğunu, dünyada yaşayamayacağını düşünüyordu. Fakat Reven bunun Yuki için en iyisi olduğunu söylediğinde Yuana çaresiz bir şekilde Yuki'yi dünyaya götürmüştü. Güvendiği bir insana Yuki'yi emanet edecekti.

Yoriichi Tsugikuni için geleceğin Ay Tanrıçasını misafir etmek bir onurdu. Bundan çok memnundu ve Yuki'yi en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyordu. Bildiği her şey tanrıça adayına aktarmaya çalışıyordu. Fakat Yoriichi'nin bilmediği şey, Yuki bulunduğu her ortama, bilgiye ve kişiye kolayca alışabiliyor, öğrenebiliyordu. Gördüğü herhangi bir şeyi anında ezberleyebiliyor ve asla unutmuyordu.

Yoriichi, Yuki'nin tek başına dışarı çıkmasına katiyen izin vermiyordu. Ancak o gittikten sonra Yuki evde tek kalıyor ve canı sıkılıyordu. Bu sebeple Yoriichi her evden gittiğinde Yuki pencereden atlayıp köye tek başına gidiyordu. Hafızası burda kızın işine oldukça yarıyordu.

Bir gün yine Yoriichi evden ayrıldıktan hemen sonra Yuki camdan atlayıp köye gitmeye karar verdi. Üzerinde kahverengi kumaş bir paçavra takımı vardı. Bembeyaz teni, ve aynı beyazlıktaki saçları hafif kirli duruyordu. Neden böyle giyinmek zorundayım? dediğinde Yoriichi köylüler tarafından dikkat çekmesinin iyi olmayacağını anlatmıştı genç kıza. Aynı zamanda sürekli, kimseye tanrıça adayı olduğunu söylememesinj tembihliyordu.

Şimdi ise sonbaharın, kışı davet ettiği soğuk ve sert rüzgarları esiyor, hızla Yuki'nin bütün bedenini sarıp uzaklaşıyordu. Üzerinde bir paçavra olması umrunda değildi. Ağaçların yaprakları dökülmüş yolun her yerine saçılmışlardı. Yuki de yapraklara bastığında oluşan sesi oldukça sevmiş olacak ki sürekli hoplayarak onları ezmeye çalışıyordu. Ayaklarını yaprağa vurduktan sonra gelen çatırdama sesi kulağına çok rahatlatıcı geliyordu.

Bu yüzden bir süre bu oyuna devam ettikten sonra etrafına bakındı. Burası köye giden yol değildi. Emanet edildiği ve ona bir nevi dadılık yapan Yoriichi'nin 'yasaklı' dediği bölgeydi. Yuki'ye eğer buraya girersen, buranın sahibi sana hiç iyi davranmaz, majesteleri demişti bir keresinde. Kız buraya girmeyeceğini net bir şekilde belirtmişti ama şu an buradaydı. İsteyerek gelmemişti. Normal yoldan farklı olarak burada çok fazla Kırmızı Örümcek Zambağı olması dikkatini çekmiş olmasına rağmen burda fazla oyalanamazdı.

Yuki geri dönmek istedi ancak geri dönüş yolunu da kaybetmişti. Korktuğunu hissediyordu. İncecik cılız bacakları paçavranın içinde titriyrodu. Elleriyle kollarını ovalayıp ısıtmaya çalıştı. Tanrıça adayı olabilirdi, soyu güçlü olabilirdi ama böyle değişik havalara alışık değildi.

Sakin kalmaya ve telaş yapmamaya çalıştı. Belki buralarda başka kaybolmuş birini bulurdu ve buradan çıkarlardı. Yuki bu ümitle yola koyuldu ve daha da üşümesine rağmen yola devam etti.

𝐒𝐀𝐔𝐃𝐀𝐃𝐄  [𝐾𝑖𝑏𝑢𝑡𝑠𝑢𝑗𝑖 𝑀𝑢𝑧𝑎𝑛]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin