"Yeonjun'un söyledikleri doğru mu Wooyoung?"
Wooyoung gelen soruyla birkaç saniye nefesinin kesildiğini hissetti. Yeongjun ona ne söylemiş olabilirdi ki?
Yoksa San'ın bilmediği yönünü mü söylemişti ona.
"S-sana ne s-söyledi ki?"
Wooyoung merakla San'ın gözlerine bakarken, San başını önüne eğdi ellerine baktı.
"Senin beni sevdiğini söyledi."
"Ne!?"
Wooyoung duyduğu şeyle kahkaha attı. Cidden aklından geçeni söyledi diye aklı çıkmıştı. O kadar rahatlamıştı ki.
"Gerçekten bunu mu söyledi?"
San başını olumlu anlamda salladığında bakışlarını ona çevirdi.
"Sen gerçekten beni mi seviyorsun?"
Wooyoung aniden gelen soruyla bakışlarını kaçırarak önüne döndü. Arabayı çalıştırarak yola koyuldu.
"Cevap vermeyecek misin?"
"Bak eğer rahatsız olduysan duymamış gibi yap. İnan eskisi gibi olabiliriz ama madem öğrendin. Evet senden hoşlanıyorum San ama sen rahatsız olduysan asla. Asla konusu açılmaz. Lütfen arkadaşlığımızı bitirme."
Wooyoung arabayı sürmeye devam ettiğinde uzunca bir süre sessizlik oldu. Okuldaki dersleri çoktan bitmişti. Gitmenin pek bir anlamı kalmamıştı.
"Attığın konumda mı evin?"
"Evet."
"Ayş. Nerden buldu ki o seni."
Sonrasında tekrar sessizlik oldu. Birkaç dakika sonra Wooyoung arabayı durdurup öylece önüne bakmaya devam etti.
"San. Ben gerçekten öz-"
"Özür dileme. Sadece bu konuyu hiç yaşanmamış olarak görelim ve kaldığımız yerden devam edelim."
Wooyoung başını sallayarak onayladıktan sonra San arabadan inip Wooyoung'un karşısına geçti. Wooyoung bakışlarını yüzüne çevirdi. San ise gamzelerini göstererek gülüp el salladı.
"Görüşürüz!"
Wooyoung da zoraki bir gülümseme yüzüne koyarak el salladığında San evinin bahçesine girdi ve eve girdi. Wooyoung ise derin bir nefes alarak az önce yaşananları anımsadı ve sinirle arabayı çalıştırdı.
"Bu sefer gerçekten bittin Choi Yeonjun!"
San ise eve girdiği gibi kendisini koltuğun üzerine attı ve yaşadıklarını düşündü. Neler olmuştu öyle...
"Akıl alır gibi değil."
Dudağındaki yarası acıdığında aklına yüzüne yediği darbeler gelirken hızla aynanın karşısına geçip yüzünü inceledi.
"YAA! NE HALE GELMİŞ CANIM YÜZÜM!!"
San birkaç dakika bakmaya devam ederken beyninde Wooyoung ile geçen diyalog yankılanmış, elini tekrar yüzünde hissetmişti.
"Umarım eskisi gibi olabiliriz Wooyoung-ah."
...
"SENİN AMACIN NE HA!! ÖLMEK Mİ İSTİYORSUN!!"
Wooyoung sandalyede yarı baygın olan gence bağırdığında alaylı bir gülüş atmıştı.
"Ölümüm senin ellerinden olacaksa neden olmasın Wooyoung-ssi."
Wooyoung sağlam bir yumrukla Yeonjun'u yere sererken sinirle mekanı inletmişti. San'ın ona davranışları aklına geldikçe delirecek raddeye geliyordu ve bütün bunların suçlusu tam olarak karşısındaydı.
"AHH! CHANGBİN!!"
Birkaç saniye sonra Changbin içeriye girdiğinde karşılaştığı ortam klasikti.
"Al gönder şunu yurt dışına mı nereye gidiyorsa, yoksa elimden bir kaza çıkacak."
Wooyoung sinirle mekandan çıkıp arabasına bindikten sonra yarım saat içerisinde evine varmıştı. Buz gibi soğuk bir suyla duş aldığında biraz olsun siniri geçmişti. Kendini yatağına atarak olanları düşündü, en çok San'ı. Aklına yüzündeki yaralar gelirken hemen telefonunu eline alarak mesajlaşma kısmına girdi.
Wooyoung:
San-ah
nasılsın?
San-ah:
İyiyim Wooyoung.
Sen?
Wooyoung:
sevindim iyi olmana
yüzündeki yaralara pansuman yapmayı unutma.
San-ah:
Tamam Wooyoung.
Sen nasılsın?
Wooyoung:
o zaman iyi geceler San.
San-ah:
Kötü olduğunu saklamana gerek yok Wooyoung.
mesajımı görmezden gelmen bir şey değiştirmiyor.
Yarına toparlanmış olarak gel.
değişmiş bir Wooyoung görmek istemiyorum.
Wooyoung:
Tamam San-ah
Teşekkür ederim.
İyi geceler.
San-ah:
Sana da Young-ah.
sana da.
...
Umarım beğenirsiniz.
29.07.22
